YAZARLAR
Dikkat ! Hırsız var( Bahattin Yavuz )
Neden Yazmayı ister bir yazar?( M.Niyazi Kocadağ )
Anne....( Barış Durak )
Haydi Çocuklar Bara!( Necmettin Sağlam )
HERKES BİZİM AYNAMIZ!( Burçin Alpacar )
Keşke( Nuray Açar )
Hayalperest olmak!( Esra Dağ )
İran ve Hizbullah'a Ne Oluyor?( İbrahim Halil Arslan )
Kimin Umurunda?...( Emine Sivri )
Nasihat( Saadet Ün )
Bir Doğum, Bin Bereket..( Öznur Çolakoğlu )
Kentin Işıkları( Ömer Salih Ünlü )
Demokraside Kadın İzleri( Funda Ateşoğlu )
Diyarbakırda Yaşamak..( Sümeyye Gergerlioğlu )
İmamı kim ağlattı?( Semanur Yaman )
Elvedâ Urfa!( Ahmet Bedir )
Turşu( Elif Baran )
BEN ANNEYİM( Gülistan Özdemir )
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ayşe Reşad
ayseresat@yahoo.com
Bir Türkümüz olmalı..
28 Mart 2008 Saat 03:35

Aklımda televizyonda izlediğim eski bir diziden hoş, çarpıcı bir kare var..

Kısaca: Aynı işte çalışan iki kardeşin hikayesi bu anlatacağım bölüm..Para konusunda hiç anlaşamıyorlar.Çaktırmadan birbirini dolandırıyor ve sürekli kavga ediyorlar..


Ama, yüreklerini aynı frekansta titreştiren, bir anda herşeyi unutturan,silip götüren, tebessümleri, sevgiyi getiren ortak bir türküleri var onların…


Böyle şiddetle kapıştıkları anlarda, kardeşlerden birisi, o meşhur, kıvrak türküyü söylemeye başlıyor hemen :) Diğeri o kızgınlık ve öfkeyle:

 

“Yapma! Söyleme!” falan diyor ama, sanki karşı koyamadığı sihirli bir güçle, birden tüm vücuduyla, tüm benliğiyle türküyle bütünleşiyor ve ikisi karşılıklı oynamaya başlıyorlar :)


Dargınlıklar, kırgınlıklar, şiddet, öfke…Herşey bitiveriyor..


Buharlaşıp uçuyor sanki..


Öyle hoş bir an ki..


Sarsılıyorsunuz..


Ve düşünmeden edemiyorsunuz..


Keşke bizim, hepimizin de böyle türküleri olsa..


Ev, cami, okul ve iş yerlerimizden tütün da taa ülkeler arası ilişkilere kadar.. Keşke olsa..


En zor anlarımızda aniden söylemeye başlasak..


Ve kinler, öfkeler, nefretler, kızgınlıklar sevgiye dönüşşe..


Sarılsak en içten duygularla birbirimize..


Böyle derken yine düşünüyorsunuz..


Sahi yok mu bizim türkülerimiz?..


Bizi bize döndürecek, bize bizi hatırlatacak, bizi tek ses, tek bilek, tek yürek halinde aynı frekansta birleştirecek?..


Yok mu sahi?


Olmaz mı? Var tabii..


Hem de, asla “keşke” demeyecek kadar, ne “Türkü”lerimiz var bizim..


Fakat… Ya söylemesini bilmiyoruz ya da dinlemesini..


Veyahut o frekansta titreşecek yürek yok bizlerde..


İşte bu yüzden her gün duyduğumuz, her gün söylediğimiz “Türkü”ler ayni etkiyi göstermiyor..


İşittiğimizde herşeyi unutup sarılamıyoruz birbirimize..


Maddeten ve manen “O Kucağa” taşıyamıyor bizi..


Gönül kapılarımız açılamıyor..


Bütünleşemiyoruz “Türkü”lerde..


Halbuki ne kadar da ihtiyacımız var “Türkü”lerle bütünleşmeye..

 

Özellikle şu günlerde ne kadar da muhtacız yeniden yeniden O iklimlerde dirilmeye..


“Geceler ta subholuncaya dek inletir bu dert bizi..”


Mısırlılar’ın çok hoşuma giden bir adetleri var:Nerede olursa olsun insanlar tartışsa, hatta yaka-paça kavga dahi etseler o anda birisi çıkıyor ve: “Sallu an Nebi! Sallu an Nebi!” diyor..


Yani:“Peygambere salavat getirin!”


Ve çoğu kez taraflarca salavat getiriliyor ve anlaşmazlıklar hemen sona eriyor:)

 

Bu da, hoş değil mi? :)


Çıkıp avaz avaz haykırsak mı acep tüm dünyaya, yüreklerce:


Sallu an Nebi Ya Nas!

 

Sallu an Nebi!

   


Ayşe Reşad

 


Not: Yazıda geçen "Türkü” bize ait olan kavramlarda mecaz anlamda kullanılmıştır.Kasıt: bizi ötelere taşıyan-taşıyacak olan “herşey”dir ;)


 


muhabbetle

Bu yazı toplam 1799 defa okundu.
Ayşe Reşad isimli yazarın tüm yazılarını göster
emre bey
ARKADASLAR SANLIURFANIN SIRA GECELERİNDEN BAHSEDERMİSİNİZ
ARKADASLAR BEN SIRA GECELERİNE BAYILIORUM AMA URFANIN NERESINDE YAPILDIGINI VE HANGI GUNLER ICINDE YAPILDIGINI BILMIYORUM BANA BU KONUDA YARDIMCI OLURMUSUNUZ .....
04 Nisan 2008 Saat 19:22
veli deger
:) :)
Yazınınız içerigini teşkil eden o manevi türküyü hepimizin söylemesi gerekiyor.Yazınız anlayan için çok güzel.Ben mizahi anlamda sizinle şunu paylaşmak istedim.Bizim buralarda şoparlar(esmer vatandaşlarımz)kavga ederken ani bir müzik sesiyle oynamaya başlarlar.Bunu kastediginizi sanıp size yorum yapacaklar için yazdım.:)
28 Mart 2008 Saat 17:23
hiç
Kalite konuşuyor!
Kalem böyle konuşturulur! Yürek böyle cuş u huruşa gelir işte. İçi boş sözlerle köşelerin işgal edildiği bir ortamda, Türkçe'nin nefis imkanlarıyla yüreklere yürüyen nefis bir yazı yazmışsınız Ayşe Hanım. Tebrikler ve teşekkürler.
28 Mart 2008 Saat 11:00

Şu An Sitede
2558 Kişi Online

ETKiNLiKLER  + Ekle 
ÜYELİK
Genel İçerikler
Nöbetçi Enzaneler Otobüs ve Uçak Seferleri
DUYURULAR +Ekle
Edessa Mutfak