YAZARLAR
Dikkat ! Hırsız var( Bahattin Yavuz )
Neden Yazmayı ister bir yazar?( M.Niyazi Kocadağ )
Anne....( Barış Durak )
Haydi Çocuklar Bara!( Necmettin Sağlam )
HERKES BİZİM AYNAMIZ!( Burçin Alpacar )
Keşke( Nuray Açar )
Hayalperest olmak!( Esra Dağ )
İran ve Hizbullah'a Ne Oluyor?( İbrahim Halil Arslan )
Kimin Umurunda?...( Emine Sivri )
Nasihat( Saadet Ün )
Bir Doğum, Bin Bereket..( Öznur Çolakoğlu )
Kentin Işıkları( Ömer Salih Ünlü )
Demokraside Kadın İzleri( Funda Ateşoğlu )
Diyarbakırda Yaşamak..( Sümeyye Gergerlioğlu )
İmamı kim ağlattı?( Semanur Yaman )
Elvedâ Urfa!( Ahmet Bedir )
Turşu( Elif Baran )
BEN ANNEYİM( Gülistan Özdemir )
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ayşe Reşad
ayseresat@yahoo.com
Olamaz mı yani?
23 Nisan 2010 Saat 06:15

Gül Efendim’e salat ve selam ile başlarım..

 

Buhari’de, geçmişten geleceğe insanı sarıp sarmalayan, çok çarpıcı mesajlar veren bir hadis var efendim..

 

Bu, geçmiş zaman ümmetlerinden 3 kişinin başından geçen ve de Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in sahabelerine anlattığı  bir olay aslında..

 

Bir mağarada kapalı kalır bu 3 adam ve her biri yaptığı en iyi, en ihlaslı ameliyle Rabbine yakarır, hoşnutluğunu ve kurtuluşu diler;

 

Birincisi şöyle yalvarır; Ya Rabbi! Anne-babam benim baş tacımdır, onlar yemeden içmeden ne ben ne de eşim, çocuklarım, ev halkı yiyip içemez..

 

Bir gün geciktim, yemeklerini vaktinde veremedim, öylesine kahroldum ki,  onlar uyanana kadar başlarında bekleyip, onları doyurmadan ne ben yedim ne de kimseye birşey verdim. Eğer bu amelim katında makbul olmuşsa, onun yüzü suyu hürmetine beni kurtar.

 

Birazcık açılır kapı..

 

İkincisi: Ya Rabbi! Amcamın bir kızı vardı, gönlüm düştü, nefsim onu istedi, gözüm görmedi gayrısını, ama O beni istemedi. Bir kıtlık zamanı bana geldi bu kız, çok muhtaçtı, 120 altın istedi. Ben de “nefsimi öne sürdüm” kabul etti.

 

Ama tam birlikte olacakken kız: Allah’tan kork! Dedi ve ben nefsimi öteledim senin için!..Kızı bıraktım, o parayı da verdim ona..Bundan hoşnut olduysan aç ne olur kapıları!

 

Biraz daha açılır kapı..

 

Üçüncüsü: Ya Rabbi! Ben zengin bir adamım, yanımda çalışan işçilerden birisi ücretini almadan ayrıldı bir gün..Ben de o ücreti piyasada kullanarak çoğalttım..Kısa zamanda büyük bir servet oluştu nerdeyse..Yıllar sonra bir gün bu adam geri geldi ve benden o alamadığı parasını istedi..

 

Ben de: “Al bak işte tüm bunlar senin” diyerek, yıllar boyu gün be gün artan servetini teslim ettim, şaşırdı..Sonra aldı gitti.

 

Ya Rab! Ben bunu senin için yaptım, eğer  memnun olmuşsan, bu “senin içinlik” yüzü suyu hürmetine aç kapıyı, kurtar bizi..

 

Ve tamamen açılır kapı ve kurtulurlar..

 

Hadis burada sona eriyor..

 

*

Efendim, burada çok ibretli mesajlar var Efendimiz aleyhisselam’dan bize;

 

Asırlar ötesinden-peygamber yüreğinden, bugüne;

Tek tek yüreklerimize..

Çağa..

 

Şu ateşler ve fitne asrına bomba gibi düşen 3 mesaj!

 

*

Biri; Eve-aileye ve dolayısıyla topluma.. Malum ev ve aile toplumun en küçük birimi. Tek tek kaleler gibi, ailelerin-evlerin düşmesiyle, toplum düşüyor..

 

Şimdi görüyoruz hep parçalanmış aileleri..Huzur evlerine, sokağa atılan yaşlı anne-babaları, çocukları. Söz dinlemez-tatmin olmaz asi bir neslin yetişmesini..

 

Mesajda çağrı; Anne-babaya merhamet, sevgi, saygı, şefkat ve hürmette kusur etmemek. Ana-baba için canını-cananını ötelemek!

 

*

 

İkincisi; Nefse ve her şehvetin tutulmasına ve buna bağlı çıkarcılığı ve kişilerin yürekleri hesabına, nefsin diktacılığını ötelemek..

 

Şehvetin zirvesindeyken vazgeçmek; yapabilecekken yapmamak! Kolay değil! Öfke ve şehvet anında akıl gider çünkü. Kendine bunu kolay eden, kazanıyor..

 

*

Üçüncüsüyse; İçine insanı ve toplumu alan ve iki daireyi birleştirip kirlenmiş her asra, masmavi bir gökyüzü- temiz bir atmosfer armağan eden, vefa ve eminlikde zirveler..

 

Hani İmam-ı Şafii hazretlerinin meşhur bir sözü vardır bilirsiniz, der ki;

 

“Kur’an’dan başka ayet inmese, sadece şu “Asr suresi” yeterdi insanlığın kurtuluşu için!” Yani ebedi hüsrandan kurtulmak için; iman etmek, salih ameller yapmak ve de hakkı ve sabrı tavsiye etmek.

 

Bu hadis de aynen öyle bence..

 

Başka hiçbir hadis olmasaydı, yeterdi insanlığa bir ömür boyu;

 

Uymak-uygulamak şartıyla ama!

 

*

Eyy insanlar-İnanmışlar! “Ev” ve “aile”yi koruyun!

Sakın ha kaleler düşmesin!

Yoksa şehir şehir ülkeler düşecek bir bir!

 

Eyy insanlar-İnanmışlar! Sakın nefsinize kul olmayın!

Çıkarcılık yapmayın! Fırsatçı olmayın!

Sömürmeyin insanları-yürekleri-emekleri..

 

Eyy insanlar-İnanmışlar! Vefalı olun, emanette emin olun!

Dünya sözlerinizden değil, yaşantınızdan örnek alsın sizi..

Baksın baksın da işlerinize “işte bu müslümandır!” desin..

Hayatı yorumlamanıza baksın, imrensin, ışığınızın peşinize düşsün.

 

*

Ve şimdi;

 

Dönün kendinize, mağaralarınıza bakın!

 

Evet evet mağaralarınıza!..

 

Şu yitik çağda sizi sıkan, yakıp kavuran kendi içinize hapseden,

Kısır döngülerinize,

Sizi boğan karanlıklara,

Bir türlü açılmayan kapılara,

“Of off” çektiren dertlere yani..

 

İşte tüm bunlar ve olabilecek binlercesi, sizin mağaralarınızdır.

 

Olamaz mı?

 

Neden olmasın?..

 

Düşünün bir..

 

*

Ve mağaralarınızdan kurtuluş da, hadisdeki 3 örnek gibi bir adanışla gerçekleşecek belki..

 

Olamaz mı?

 

Allah Resulü bize asırlar önce öğretmiş işte: “Sıkıntılı zamanlarınızda iyi amellerinizle Rabbinize nazlanabilirsiniz” deniyor mesajda yani..

 

Nazlan sen de..

Ve nazlanabileceğin amelleri arttır, bunun gayretinde ol..

Rabbe yarar, ihlaslı işlerin çok olsun, olur ki bir gün dara düşersin yetişir sana.. 

 

Dersin;

 

-Ya Rab, ben şu işi yalnız senin için yaptım,

Ya da yalnız senin için vazgeçtim şundan, sana malumdur..

Ne olur eğer hoşuna gitmişse amelim, açıver mağaramın kapısını, kurtar beni..

 

Hafiflet ağırlıklarımı, dünya üstüme üstüme geliyor bak, altında kaldım..

 

Meded ya Rabbi!..

 

*

Ya da mağaradan kurtuluşun anahtarı;

 

Kırdığın anne-babanın yüreğinde belki..

Git onar o zaman! Anne-babanı memnun et, duasını al..

 

*

Belki de vaktinde gitmediğin bir randevu

Belki de  söz verip de yapmadığın bir iş

Belki de kalbini kırdığın bir arkadaş

Belki de vaktinde ödemediğin çek-senet

Belki de yapabilecekken yapmadığın önemsiz bir iş

Belki de hor gördüğün bir yürek

Belki de iyiliğini unuttuğun bir dost

Belki de şehvetine mağlub olup, ram olduğun çıkarcılığın

Belki de

Belki de...

 

Çoğalt işte sen kendince!

 

Ve her ne ise sen bilirsin, onarmaya çalış!

 

Olur a açılıverir kapılar.

 

*

Ve düşün..

Tek tek tüm insanların mağaralarından çıktıklarını..

Tek tek..

Ve düğümlerin çözüldüğünü..

Ve masmavi gökyüzünün göründüğünü..

Ve tebessüm ettiğini insanların yeniden..

 

Olamaz mı yani?

 

*

Eyy insanlar-İnanmışlar! “Ev” ve “aile”yi koruyun!

Sakın ha kaleler düşmesin!

Yoksa şehir şehir ülkeler düşecek bir bir!

 

Eyy insanlar-İnanmışlar! Sakın nefsinize kul olmayın!

Çıkarcılık yapmayın! Fırsatçı olmayın!

Sömürmeyin insanları-yürekleri-emekleri..

 

Eyy insanlar-İnanmışlar! Vefalı olun, emanette emin olun!

 

Dünya sözlerinizden değil, yaşantınızdan örnek alsın sizi..

 

Baksın baksın da işlerinize “işte bu müslümandır!” desin..

 

Hayatı yorumlamanıza baksın da imrensin, ışığınızın peşinize düşsün.

 

Olamaz mı yani?

 

.......

 

Muhabbetle efendim..

 

Ayşe Reşad

 

Bu yazı toplam 4958 defa okundu.
Ayşe Reşad isimli yazarın tüm yazılarını göster
ALİ BİÇEROĞLU
ŞANLIURFA BİR ÇINARINI KAYBETTİ
Seneler önce memleketi Şanlıurfadan çocuklarının istikbali için İzmir'e göç eden ve Urfa'nın meşhur çiğköftelik bulgurunu, isotunu, salçasını, İzmir'in kemeraltı tilkilik caddesinde, URFA BAKKALİYESİ adı ile işlettiği küçücük dükkanında Türkiye'nin batısına tanıtarak Çiğköfte geleneğinin yayılmasında öncülük etmiş.Bu vesile ile çoçuklarına istikbal sağlayarak onların Yüksek tahsil yapmasını sağlamış Şanlıurfa'nın adının, çocukları ve torunları vasıtasıyla Amerika, Canada ve ALASKA'ya kadar duyulmasında vesile olmuş değerli babamız Hacı Hüseyin BİÇEROĞLU 18 nisan 2010 da hakkın rahmetine kavuşmuştur.Mekanı cennet olsun
03 Mayıs 2010 Saat 20:53
mervefitnat
ÖLÜM ŞEKER YÜKLÜYMÜŞ DE HABERİMİZ YOKMUŞ...
Dedemin ölümüyle oldukça sarsıldık, yorumlara cevap bölümünde ölüm gerçeği ile ilgili aktardıklarınızla adeta bir psikolog gibi bizi tedavi ettiniz.İyiki varsınız.Allah benim dedeme olduğu gibi sizlerin de anne, baba ve tüm geçmişlerinize rahmetlerini eksik etmesin.Ayrıca yazılarınızı devamlı okuyor ve sizi ilgi ile ailece takip ediyoruz.
03 Mayıs 2010 Saat 20:13
FARUK GÜNER
HÜSEYİN BİÇEROĞLUNA ALLAHTAN RAHMET DİLİYORUM-BAKİ ALLAH.
Balıklı gölde kayıkla gezecek.
Balıklara yem atacak
Birlikte Mancınıklara çıkıp
Doya doya Urfa'yı seyredecektik


Tarihi çınar ağaçlarının gölgesinde
Babilleri, Puta tapan keldanileri
düzenledikleri ainleri,
Hz. İbrahimi onlarla olan savaşını düşünecek
birlikte tefekküre dalacaktık.

Saray Önünde gezerken
Bedir Zamana doğru
Tekbirlele omuzlarda götürülen
bir cenazeyi gördüğümüzde, hemen koşup
tanısak tanımasakta bir süre taşıyacaktık
Kısmet değilmiş be usta.

-------

Yazar Notu: Elden gelen sadece dua ve sadakadır bu saatten sonra..Rabbim rahmetiyle kucaklasın kardeşim, sabırlar diliyorum..
03 Mayıs 2010 Saat 01:58
Tüm Yorumları Göster(5)

Şu An Sitede
2597 Kişi Online

ETKiNLiKLER  + Ekle 
ÜYELİK
Genel İçerikler
Nöbetçi Enzaneler Otobüs ve Uçak Seferleri
DUYURULAR +Ekle
Edessa Mutfak