YAZARLAR
Dikkat ! Hırsız var( Bahattin Yavuz )
Neden Yazmayı ister bir yazar?( M.Niyazi Kocadağ )
Anne....( Barış Durak )
Haydi Çocuklar Bara!( Necmettin Sağlam )
HERKES BİZİM AYNAMIZ!( Burçin Alpacar )
Keşke( Nuray Açar )
Hayalperest olmak!( Esra Dağ )
İran ve Hizbullah'a Ne Oluyor?( İbrahim Halil Arslan )
Kimin Umurunda?...( Emine Sivri )
Nasihat( Saadet Ün )
Bir Doğum, Bin Bereket..( Öznur Çolakoğlu )
Kentin Işıkları( Ömer Salih Ünlü )
Demokraside Kadın İzleri( Funda Ateşoğlu )
Diyarbakırda Yaşamak..( Sümeyye Gergerlioğlu )
İmamı kim ağlattı?( Semanur Yaman )
Elvedâ Urfa!( Ahmet Bedir )
Turşu( Elif Baran )
BEN ANNEYİM( Gülistan Özdemir )
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ayşe Reşad
ayseresat@yahoo.com
Lena’nın Hikayesi
04 Eylül 2011 Saat 23:43

Lena Sudanlı, benim alt komşumun görümcesi..

 

Dört yıl kadar oldu O’nunla tanışalı..

 

Lena, zeki bir kız..Üniversiteyi Sudan’da okumuş, doktor olmuş.

 

Okul bitince buraya abisinin yanına geldi ve bir takım işlemlerden sonra Cidde’de bir hastahanede çalışmaya başladı..

 

MaşaAllah bakıyorum buradaki Sudanlı hanımların geneli ya lise ya da üniversite mezunu..Kızların eğitimine önem vermeleri ne güzel.

 

Nil’in bereketinden, sihrinden olsa gerek Sudanlılar hep uzun boylu, iri yarı insanlar..

 

Lena da öyle, uzun boylu, sütlü kahve tenli, kara gözlü, neşeli, konuşkan, hoş bir kız..

 

Henüz evlenmemişti tanıştığımızda, 27 ya da 29 yaşlarında falandı üstelik..

 

Haliyle, tıp okumak kolay değil tabii..

 

Ama burada kızların 14-15 yaşlarında evlendiği ve artık 19- 20’den sonraki kızlara“evde kalmış” gözüyle bakıldığı düşünülürse, Lena da hayli gecikmişti bu konuda..

 

Neyse işte, bir gün Lena’ya bir mühendis talip oldu..

 

Nasıl sevindi, uçtu garibim :) Bizler de çok sevindik tabii..

 

Damat tarafı geldi, bir kez görüştüler, sonra telefonda konuşmaya başladılar, tanımak için birbirlerini.. Biz tabii sonunda nişan, düğün falan bekliyorduk, aa bir de baktık ki ayrılmışlar, istememiş Lena..

 

Halbuki duyduğumuza göre, dünya şartlarına göre çok iyi bir kısmetmiş damat adayı..

 

Ama Lena ısrarla; “Ben istemiyorum, onunla yapamam. ” demiş ve reddetmiş..

 

“Neden?” dedik..

 

Dedi ki Lena; “ Ben evet doktorum, çalışıyorum ama dindar bir kızım örtülüyüm, namazımı hiç aksatmam, orucumu tutarım, günlük zikirlerimi yaparım, Kur’an hayat kitabım, Rabbimin emirleri baş tâcım..

 

Dini yaşantım herşeyden önce gelir, asla taviz veremem!

 

Ben, merkezinde Allah olan bir dünya istiyorum, evim dünyadaki cennetim olsun istiyorum..Ola ki düşersem mesela, meyledersem dünyaya, eşim tutsun kaldırsın beni, birbirimize destek olalım daim, birlikte varalım O’na, O’nda kalalım..


Ama o ben gibi değil, dünya ehli.. Geleceğe bakışımız aynı değil! Hayattan beklentilerimiz, ideallerimiz, hedeflerimiz, hatta dertlerimiz-ızdıraplarımız bile aynı değil..

 

Ben Allah’a giden yola O’nunla çıkamam. O’nunla yürüyemem.

 

Fiziken ve maddeten herşeyini beğendim, ama hayallerimi O’nunla kuramam, çocuklarımı idealime göre yetiştiremem.. İşte bu yüzden istemiyorum. Allah için onu reddediyorum” dedi.

 

Ailesinin tüm baskılarına rağmen caymadı sözünden ve kesti attı.

 

Düşünün, evlilik yaşı geçmiş kızın, belki bir daha böyle bir fırsat bulamayabilir..İlk görmeye geldiklerinde evlenmek için can attığını, nasıl sevindiğini de biliyoruz..Damadın İyi bir kısmet, mühendis, zengin, tanınmış bir aileden olduğunu da..

 

Ama Lena “Hayır!” dedi..

Duyduğumda nasıl duygulandım bilseniz, 2 damla yaş süzüldü gözlerimden..

 

Bu idealist kıza, o güzel yüreğine, Allah için dimdik duruşuna, ayartıcı nefsine kanmamasına, fani dünyaya kapılmamasına hayran kaldım.

 

Ve Lena, gözümde büyüdü büyüdü..Sarıldım O’na hemen ve dedim ki:

 

“Bak madem ki sen Allah için vazgeçtin, bunun karşılığı da O'nca olacak merak etme..

 

Allah, “kendisi için olan vazgeçmelerimizi” satın alır bizden, tek tek..Sonra geri döndürür bin misliyle..Hem burada, hem orada, rahmetiyle keremiyle tecelli eder. Rabbin nazlısı olursun.

 

Sen herşeye rağmen Allah’ı tercih ettin ya, O’nu baş köşeye koydun ya, gör bak Allah sana bundan kat kat daha iyisini verecek, bekle hele..”

 

Göz kırptı ve tebessümle; “Biliyorum, hasbiyallahu ve ni’mel Vekil, aleyhi tevekkeltu ve Huve Rabbul arşil Azim” dedi..

İnanır mısınız üstünden 6 ay geçmeden, Rabbim ona öyle bir kısmet yolladı ki, hem mânen kendine-yüreğine eş, hem de maddeten diğerinden kat kat üstün..

 

Hemen evlendiler, şimdi çok mutlular elhamdulillah :) yakında da bir bebekleri olacak..Rabbim iki dünyada da mesut ede, amin.

 

Lena’nın hikayesi bu kadar..

 

Ne düşerse hissemize diyelim ;)


Ben de bu vesileyle acizane, evlenecek gençlere bir tavsiyede bulunmak istiyorum efendim:

 

Şu hadiste geçiyor ya hani, evlenilecek kişide aranan vasıflar; "Kadın 4 şey için nikahlanır. Güzelliği, malı, soyu ve dindarlığı. Sen dindar olanı seç."

 

İşte, kim “din” hariç, onlardan birini esas hedef yapar da evlenirse, o şeyden mahrum kalırmış..

Yani salt güzelliği için evlenen güzellikten,

Malı için evlenen maldan,

Şehveti için evlenen şehvetten mahrum kalıyor..

Baki kalan din ve dindarlığı için evlenmek..Bu başta olunca hepsi tamam oluyor..

Yani evlenirken “bismillah” demektir bu..

 

“Ben Rabbimin rızasını arıyorum..”

“Ben, bu iş Allahlı olsun istiyorum ve O'nun yardımını diliyorum” manasına..

 

Evlenecek gençler, ne olur çok dua edin ve herkesten de dua isteyin..

 

Nefsinize ve dünyaya kapılmayın, mutlaka eşin dindar olanını seçin, isteyin.

 

Evlilikten bir maksat da neslin inşası hem malum..Bizi ayağa kaldıracak, istikbale taşıyacak yüreklere, sağlam bir nesle ihtiyacımız var çünkü :(

 

Çocuk terbiyesi tek taraflı olmuyor-olamıyor..

 

Hep bir şeyler eksik kalıyor, inanın.

 

Anne dindar, baba değilse de böyle..

Baba dindar, anne değilse de böyle..

 

Olmuyor, olamıyor..

 

Denge sağlanamıyor bir türlü. Boşluklar dolmuyor. Evde denge sağlanamayınca, bir de çevre ve okul işin içine girince, hepten yitiyor can tanelerimiz..

 

“Her doğan, İslâm fıtratı üzerine doğar. Sonra, anne-babası onu Hıristiyan, Yahudi veya Mecusi yapar.”

 

Rabbim yavrularımızın safiyetini daim ede, can tanelerimizi muhafaza ede, bizleri de fıtratlarını bozmadan emanetlerimizde emin eyleye amin. 

 

Muhabbetle efendim..

 

Ayşe Reşad

 

Bu yazı toplam 4216 defa okundu.
Ayşe Reşad isimli yazarın tüm yazılarını göster
mehmet demir
bakara suresi 282 ayeti okudum
türkçesi şu :ticari bir andlaşmada iki erkek şahit bulun bulamazsanız bir erkek iki kadın olur.iki kadından biri şahitlik yaptığı andlaşmanını içeriğini unutursa öbürü hatırlatsın.peki erkeğin unutma ihtimali yok mu .kadınların unutkan olduğuna dair bilimsel bir görüşünüz var mı?kaldı ki ceza mahkemelerinde bırakın kadın şahitliğini gayrı müslim erkeklerinde şahitliği müslüman erkeklerin şahitliğine eş kabul edilmez.neyse ben bu saaten sonra sizi ikna edemem.sadece üzülüyorum.saygılar.
--
Yazar Notu: "Ela ya'lemu men halak?" Yaratan bilmez mi? elbetteki bilir ve yarattığına uygun hükümleri koyar. İslam genele hitabeder, istisnalar kaideyi bozmaz. Konuyu tafsilatlı okursanız kardeşim, tek kadının şahidliğinin geçerli olduğu yerler de var. Rabbimizin her hükmü hikmet iledir. Kadının şahidliği mes'elesi için şu linkten genişçe okumanızı tavsiye ederim. Selamlar.

http://www.yeniumit.com.tr/yazdir.php?konu_id=283
07 Eylül 2011 Saat 19:11
deniz abla
medenî olmak........
hayatlarında bir kez o topraklara gidenler dahi,o ülkede kadınların esir falan olmadığını görür.hayatında bir kez olsun Kuranı okuyan ve anlamak için Rabbinden yardım dileyen ve O\\\'nun izniyle anlayan biri görür ki,Allah adalet ve merhamet sahibidir!Kadını erkekten ayırmaz!sadece fıtri kurallar koymuştur Rabbimiz.Ama devletlerin kendi uygulamaları,zulumleri ve zalimleri vardır,bunu islama isnad etmek sadece belden aşağı vurma denemeleridir,ki tutmaz..en azından bize.keşke şu an yaşadığımız devlet de biz kadınnlara islamın verdiği hak ve özgürlükleri verebilseydi!işkembe-i kübradan ,ezberlenmiş cümlelerle konuşmak ve sözde kendini modern medeni saymak nasıl bir kompleksin ürünüdür incelenmeli.ancak şunu diyebilirim,Medine\\\'yi solumayan(mânen) biri,boşuna medeniyim demesin. Rabbim tüm hicretlerimizi sadece kendi için kılsın.Lena kardeşimiz buna güzel bir örnek.
05 Eylül 2011 Saat 12:29
Bahtiyar
Kaleminize sağlık
Kaleminize sağlık...
05 Eylül 2011 Saat 11:10
Tüm Yorumları Göster(5)

Şu An Sitede
2601 Kişi Online

ETKiNLiKLER  + Ekle 
ÜYELİK
Genel İçerikler
Nöbetçi Enzaneler Otobüs ve Uçak Seferleri
DUYURULAR +Ekle
Edessa Mutfak