YAZARLAR
Dikkat ! Hırsız var( Bahattin Yavuz )
Neden Yazmayı ister bir yazar?( M.Niyazi Kocadağ )
Anne....( Barış Durak )
Haydi Çocuklar Bara!( Necmettin Sağlam )
HERKES BİZİM AYNAMIZ!( Burçin Alpacar )
Keşke( Nuray Açar )
Hayalperest olmak!( Esra Dağ )
İran ve Hizbullah'a Ne Oluyor?( İbrahim Halil Arslan )
Kimin Umurunda?...( Emine Sivri )
Nasihat( Saadet Ün )
Bir Doğum, Bin Bereket..( Öznur Çolakoğlu )
Kentin Işıkları( Ömer Salih Ünlü )
Demokraside Kadın İzleri( Funda Ateşoğlu )
Diyarbakırda Yaşamak..( Sümeyye Gergerlioğlu )
İmamı kim ağlattı?( Semanur Yaman )
Elvedâ Urfa!( Ahmet Bedir )
Turşu( Elif Baran )
BEN ANNEYİM( Gülistan Özdemir )
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ayşe Reşad
ayseresat@yahoo.com
Düşünüyorum
26 Kasım 2010 Saat 19:01

Televizyon programlarının, dizilerin, filmlerin vb. öteden beri yapmak istedikleri bir şey var: Şuuraltına yatırım yapmak. İstedikleri biçimde bir şuuraltı inşası.

Ve maalesef bunu başardılar.

 

25 yıl önceki televizyon programlarına bakarsak mesela, bunu gözlemleyebiliriz.

Eskiden mahrem olan ve ekrana geldiğinde tepki alan herşey, bugün artık sıradan ve olağan görmüyor musunuz?..

İstedikleri şuuraltı maalesef oluştu :(  "bize rağmen" hem de..

Ne olur hiç değilse gelecek nesilleri koruyalım, muhafaza etme gayretlerinde olalım..

Bilinçli tv kullanımı ya da eve sokmamak zor değil.

 

 

Madem ki medya en büyük güçtür, ve düşüş onunla başladı biz de aynı silahla neden onları vurmuyoruz?!

 

Neden kaliteli filmlerimiz yok her telden?

 

Kaliteli komedyenlerimiz, kaliteli dizilerimiz?

Neden "dindarlar" beğenmedikleri, üstelik her fırsatta yerdikleri  dizileri izleyip, yan gelip yatıyorlar? Hatta her ortamda kritiğini yapıyorlar?

 

Adı "yermek" bile olsa, gündemde tutuyor, yüreklerde yer açıyorlar?

Neden gevşedi müslümanlar?
Neden haz peşinde-ler-yiz?

Dün "islam adına" deyip tv kanalları kuranlar, hedeflerinde ne kadar başarılı oldular sahi?!

Aynı silahla vurulmalı medya! Ama illa seviye ve kalite olacak!

Allah sonumuzu hayrede..

 

 

Anası babası -tüm gece ve gündüzler- televizyon başından ayrılmayan bir neslin nesilleri, ne olacak acaba? Yazık..

 

"Nerde o eski çocukluğum" serzenişlerini duyunca, daha da ilerisini düşlüyorum hep..

 

Bundan bir 50 yıl sonra belki, bugünkü gibi hayalleri de olmayacak bu yavrucukların, hepten yitireceğiz herşeyi..

 

Bu yüzden “anne”lere büyük iş düşüyor.

 

“Mektep Anne” diyorum ben, öyle olmak lazım..

 

Mektep Anne, geçmiş ve gelecek olarak her konuda çocuklarına yetebilen, kendi öz değerlerini, ilmi-irfanı yudum yudum içiren ve içindeki çocuğu hiç öldürmeyen anne demek ..

 

Anneler “kendilerini” çağdan koparıp koparıp -hep bunun gayretinde olarak-çocuğuna “hediye etmeli.."

 

Onlarla oynamalı, anlatmalı, köklerinden aldığı mirası bugüne taşımalı..Teknolojiyi de dışlamadan, nimetlerinden faydalanmalarını öğretmeli..Hal diliyle örnek olmalı.

 

Yoksa niçin cennet annelerin ayakları altında olsun?

Yoksa niçin annelere, hududlarda nöbet bekleyen asker ecri verilsin değil mi?

 

Kutlu yolculuk ve kutlu yolcular..Çağa ve çağın albenilerine karşı inatla..

 

Rabbim tut yüreklerimizi ve "anneleri" bize bağışla n’olur..

 

 

Tüm zamanların en dehşetli fitnesi tehlikesi "kadın" maalesef..

 

Çok hadisler var bu konuda, ayette de geçer "düşman" olarak.

 

Neden? Çünkü kadına verilen değer çok yüksek İslam'da..

 

Düşüşü de bu nisbette, en alçağa oluyor.

 

Ve dikkat ederseniz, yıkım için tetikte bekleyenler, ilk hedef kadını seçiyorlar.

 

Çünkü kadın giderse aile gidecek elden..

 

Aile giderse millet, millet giderse ülke elden gidecek..

 

Hep böyle olmadı mı yıllar boyu?..

 

Tarih tekerrürden ibarettir.

 

Aman dikkat!

 

 

Gündemimizde hep başka hayatlar..

Hep başka hikayeler..Diziler, filmler..

Neden bu merak peki? Başka hayatlara olan bu iştah ne?

Senin hayatın nerde?

Hem sen de, başkalara "başka"sın biliyor musun?

 

 

Bazen güzel görürsün kendini aynada, bazen de çirkin..

 

Bazen dilinden bilgece laflar dökülür, bazen lal olursun tek kelime çıkmaz..

Neden?

Hep yürek ikliminden işte..İçin dışa yansıyor.

Dışını görüyor sanırsın aynada, ama görünen içtir..

Başka yüzlerden- yüreklerden de bize yansıyan "Biz"dir, içimizdir.

Kalbine, içine, sana iyi bak! Ki dışın da güzelleşsin ;)

 

 

Cennetin olmadığı her yer cehennemdir..

Ve.. genelde herkes ötelerde düşünür cenneti de cehennemi de..

Ama hayır, bu dünyada cennete giremeyen orada da giremez.

Ve..İslam iki dünyamızı da cennet etmek için gönderilmiştir.

Müslüman eğer cenneti öteye erteliyor ve burda cehennemdeyse yanılmıştır,

 

Bir kontrol-muhasebe gerekir acilen..

 

Ayşe Reşad

Bu yazı toplam 2557 defa okundu.
Ayşe Reşad isimli yazarın tüm yazılarını göster
cüneyt dağlı
ALLAH RAZI OLSUN...
ALLAH RAZI OLSUN....DİLE GETİRMEK İSTEDİKLERİMİZİ DİLE GETİRMİŞSİNİZ...MAALESEF MUHAFAZAR KESİMİMİZ ARTIK İNANDIĞINA GÖRE YAŞAMIYOR YAŞADIĞINA GÖRE İNANIYOR...ARTIK ÇOCUKLARIMIZ BİZLERİN DEĞİL MEDYA VE İNTERNET CAFE'LERİNİN ÇOCUKLARI OLMUŞLAR ONLARA İTAAT EDİP ONLARLA HAYATLARINA YÖN VERİYORLAR...NESLİN GİDİŞATI HİÇTE HAYRA ALAMET DEĞİL...
30 Kasım 2010 Saat 19:42

Şu An Sitede
2598 Kişi Online

ETKiNLiKLER  + Ekle 
ÜYELİK
Genel İçerikler
Nöbetçi Enzaneler Otobüs ve Uçak Seferleri
DUYURULAR +Ekle
Edessa Mutfak