YAZARLAR
Dikkat ! Hırsız var( Bahattin Yavuz )
Neden Yazmayı ister bir yazar?( M.Niyazi Kocadağ )
Anne....( Barış Durak )
Haydi Çocuklar Bara!( Necmettin Sağlam )
HERKES BİZİM AYNAMIZ!( Burçin Alpacar )
Keşke( Nuray Açar )
Hayalperest olmak!( Esra Dağ )
İran ve Hizbullah'a Ne Oluyor?( İbrahim Halil Arslan )
Kimin Umurunda?...( Emine Sivri )
Nasihat( Saadet Ün )
Bir Doğum, Bin Bereket..( Öznur Çolakoğlu )
Kentin Işıkları( Ömer Salih Ünlü )
Demokraside Kadın İzleri( Funda Ateşoğlu )
Diyarbakırda Yaşamak..( Sümeyye Gergerlioğlu )
İmamı kim ağlattı?( Semanur Yaman )
Elvedâ Urfa!( Ahmet Bedir )
Turşu( Elif Baran )
BEN ANNEYİM( Gülistan Özdemir )
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ahmet Polat
ahmetpolat663@hotmail.com
Kentleşme
09 Şubat 2012 Saat 22:24

    Kentleşme, sanayileşme ve ekonomik gelişmeye bağlı olarak kent sayısının artması ve  toplum yapısında  örgütleşme ve uzmanlaşma yaratan, insan davranış ve ilişkilerinde kentlere özgü kültür ve değişikliklere yol açan bir nüfus birikimi sürecidir.




 




    M.Ö.4000 ve daha önceki yıllarda yapılan buluşlara örneğin,öküzle çekilen karasabanın bulunması, tekerlek, yelekenli gemi, sulama kanalları, yeni tahıl ürünleri ile insanlar belirli yerlerde toplanmaya ve birlikte yaşamaya başlamışlardır.




 




    Onsekizinci yüzyılın ortalarında başlayan endüstrileşme süreci ile hayvan gücü, yerini buhar gücüne bırakmıştır.




 




    Bilim ve teknolojinin kullanımı ile endüstriyel kent sayısı ve nüfusta artışlar sağlanırken, kentlerin toplumsal ve kültürel yapıları da hızlı bir değişmeye sahne olmuştur.




 




    Gelişen endüstriyel kentler, insanlara birçok hizmeti sunmaya başlamış, bunları sadece endüstrinin, fabrikaların bulunduğu yerler değil, aynı zamanda birer bankacılık, finansman, turizm, eğitim, kültür, sanat ve yönetim merkezleri durumuna getirmiştir.




 




    Endüstri devrimiyle gelişen fabrika sistemi emeğin iş bölümünü ortaya çıkarmış, ihtisaslaşmalar, yeni meslekler ortaya çıkarmıştır. Kentlerin dine dayalı değerleri artık yerini makineleşmeye  dayalı üretim, tüketim ve dağıtıma bırakmıştır.




 




    Kırdan kente göç olgusu ortaya çıkmış ve kentlerin nüfusu artması ile sağlıksız ve düzensiz olan gecekondulaşma, kültürel uyumsuzluk, işsizlik, organize suçlar, madde bağımlılığı ve trafik gibi sorunları beraberinde getirmiştir.




 




    Endüstri öncesi kentlerdeki insanların statüleri de edinilmiş statülerdir ve genellikle soy-aile temeline dayanır. Eğitim ise ancak elit bir zümreye aittir. Her bireyin istediği eğitimi yapabilmesi söz konusu değildir.




 




   Buna karşılık endüstriyel kentlerde resmi eğitim hiçbir sınıf ve zenginlik farkı gözetmeksizin herkese açıktır. Bireylerin çalışmaları ve başarıları ölçülerinde yükselip statü kazanmaları ve ödüllendirilmeleri doğaldır. Artık edinilmiş statü, yerini kazanılmış statüye bırakmıştır.




 




    Sosyal ve hukuk devlet anlayışıyla sınıflar arası  kaynakların paylaşımı ve fırsat eşitliğini minimize etmek temel anlayış olmuştur. Bu yönleriyle de endüstriyel kentler, endüstri öncesi kentlere kıyasla farklı bir dünyayı yansıtır.




 

Bu yazı toplam 2839 defa okundu.
Ahmet Polat isimli yazarın tüm yazılarını göster
fahri kılınç
kira
yazınız gerçekten çok güzel ve anlamlı kurgusu da güzelllll. LÜTFEN ARTIK ŞANLIURFA'NIN EN ACİL SORUNU OLAN KONUT SORUNUNA DEĞİNİRSENİZ SEVİNİRİM.
22 Şubat 2012 Saat 05:17
sefir
müthiş
endüstriyel kent hayatını ne kadar yaşıyoruz acaba.yazınıza bakıp endüstriyel öncesi kent yaşamından kurtulup mödern kent yaşamına geçmek için çaba göstermeliyiz yani artık falan veya filan kişi olmalı yerine hak edenler iş başına gelmeli.
19 Şubat 2012 Saat 00:26
indio
ders çalışmak
yazınız sosyoloji ders notu gibi olmuş. bunun gündelik hayata, urfanın pratiğine nasıl yansıdığı yok. bir köşe yazısı formadında değil.
13 Şubat 2012 Saat 17:17

Şu An Sitede
2558 Kişi Online

ETKiNLiKLER  + Ekle 
ÜYELİK
Genel İçerikler
Nöbetçi Enzaneler Otobüs ve Uçak Seferleri
DUYURULAR +Ekle
Edessa Mutfak