YAZARLAR
Dikkat ! Hırsız var( Bahattin Yavuz )
Neden Yazmayı ister bir yazar?( M.Niyazi Kocadağ )
Anne....( Barış Durak )
Haydi Çocuklar Bara!( Necmettin Sağlam )
HERKES BİZİM AYNAMIZ!( Burçin Alpacar )
Keşke( Nuray Açar )
Hayalperest olmak!( Esra Dağ )
İran ve Hizbullah'a Ne Oluyor?( İbrahim Halil Arslan )
Kimin Umurunda?...( Emine Sivri )
Nasihat( Saadet Ün )
Bir Doğum, Bin Bereket..( Öznur Çolakoğlu )
Kentin Işıkları( Ömer Salih Ünlü )
Demokraside Kadın İzleri( Funda Ateşoğlu )
Diyarbakırda Yaşamak..( Sümeyye Gergerlioğlu )
İmamı kim ağlattı?( Semanur Yaman )
Elvedâ Urfa!( Ahmet Bedir )
Turşu( Elif Baran )
BEN ANNEYİM( Gülistan Özdemir )
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ayşe Reşad
ayseresat@yahoo.com
D-ü-ş-ü-n-ü-y-o-r-u-m
31 Ekim 2009 Saat 10:37

Geçen bir klip izledim, Risale Kanalı'nda..Orada bir sahne çok etkiledi beni, gözlerim doluverdi:

Sahnelerden birinde, bir anne çocuğunu cezalandırmak için kapı dışına bırakıyor..Çocuk orada ağlıyor sızlıyor ısrarla hiç vazgeçmeden sürekli, sürekli çalıyor kapıyı..

En sonunda ceza bitiyor, kapı açılıyor ve mutlulukla annesinin boynuna sarılıyor çocuk :)

Şunları çağrıştırdı bana; Bizler de, bazen bir halt ederiz, başımıza bir musibet gelir..

 

Hani nasıl bir çoban, tam uçurumun kenarına gelen koyunları düşüp telef olmasın diye, vurur onlara ki dönsünler..

 

Musibet o vurmadır, ceza da aslında kucağa bir çağrıdır, bu manasıyla nimet..

 

Aynen bunun gibi bazen kapı dışına atılırız..

 

Daha doğrusu nefsimizin çakırkeyfliğine uyarak, biz atarız kendimizi, O’nun rahmet dairesinden dışarı.

 

Çünkü O’nun rahmetini celbedecek elektromanyetik çekim yoktur artık bizde..

 

Bile isteye zulmederiz yani nefslerimize.

 

Ama tevbede ısrar, kapı önünden hiç ayrılmamak, O'nu memnun etmek suretiyle açılır kapılar yeniden ve huzura kabul ediliriz..

 

"Kul tevbe ettiğinde Allah'ın sevinci, çölde devesini kaybedip bulan adamın sevinci gibidir"

 

Ya Afuv! Ya Ğaffar! Ya Tevvab!

 

http://img36.imageshack.us/img36/2572/sgrosline2.gif


 

Uzaklaştırılır insan bazen, inanırım..

Hani insan bazen ibadet edemediğinden yakınır ya?.."Namaz kılamıyorum", "dua etmek içimden gelmiyor hiç" "camiye gidemiyorum" gibi..

 

İşte belki de o zamanlar özellikle uzaklaştırılıyoruz! Nasip olmuyor..

 

Bizde yarar bir şey göremiyor Rahman ve çağırmıyor bizi huzuruna..

Dua gibi..Hani bazen nasıl da huşu ile ederiz, duadan nasibi olan isimler gelir aklımıza hemen zikrederiz. Ama bazen de dua edemeyiz hiç. Ettirilmeyiz!

 

Yoksunluğumuz yoksulluğumuzdandır..

 

Bizde O’na yarar bir amel yoksa, yoksuluz demektir.

Bizde Rahman'ı- Rahmeti çeken kocaman bir mıktanıs olsa mesela :) O'na yarar, O'nu memnun edecek niyet ve ameller yani..

O zaman, O da bize rahmet nazarıyla bakacak ve açacak kilitlerimizi tek tek..


http://img36.imageshack.us/img36/2572/sgrosline2.gif

 

"İnanıp salih ameller işleyenler için Rahmân, (gönüllere) bir sevgi koyacaktır."

Bir kul Allah ile arasını düzeltirse,
O'na daim yaklaşmak için çırpınırsa..
O'nun yasakladıklarından sakınırsa,

Sırf O'nunla arası bozulmasın diye, O'nu incitmemek için, takvasından bunları yaparsa..

Sonra, “diğer insanlara nasıl yardım edebilirim” “onları nasıl mutlu edebilirim” diye çırpınır, bunu da Allah için yaparsa..

İşte o zaman Allah bu kulu sever ve o kulun gören gözü, duyan kulağı, tutan eli olur..

Ne demek bu?

 

Allah ahlakıyla ahlaklanmak demek.

Allah'ın tüm esmasının insanda tecelli etmesi demek, yani esmaulhusnaya ayna olması..

İşte o zaman Allahu Teala, bu kulu sever, ve meleklere de der ki; " sevin bunu"

Sonra melekler de insanlara; "sevin" derler..

Yer ve gök halkınca "Sevgili" olur o kul..

Ya Veduuuuud!..

 

http://img36.imageshack.us/img36/2572/sgrosline2.gif

 

Rabbim sesini duyar ve cevap verir..

Sadece dillendirilen duaları değil, kalpten-akıldan geçenleri de..

Duyar ânında, merhamet eder ve cevap verir.


Şaşar kalırsın ve; “Ama ben sadece düşünmüştüm, isteğimi dillendirmemiştim bile..” dersin..

O Vedud'tur.. Vahhab'tır..

Şasma O'nun emrine..Sadece tevekkül et ve teslim ol.

Hasbiyallahu lailahe illahu aleyhi tevekkeltu ve huve Rabbularşilazim

 

http://img36.imageshack.us/img36/2572/sgrosline2.gif

 

İnsanın kendine yaptığı en büyük zulümdür affetmemek..

 

Hem de yolları tıkar..

 

“Kullandığımız ölçüyle ölçüleceğiz” ya, o anlamda tıkaçtır, öteler adına..

Affetmek, bir iç muhasebeyle, içe dönüşle mümkün ancak..

 

Zor çünkü, biraz alıştırma yapmak lazım.. Kendimden biliyorum oluyor, ama yeter ki isteyin..

Başınıza bir şey geldiğinde, biri size söz söylediğinde ya da ne bileyim haksızlık vb. yapıldığında ne kadar acı olursa olsun hemen içinize dönün ve sorun:

 

Ben ne halt ettim ki bunu başıma musallat ettin ya Rab?

 

Ey nefsim cevap ver ne yaptın!? Ya da ne yapmadın?!

 

Sonra bakın, mutlaka bulacaksınız, bir yerlerde zinciri kırdınız..

 

Öyle bir şey yaptınız ki –emre itaatsizlik ya da O’na hoş gelmeyen bir şey mesela-

Böyle olunca insan kolay affediyor, hem de muhasebe ettiğinden yüreği hep diri oluyor çağa karşı ;)

Haa ama, karşıdan insanlar belki diyeceklerdir;
“Şuna bakın ya nasıl da onursuz, gurursuz” vs.. olabilir, bırakın desinler..

 

Madem “Kullandığımız ölçüyle ölçüleceğiz” kulak asmayın hiç kimseye,

 

Siz Allah'ın onursuzu olun!

http://img36.imageshack.us/img36/2572/sgrosline2.gif

Cuma Suresi 9 ve 11. ayetler-İniş Sebepleri:

 http://groups.yahoo.com/group/fethimiz/message/19908  

 

Annem rahmetli cuma günü namaz vaktinde kesinlikle iş yaptırmazdı, ibadet, tesbih vb. meşgul olunsun isterdi..

Hatta Kur'an okunmasa, namaz kılınmasa bile, illa ki de ev işlerini o saatte yapanlara, ev süpürenlere falan çok kızardı..

Demek ki eskiler biliyorlardı, ilimleri olmasa dahi..

Tabii cuma içindeki o duaların kabul olduğu icabet saati de var.

Bir de şu var, yukarıdaki ayetleri –Cuma 9 ve 11- okuyup; "Haa tamam, bu sadece cuma namazı için, hem de alışveriş hakkında" dememek lazım..

Diğer vakitlere de şamildir diye yüreğime düşüyor hep..

Ezanı duyunca hiç umursamadan elindeki işine devam edenler..

Ezanı duyunca izlediği tv dizisinden baş kaldırmayanlar..

Ezanı duyunca hiç duymamış gibi kulak ve yürek tıkayanlar..


Anne-babası ya da iş yerinde patronu, ya da sevdiği çağırınca el pençe divan duranlar hergün 5 vakit minarelerden okunan:

"Beni Unutma"
"Haydi huzura"
"Haydi kurtuluşa" çağrısını neden umursamazlar?


Neden umursamıyoruz?!

O vakitler bilelim ki Rabbin bizi kucağına çağırdığı vakitlerdir, gafil olmayalım ve o an ki amellerimize "Allah için"lik katalım daima..

 

Muhabbetle efendim

 

Ayşe Reşad

 

http://yurekyanginlari.blogcu.com/ 

Bu yazı toplam 2458 defa okundu.
Ayşe Reşad isimli yazarın tüm yazılarını göster
pray like s.a.a.w.
ALLAH söylettirince Maşallah
ALLAH razı olsun amel etmek nasip olsun cumlemize inşallah
25 Eylül 2010 Saat 01:11
recepyıldırım
gerçekten bazı cezalar ödül olur insana
annenin verdiği ceza nekadar agır olursa olsun insan annesinden vazgeçemez fakat o an bir siniz olur anneye bir kin bide bakmışınız annenin dizinin dibinde unutulur gider... Bazen cezalar ödül olur cezalar inasanların kendini terbiye etmesinde büyük rol oynar ama illa biririnin dürtüklemeside gerekmez çobana ihtiyaç olmaz .... yazı hoşuma gitti kalemine saglık..
04 Kasım 2009 Saat 20:59
AHMET ŞAHİN
bu yazıyı yazan hanımefendiye teşekür.
KALEMİNİZE DİLİNİZE FİKRİNİZE SAĞLIK YORUMLARINIZA SAĞLIK BİZLERE DUACI OLUN ÇOK ÖZEL BİR DUANIZI BEKLİYORUM ALLAHA EMANET OLUN.
31 Ekim 2009 Saat 12:20

Şu An Sitede
2588 Kişi Online

ETKiNLiKLER  + Ekle 
ÜYELİK
Genel İçerikler
Nöbetçi Enzaneler Otobüs ve Uçak Seferleri
DUYURULAR +Ekle
Edessa Mutfak