Sen Gök Sofrası nedir bilir misin?..
Ve..Ona talip yürekleri?...
Bilir misin sahi?..
Gök Sofraları'nda yüreğini bölüştüğün oldu mu hiç?..
Ya bir gök muştusunu?..
Ya, O En Güzel’in sevdasını, bölüştün mü biriyle?..
Sen, Kelime-i Şehâdet nasıl bölüşülür bilir misin?..
Dinle;
Ayrılık vaktinde, İkiden biri, “Lailaheillallah” der,
Diğeri, “MuhammedunResûlullah”.
Bölüşürler o şehâdeti ki, vuslat olsun ayrılıkları..
Ki, birleşsin gönülleri tevhidte, hiç ayrılmasın..
Çünkü bilirsin, o iki kelime hiç ayrılmazlar..
“Lailaheillallah” sende, “MuhammedunResûlullah” onda..
Bir yüzü sen ayrılığın, öte yüzü; vuslat içre vuslat..
İşte anla: Bu, tevhid diliyle meydan okumaktır ayrılığa...
...
Sen hiç dost yüreğiyle kuşanıp, acılara meydan okudun mu?..
Bir gülüşü, bir gözyaşını paylaştığın oldu mu?..
Bir şiiri, bir ezgiyi tam ortadan bölüştün mü hiç biriyle?..
Sesini katıp da sesine, sen hiç türkü söyledin mi çağa karşı?..
Gözyaşlarını ruhunla sildin mi hiç?..
Dualarını düşürdün mü dost peşine?..
Yüreğini çıkarıp da yollara, kupkuru öylece bekledin mi?..
...
Ne çok söylenir bu kelime: “dostluk”, “dost” ..
Var mı sahi gerçek bir dost?..
Kaldı mı?..
Var mı böyle bir dostu olan?..
Yokluğuna yaslayıp da yüreğini, varolduğun?..
Var mı böyle bir dost bulan?
Ya da böyle bir dost olan?..
Ah! Hep yitirdik güzellikleri..
Hiç sızlamadan yüreklerimiz, bir bir tükettik dostlarımızı umarsızca..
Ne yazık..
...
Peki nedir ki dost?..
Herkes kendine mi bakar aynalarda acep, "dost" denince?..
Kimbilir belki de hep ulaşılmak istenendir, anlatılan..
Oysa dost;
Aynalarını yüreğine tutandır senin.. Ve, Yüreğine aynalarını tuttuğun..
Seni farklı kılanın bilincinde, yüreğini yüreğine katandır dost..
Seni alır da onca kalabalık arasından, yüreğine asar.. İşte dost!..
Ve dostluk;
Hedeflenen şey değil, gönül gönüle hedefe yürüten şeydir..
Bir ucu sana, bir ucu ona bağlı bir zincirdir dostluk..
Hiç açılmasa da, tükenmeyen umutlarla, dost kapısında özlemekten yorulmaktır..
Hiç arayıp sormasa da peşine düşmektir, vefadır dostluk..
Var mı "böyle bir dost" bulan?
Ya da "böyle bir dost" olan?..
...
Hiç arama! Bulamazsın!..
Yok ki öyle bir dost!..
Çünkü biz, tüm dost yürekleri sorgusuz- sualsiz idâm ettik..
Varsa da tek-tük, aldanma!
Hüküm verilmiş, kalemler kırılmıştır mutlaka..
İnfaz vakti, ha geldi ha gelecek..
Beklemede yürekler..
Ya Rab! Lutfet! Ay çıksın.. Sular yükselsin..
Dualarımız dâim medler içindir, cezirlerde gönüller..
Ah! Güzel insanlar güzel atlara binip, hep gittiler..
Gittiler ve terkettiler..
Bâkî kalan bu kubbede hoş bir sadâ imiş..
Bak dinle, ne söyler Yûnusum;
“Dost kılıcından Yûnus ölürse gam değil,
Dost göğünden uyanan ma’şuk burcundan doğar..”
Allah Dost Huve’l Bâkî..
Ayşe Reşad 2001 - Cidde
Yürü git, kantarına hâlis olan a’yar ara bul!
Ne kazandın şu fani âleme geleli?
Ömrünü boşa geçirme zikr ile Allah’ı arabul
Bu nefis seni bir gün dosta düşman edecek
Yürü dil mülkine ehli kumandan arabul
Saltanat mülkü konak bir gün elden gidecek
Sana bakide ev yapacak mimar arabul
Aldanma azizim şu dünyanın nakşına nakkaşına
Hazreti âdem gibi girsen hezeran yaşına
Akıbet sende bir gün gelirsin o musalla taşına