YAZARLAR
Dikkat ! Hırsız var( Bahattin Yavuz )
Neden Yazmayı ister bir yazar?( M.Niyazi Kocadağ )
Anne....( Barış Durak )
Haydi Çocuklar Bara!( Necmettin Sağlam )
HERKES BİZİM AYNAMIZ!( Burçin Alpacar )
Keşke( Nuray Açar )
Hayalperest olmak!( Esra Dağ )
İran ve Hizbullah'a Ne Oluyor?( İbrahim Halil Arslan )
Kimin Umurunda?...( Emine Sivri )
Nasihat( Saadet Ün )
Bir Doğum, Bin Bereket..( Öznur Çolakoğlu )
Kentin Işıkları( Ömer Salih Ünlü )
Demokraside Kadın İzleri( Funda Ateşoğlu )
Diyarbakırda Yaşamak..( Sümeyye Gergerlioğlu )
İmamı kim ağlattı?( Semanur Yaman )
Elvedâ Urfa!( Ahmet Bedir )
Turşu( Elif Baran )
BEN ANNEYİM( Gülistan Özdemir )
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Bahadır Işık
bahadir760@gmail.com
Asimile mi Kardeşlik mi?
10 Şubat 2012 Saat 22:09

Geçen yazımızda ele aldığımız çarpıtmalarla ilgili konuya epey olumlu mesajlar geldi.Arada eleştiriler de geldi.Eleştirilere cevap vermeye çalışacağız.Aslında yazacaklarımı Fethullah Gülen Hocaefendi’nin kitaplarında,konuşmalarını yayınladığı herkul.org sitesinde bulmanız mümkündür.Yine de alıntı yaparak size aktarmak istiyorum asimilasyona nasıl karşı çıktığını.


Sayın Gülen, işin temelinde ayrılığa karşıdır. Birlik ve beraberlikten taviz verilmemesini istiyor. Yedi yıl önce eylül ayında yaptığı açıklama, bu konuyla ilgili şunu söylüyor “Aslında Türkiye’de ne Türk-Kürt kavgası var, ne de Alevî-Sünnî kavgası. Aynı kaderi paylaşan insanlarız. Üzerimize gelip çullandıklarında hepimizi birden ezmişler; savaş ilan ettiklerinde hepimiz tek cephe olmuş onların karşısında savaşmışız. Çanakkale’deki şehitleri kaldırıp konuşturma imkânı olsa, çok farklı ağızlar kullanacaklar, farklı farklı lehçeler kullanacaklardır. Ve biz onların hepsini şehit oldukları mülahazasıyla tebcil ediyoruz, takdirle karşılıyoruz, kendilerine düşen vazifeyi yapmışlar diye alkışlıyoruz. Sizin geçmişiniz buysa şayet, kaderiniz buysa, bence bugün o kelimeleri telaffuz etmek doğru değil; öyle bir Kürt-Türk ayrımı hiç doğru değil.”


Hocaefendi, insan hakları ihlallerine, faili meçhullere, işkencelere, baskılara şiddetli karşı çıkan biridir. Hukuk dışına çıkanları, derin devleti eleştiriyor. ‘Kırık Testi 5; İkindi Yağmurları’ isimli kitabında bu konuya işaret ediyor: “Bazı işleri hukuk dışı yollarla halletmeye kalkanlar, başkalarını da hukuk dışı bir kısım oluşumlara sevk etmiş olurlar. İster devlet isterse de kendini devlet yerine koyan ve devlet yanlısı görünenler, meseleleri hukuk dışı yollarla halletmeye kalkıştıkları zaman daha ciddi problemlere ve karışıklığa sebebiyet verirler. Bir hukuk devletinde devlet içinde devletten ya da derin devletten bahsetmek de mümkün değildir. Fakat, maalesef, “Devletin nizam ve intizamını, asayiş ve güvenliğini temin etmek maksadıyla öldürmem istenen insanları öldürdüm” diyen kimseler çıktı bizim ülkemizde. “Devletim bana ‘vur’ dedi, ben de vurdum” diyenler oldu. Onlara belki şöyle denebilirdi: “Devlet sana “zina et” derse, zina mı edeceksin! Hırsızlık yap dediğinde hırsızlık mı yapacaksın?”


Evet,Kürtçenin yasaklanması çözüm değildir.Aksine sorunu büyütüyor. Hocaefendi, Kürtçenin yasaklanmasını eleştiriyor zaten. Kürtçenin öğretilmesini istiyor. Bediüzzaman'ın hâlâ geçerliliğini koruyan ve maalesef hâlâ hayata geçirilememiş projesini hatırlayabiliriz. 1911'de Sultan Reşat ve İttihatçıları ikna etmek için Üstad çırpındı. Medresetüz Zehra'yı yani doğuya kurulacak üniversiteyi 1922'de Büyük Millet Meclisi'ne de anlatmıştı. Yıl 2012 ve daha o ufku yakalayamadık. 'Kürtçe caiz'dir demişti. Hocaefendi geçen yazımızda bahsettiğimiz konuşmasında şu soruyu soruyor: "Neden okullarda Kürtçenin de öğretilmesine fırsat verilmedi? Yurtdışındaki okullarımızda, hatta Amerika'da bile Türkçe seçmeli ders olarak okutuluyor ve kimse buna mani olmuyor. Büyük devlet olmanın hususiyeti budur."
Toplumu bir dönem esir alan şiddet sarmalının her iki yönüne de eleştirisini dile getiriyor. Şiddeti 'hak arama vasıtası' olarak kullanmaya kalkanların da, 'bölücülüğe karşı çare' diye sunanların da yanlış yolda gittiğini yaşayarak gördük.


Bölgemizdeki(Urfa ve diğer güneydoğu illerimiz) insanlara hamasi destanlarla yaklaşmak, ‘hepimiz kardeşiz’ demek kolaydır. Fethullah Gülen ‘gönül köprüleri’ kurulmasını istiyor. 2007 yılında herkul.org sitesinde yayınlanan sohbetinde: “Anadolu’nun yiğit insanları, Doğu ve Güneydoğu’da mahrumiyetler içinde yaşayan kardeşlerini ne kadar sevdiklerine inandıracaklar. Gitmek suretiyle gelmelerini sağlayacak, arada yıkılmayan sağlam köprüler kuracaklar. Bu vesileyle onların hâllerini görecekler. O bölgenin insanı çok civanmerttir. Sadece Doğu’ya gitmek meselesi de değil, şimdi İstanbul, Mersin, Antep gibi yerler Güneydoğu’dan gelen insanlarla dolu. Belki önce buralara da açılmak gerekir. Bölgemizde okuma imkânı verme ile daha çok kimseye imkân sağlamak ve bizi kardeşliğimize götürecek başka şeylere yelken açmak lazım.”
Gülen, gazeteci Mehmet Gündem’in “Fethullah Gülen ile 11 Gün” kitabında bölgenin ekonomi yönden mutlaka kalkınması ve örnek bir huzurlu bölge haline getirilmesi gerektiğini vurguluyor.
“ Güneydoğu'yu öylesine mamur haline getirelim ki, herkes halinden memnun olsun. Batı'ya doğru göçün önü alınsın. Yatırımlar yapalım ve orayı bir cennete çevirelim. Eski Mezopotamya gibi olsun, yeniden bir medeniyet merkezi haline gelsin.” diyor. Kürtlerin geçmişte önemli medeniyetlere beşiklik yapmış zeki insanlar olduğunu vurguluyor.
Yazımızın sonunda onun ocak ayında yayınlanan sohbetine göz atalım: “Hakkı ikâme etmek mü’minlerin en önemli vazifelerinden biridir. “Hak” kelimesi, aynı zamanda Esmâ-i Hüsnâ’dan bir isimdir. Evet, bütün hakların biricik kaynağı Hak ism-i şerifidir ve maddî-mânevî, âfâkî-enfüsî bütün haklar onun değişik dalga boyundaki tecellîlerinden ibarettir. İşte bu sebeple gerçek bir mü’min, Hak isminin değişik tecellileri sayarak bütün haklara karşı saygılı davranır, hakkı tutup kaldırma cehdiyle oturup kalkar, ne zulmeder ne zulme boyun eğer; hak ve salâhiyetleri yerine getirmeye çalışır ve onları yaşatmak için çırpınır durur… Hakkı ikame etmede kullanılan vasıta ve esasların da hak olması gerekir. Canavarlıklara bağlı kalınmak suretiyle şimdiye kadar dünyanın hiçbir yerinde en küçük bir bölgede bile hak ikame edilememiştir… 
"Kinler kin, nefretler de nefret doğurur. Sertliğe sertlikle, şiddete şiddetle, hiddete hiddetle mukabele ederseniz, öyle fasit daireler oluşur ki, sonra sizi de boğar, altından kalkamazsınız… Faziletli insan, kendisine kin duyanlara bile hilm ü silm ile mukabelede bulunur. Birisi size bir kötülük yapıyor, gayz ve nefretle muamelede bulunuyorsa, siz öfkenizi yutmak ve affedici olmakla mukabele etmelisiniz.”

Ülkemizde ilk özel Kürtçe Tv olan Dünya Tv’yi açmış,hatta yayın akışında Kürtçe derslerine yer vermiş bir hoşgörü şahsiyetidir o.
Size soruyorum değerli Urfalı hemşerilerim ve bu bölgemizde yaşayan kardeşlerim, Kürtleri asimile etmek isteyen biri, televizyondan Kürtçe dil eğitimi verir mi?


İşte, böylesi bir mesele için dertli bir şahsiyetin güzellikten başka ne düşüncesi ve gayesi olabilir ki…

Bu yazı toplam 3561 defa okundu.
Bahadır Işık isimli yazarın tüm yazılarını göster
MRT KRC
İnsan bilmediği şeyin düşmanıdır.
En çok balık bulanık sularda tutulurmuş.Ülkemizi bölmek parçalamak için sen şusun sen busun diyerek ayrılıklarımızı gösterdiler.Ama Çanakkale ruhu tarihimizden yaşanmış altın zaman dilimlerinden biriydi.İnsanların ortak notaları çok bunları gösterirsek kardeşlik pekişir.Yazı bu açıdan çok önemmlii.
21 Şubat 2012 Saat 10:23
Mustafa
Gönül Davamız - Gönül Yaramız
Tüm Dünya anladı. Fakat bizim memleketimiz bir türlü kanaat getiremedi ki gayemiz de mefküremiz de derdimiz de gönül kazanmak iletişim kurmak insanlara iyiyi doğruyu güzellliği tavsiye etmek. Ne fenalığı var düşmüş insanı bataklıktan çıkarmanın yardıma ihtiyacı olana el uzatmanın.
Anlayın artık lütfen tek derdimiz sadece bu ülkede yaşayan insanların değil tüm insanlığın iyiliğini istemek araların da gönül bağı kurmak. Kardeşliği pekiştirmek ve nihayetinde Rızayı İlahiye Mazhar olmak...
19 Şubat 2012 Saat 10:12
Fatih DEMİR
Teşekkürler Hocam
Sayın Bahadır IŞIK Kardeşim, Değerli Fethullah Hocanın düşüncelerini bizimle paylaştığın için, sana sonsuz şükranlarımı sunuyorum. Yazılanların hepsinin altına tereddütsüz imzamı atarım. Sevgi ve saygılarımı sunarım...
15 Şubat 2012 Saat 12:46
Tüm Yorumları Göster(16)

Şu An Sitede
2553 Kişi Online

ETKiNLiKLER  + Ekle 
ÜYELİK
Genel İçerikler
Nöbetçi Enzaneler Otobüs ve Uçak Seferleri
DUYURULAR +Ekle
Edessa Mutfak