Bir Garip Kür Casus Hikayesi

Şanlıurfa'nın tarihini anlatan bir çok sosyal medya hesabı var. Buluntu Hoca ile Kür Casus'un hikayesini ise ilk kez okuyacaksınız. Sosyal Medya'da Eski Urfa Fotoğrafları sayfasında yayınlanan fotoğrafları hikayeleştiren Nuri Yeşilnacar Kür Casus'un hikayesini anlatırken, Buluntu Hoca ile olan bir anısını da kaleme almış. Melami Tarikatının Zifri kolunu da anlatan bu hikaye Şanlıurfa tarihine de ışık tutuyor.


Bir Garip Kür Casus Hikayesi

Rahmetli Kür Casus, MELAMİ tarikatının zifri kolundandır. (Zifri kolu,perişan, dağınık ve kirli bir şekilde dolaşanların bir koludur. (Kaynak, Mutafa Garip Gülaçan hocam )
Kür Casus, alt ve üst olarak ketenden yapılmış beyaz bir elbise giyerdi ve şapkasını da ters veya yan takardı Kendisine taş atan çocuklara karşıda taş atmak için koynunda taşlar bulundururdu.
Kür Casus,Urfa’da Haşimiye meydanında Pazar camisinin önünde ve birde Turban oteli yapılmadan önce burada bulunan iki katlı kütüphanenin önünde ve yanında ki Adliye binasının önünde dolaşıp dururdu. ( Şimdiki eski Şanmed Hastanesi’nin yeri ile eski Ticaret ve Sanayi Odası’nın olduğu yerdi. )
Burada dolaşırken kütüphane önünde yere elindeki tebeşir veya taşlarla daireler çizerdi.Bu dairelerden de kimsenin geçmesine izin vermezdi.
Yoldan geçen bazı yaramaz çocuklar,kendisini, kütüphane önünde gördüklerinde ;‘’ Kür casuss, Kür casusss.. ’’ diye bağırarak taş atarlardı. Bazen de Kür Casus’u yolda yürürken gören bu çocuklar, kendisine sataşır ve yine; ‘’ Kür Casuss..Kür casusss..’’ diyerek bağırıp taş atarlardı. Rahmetli Kür Casus’da bunlara kızar, karşılık vererek oda çocuklara taş atardı.Ne ilginçtir ki, çarşının ortasında olsun veya yolun ortasında olsun Kür Casus’un çocuklara attığı taşlardan birisi herhangi bir çocuğun kafasına veya bir yerine değmediği gibi herhangi bir dükkanın camına da değip kırmamıştır..
Emekli öğretmenlerden arkadaşım, Mehmet Acar, Kür Casus ile ilgili bir anısını şöyle anlatmaktadır;
- Çocuktum, bir gün rahmetli babam ile sabah namazından sonra Veli Bey hamamına yıkanmaya gitmiştik.Ben soyunup peştemalımı giydikten sonra yıkanmak için içeri girdiğimde arkamdan hamamcıda elektriği yakmıştı.Hamama girdiğimde, bir de baktım ki! beyaz elbiseli Kür Casus,çurunun başında çömelerek oturmuş bana bakıyordu. Ben kendisini görür görmez korktum ve hemen kendimi dışarı attım.Arkamdan Kür Casus sessiz ve sedasız bir şekilde yerinden kalkarak hamamdan çıkıp gitmişti. Sonra hamamcı yanımıza geldi.’’ Korkmayın, bu yatsı namazından sonra buraya gelir ve sabah ezanına kadar çurunun başında çömelerek oturur ve sabah ezanından sonrada buradan çıkar gider’’ demişti.
Kür Casus, bazen Diyarbakır’a da giderdi Orada Urfa kapısı önünde hep dolaşıp dururmuş. Cenazesinin de Diyarbakır’da olduğu bilinmektedir.
O yıllarda,bazı yük taşıyan ve köy postası yapan kamyon şoförleri de Kür Casus’u Diyarbakır yolu üzerinde görürlermiş. O yılların yeni çıkan kamyonlardan,Ağustin,Leyland ve Mağrus gibi birkaç model kamyon bulunuyordu.
Bir gün Horoz Ahme ( Horoz Ahmet lakaplı ) birinin kamyonu Karaköprü yolu üzerinde bozulmuş ancak birkaç kişinin kamyonu arkasından destek vererek ( İtekleyerek ) yol alması sağlanması gerekiyormuş.Tam o sırada şehrimizde kamyonu ile köy postacılığı yapan Kurrik Mehemet ( Kurrik Mehmet Gençkol ) bir de bakar ki, Kür Casus, tek başına Horoz Ahmet’in kamyonunu arkadan itekleyerek yol almasını sağlıyor. Kurrik Mehmet bunu görünce çok şaşırır ve etkisinde kalarak evine döndüğünde bunu çocuklarına anlatır.( İşte bunu bana anlatan Kurrik Mehmet’in ortanca oğlu Hakkı Gençkol’dur. Kurrik Mehmet, aynı zamanda o yılların en seçkin sanatçılarımızdandı Kendisine Allah’dan rahmet dileriz)

Bir gün büyük zatlarımızdan, rahmetli Buluntu Hocamız da küçük yaşta bulunan torunu Nejat hocamız ile Bediüzzaman mezarlığına giderler.Ziyaret ettikten sonra Bediüzzaman mezarlığından dönerken şimdiki 12.Eylül Caddesi’nden geçerler.O zamanlar 12.Eylül‘Caddesi daha açılmamıştır. Yolda yürürken, Buluntu Hocamız birde bakar ki, Kür Casus,12.Eylül Caddesi’ndeki bazı evlerin duvarlarını kömür ile çizmektedir. Buluntu Hocamız bunu görünce şaşırır ve kızar, Kür Casus’a;
- Doğru yoluna gitsene! der.Bunun üzerine Kür Casus’da Buluntu Hocamıza dönerek şöyle der;
- Sen mi doğru yoldan gidiyorsun ? Yoksa ben mi? der.
Bunun üzerine Buluntu Hocamız torununa;
-Hadi gidelim yavrum, bununla fazla uğraşmayalım. der ve yollarına devam ederler.
Değerli Nejat Hocamın anlattığına göre, ‘’Kür Casus’un kömürle çizdiği o evler yıkılarak bugün günümüzde 12.Eylül Caddesi’ndeki yola katılmıştır.Rahmetli Kür Casus, daha o tarihlerde yıkılacak o evlerin duvarlarını kömürle çizmişti.’’ Dedi. (Kaynak Nejat Ergüven hocam )
Urfa’nın bu iki değerli büyüğüne Allah’tan rahmet diler, mekanlarının cennetlik olmasını dilerim.

Bu fotoğraflar; Urfa eski fotoğraflar sitesinden alınmıştır.