Siyasette Son Durum - SANLIURFA.COM Urfa Gündemini belirliyor
» Sare Davutoğlu'nu Karahan Gezdirdi » Davutoğlu: Paralel Çete Kılıçdaroğlunu Mite Saldırtıyor ( 3 ) » Karakolda İfade Verdi, 1.5 Saat Sonra Ölü Bulundu » Öğretmenlerin Omuz Kavgası » HÜDA-PAR Genel Başkanından İlginç İddia
  haber
› Siyasette Son Durum
  • Melike Al

  • Siyasette Son Durum

    Bu nasıl iştir  nasıl bir düzendir anlamakta zorlanıyorum.
    Savcıların , hakimlerin AKP tarafından korunduğu günler geride kaldı, İpin ucu AKP ye dayanınca işin şekli değişti Ak Kara  birbirine karıştı 
    büyük operasyon sonrası  RTE (Recep Tayyip Erdoğan) il il gezerek bunun bir komplo olduğunu anlattırmaya masumiyetini kanıtlamak için koşuşturmaktadır oysa iş işten geçti ... takke düştü kel göründü 
     
    Büyük Türk milleti, kendi toprakları üzerinde oynanan oyunların farkına varmıştır. Taksim direnişiyle başlayan ve ODTÜ direnişiyle devâm eden Üçüncü Kuvâ-yı Milliye Hareketi, millî uyanışı en yüksek noktasına taşımış ve demokratik örgütlenmenin gereğini ortaya koymuştur. 17 Aralık’ta başlayan rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasında, saflar daha da netleşmiş, “ileri demokrasi”nin nasıl bir şey olduğu anlaşılmış; hangi çıkar gruplarının aslında neyin peşinde olduğu görülmüş, bir milletin kendi vârolma olanağını ifâde eden millî irâdenin nasıl sömürüldüğüne tanık olunmuş, işbirlikçi liberallerin “demokrasi” balonu patlamış ve tüm maskeler düşmüştür. 

    RTE ve Gülen cemaati arasındaki çekişmeleri “demokratik ilerleyişin önünde bir engel” olarak gören ve cemaatin desteğini kaybedecek bir AKP’nin, “demokrasinin güçlenmesine katkı sağlayamayacağı”na inanan liberallerin aklına şaşarım! Cemaatler mârifetiyle demokrasiyi kurumsallaştırmanın ve ileriye taşımanın mümkün olduğuna inanan bu zevât, özgürlüğün olmadığı bir biat kültüründe, kişilerin düşünce ve inanç özgürlüğüne sâhip olamayacağını, kendi irâdeleri doğrultusunda yönetim organlarında faaliyet gösteremeyeceğini anlayamamaktadır. Gülen cemaatinin “demokrasi” maskesiyle inşâ etmeye çalıştığı İslâmî totalitarizm, Alevîlerin Sünnîleştirilmesi ve Kürtlerin “Müslümanlaştırılması” çabalarında açıkça ortaya çıkmaktadır. 

    Bu totalitarizme MHP’nin yaptığı katkı ise mecliste türban şovuna verdiği destekten sonra, Ayasofya’nın câmî olarak yeniden ibâdete açılması söylemiyle bir kez daha ortaya çıkmıştır. Oysa Hz. Peygamber, bir hadîsinde şöyle buyurmuştur: “Baban Hıristiyansa, onu kiliseye götürmeden câmîye sakın gelme!” Bu hadis, hem gerçek İslâmiyet’in kilise kurumuna bakışını, hem de din ve vicdan özgürlüğü konusundaki tutumunu apaçık biçimde özetlemektedir. Nitekim bizim dînimiz, başkalarının dînine ve ibâdethânelerine karışmayı yasakladığı gibi, kendi gereksinmelerini karşılamak konusunda onlara yardımcı olmamızı da emretmektedir. Türkiye’de İslâmî totalitarizmi kurumsallaştırmak isteyenler ve onlara yardım edenler ise bu gerçeği anlamak istememektedir. 

    İmdi Ayasofya, eğer yeniden ibâdete açılacaksa, câmî olarak değil, kilise olarak hizmet vermelidir. “Fetih hakkı”, “kılıç hakkı”, vs. uydurma gerekçelerle, yüzlerce yıllık bir Ortodoks kilisesini mülk edinmek, hem dînimize aykırıdır, hem de İslâm toplumunu hafife almaktır. Kaldı ki bu tanımların, mevcut hukukumuzda hiçbir karşılığı da yoktur. Bizler, Ayasofya’dan daha görkemli eserler yaratamayacak bir millet miyiz ki, bu eseri gasp ediyoruz? Fâtih’e atfedilen tapu, ne bu gaspın, ne de ayıbın üzerini örter; hem bu tapu, mevcut hukukumuza göre geçerli bile değildir. İslâm dîni, bugün kiliselerde şov amaçlı namaz kılan zevâtın mârifetiyle değil, Hz. Peygamber’in din ve vicdan özgürlüğü konusunda bu gibi hadisleriyle yükselecektir.

    Dershâne krizine kadar RTE ve Gülen arasında, şöyle bir işbirliği vardı; devlet mekanizmalarında üst kadrolar, AKP’lilerden oluşacak; alt kadrolar ise Gülen sempatizanları tarafından doldurulacaktı. Fakat Gülen, üst kadrolar üzerinde de etkin olmak istedi ve bu kadrolara kendi sempatizanlarını taşımak için mevcut yönetimleri medya yoluyla itibârsızlaştırmaya çalıştı; kamuoyu desteğiyle bu kadroların tasfiyesini amaçladı. Dolayısıyla, klasik tanımıyla halkın halk için ve halk tarafından yönetilmesi demek olan demokrasinin, bu iktidâr mücâdelelerinde esâmesi bile okunmamakta; devleti ele geçirmek isteyen cemaatin artık devlet hâline gelme çabası içinde olduğu anlaşılmaktadır. 

    Bu tablo karşısında liberaller, RTE ve Gülen arasında bir tercih yapmak istememekte, iki tarafı “barıştırma” yoluyla kendi rantlarını korumaya çalışmakta ve bu arzularını, “demokrasinin güçlenmesi” söylemiyle gizlemektedirler. Büyük Türk milleti, bu oyunlara âlet olmayacak kadar fazîlet sâhibidir. Öyle ki, RTE’nin yeni hîlesi olan AB ülkelerine vizelerin kaldırılacağı söylemi bile, beklenen etkiyi yaratmamıştır. Yapılan anlaşma dikkatle incelendiğinde, AB’nin vizeleri kaldıracağı hakkında kesin bir taahhüdünün olmadığı anlaşılmaktadır. İşin aslı şu ki mültecîler, AB için ciddî bir ekonomik yük hâline gelmiştir ve mültecîlerin bize gönderilmesiyle Türkiye, AB’nin en büyük mültecî kampı hâline getirilmek istenmektedir. 

    Başka deyişle, bizim ödediğimiz vergiler, mültecîlerin masraflarını karşılamada kullanılacaktır. Bu ülkede milyonlarca Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ki biz, onlara Türk diyoruz; soğukta tir tir titremekte, evlerini ısıtacak gaz alamamakta, açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm edilmekte; RTE ise kendi siyasî hesapları uğruna Suriyeli mültecîlere devlet kaynaklarını akıtmaktadır. Bunu kendileri için fırsat olarak gören AB ülkeleri, kendi mültecîlerini de bize yollama arzusu içindedir. Devlete ödenen vergilerin nasıl harcandığı konusunda hesap vermeye yanaşmayan AKP yöneticileri, bizi kandırmaya çalışmanın hesâbını önce sandıkta, sonra da yargı önünde verecektir. 

    Tutuklu onlarca gazeteci hakkında kesinleşmiş hiçbir yargı karârı olmaksızın “Onlar gazeteci değil, terörist!” açıklamasını yapan RTE’nin, rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasında adı geçen bakanları sâhiplenmesi, hiçbir haklı gerekçesi olmaksızın tüm iddiâları “fâiz lobisi ve yerli uzantıları”nın komplolarına bağlaması ve mâsumiyet karînesinden bahsetmesi oldukça düşündürücüdür. AB’ye katılım sürecini eski bir faslı kapatıp yeni bir fasıl açma sürecinden ibâret gören bu zat, bu tür iddiâların AB ülkelerinde ortaya çıkması durumunda, yalnızca adı geçen bakanların istifâ etmelerinin yeterli olmayacağını, aynı zamanda hükümetin de düşeceğini anlamaktan uzaktır. 

    Hoşuna gitmeyen sorular soran gazetecilerin işlerinden kovulduğu, beğenmediği köşe yazarlarının tasfiye edildiği, muhalif gazetecilerin basın toplantılarına dâvet edilmediği bir ülkede, düşünce ve ifâde özgürlüğünden bahsedilemeyeceği; özgürlüklerin olmadığı bir ülkede, demokrasinin mümkün olamayacağı açıktır. RTE döneminde Türkiye, darbe dönemlerini aratmayacak bir baskı ortamı içine girmiştir; hâl böyleyken, RTE’nin bu ülkede demokrasinin güçlenmesine katkı sağladığını zannetmek, târihsel bir yanılgıdan ibârettir. Kendisine muhalif tüm toplum kesimlerine yönelik bir sindirme operasyonu içinde sözde “askerî vesâyet”le mücâdele etmesi, RTE’yi daha demokrat yapmaz; “sivil vesâyet”i de aklamaz. 

    “Darbecilerin yargılanması” konusunda gösterdiği çabanın küçük bir bölümünü bile rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasında adı geçen bakanlar için göstermeyen RTE, yalnızca yürütme ve yasama üzerinde değil, yargı üzerinde de baskı kurmak istemekte ve akıllara, “Devlet benim!” sözünü getirmektedir. Türkiye’de inşâ etmeye çalıştığı “başkanlık sistemi”nin esas karşılığı, “siyâset-i sultâniye” sistemidir ve bu sistemde RTE, tüm erkleri kendi tekeline almak istemektedir. Oysa, siyasî târihten alınması gereken en önemli derslerden biri, dengeleyici unsurlara sâhip olmayan hiçbir rejimin uzun süre ayakta kalamayacağıdır. 

    Nitekim, Osmanlı’nın ilk dönemlerinde hükümdârlar, sınırsız yetkiye sâhip olmamışlar; adâletin gereklerine ve farklı toplum kesimlerinin hukukuna saygı göstermişlerdir. Yargı bağımsızlığı konusunda Osmanlı’nın özellikle de kuruluş ve yükselme dönemleri, pek çok güzel örnekle doludur; sırasında şeyhülislâmlar, hükümdârın tanıklığını bile geçersiz sayacak bir bağımsızlıkla görevlerini yapmışlardır. Bugünkü Türkiye’ye baktığımızda, rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasında görev yapan kolluk kuvvetleri ve savcıların nasıl bir cendereye alınmak istendiği açıktır. Kezâ, yargı bağımsızlığının olmadığı bir ülkede hukukun üstünlüğü söylemi de aslında, diktatörlük arzularının pekişmesine hizmet eder. 

    Yakın bir döneme kadar gündemde önemli bir yer işgâl eden yeni anayasa tartışmalarında, bu şekilde anayasa yapılamayacağını; AKP ve BDP’nin beklentileri doğrultusunda Türkiye’de Kürt-İslâm faşizminin kurumsallaşacağını ortaya koymuştuk. Rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasında RTE’nin sergilediği tutum ve davranışa baktığımızda, yeni anayasada yargı bağımsızlığının bütünüyle ortadan kaldırılmak istendiği anlaşılmaktadır. Hukuka güvenin böylesine sarsıldığı bir toplumda hiçbir siyasî iktidâr, toplumun desteğini uzun süre arkasında bulamaz; hukuka aykırı her tutum ve davranış, toplum vicdânında derin bir yara meydana getirir ve toplum, bunun hesâbını sorar. 

    RTE’nin siyâset-i sultâniye sistemini Türkiye’ye dayatacak yeni anayasası, rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasında ele geçirilen çelik kasalar ve ayakkabı kutuları içinde büyük Türk milletinin önüne serilmiştir. Gülen’in bile en ağır şekilde bedduâlar yağdırdığı kişiler, RTE’ye bu saatten sonra ancak ağır birer yük olacaktır. Cemaatin desteğini hızla kaybetmesi, yalnızca oylarının azalmasında değil, AKP tabanında muhalif düşüncelerin şekillenmesinde ve ciddî tepkilerin doğmasında da etkin olacaktır. RTE ve Gülen arasındaki “çete”, “in”, “paralel örgüt”, “terörist” gibi kavramlarla sürmekte olan ağız dalaşı, on bir yıldır devâm eden kâbusun sona ermesine katkı sağlayacaktır. 


     
    Tarih : 30 Aralık 2013 Saat : 16:20       Okunma Sayısı : 6877  
    YORUM EKLE
    AD SOYAD   

    Taziyeler

    Taziye Ekle
    • » MUHAMMET BERAT DEMİR
      Tel : 5443236367
      KARA YOLLARI TAZİYE EVİ
    • » İLKNUR DEMİR
      Tel : 5422349040
      MİYASRE TAZİYE EVİ
    • » HARUN GÜNEŞ
      Tel : 5359326561
      BİNİZİT TAZİYE EVİ
    • » AHMET KAMACI
      Tel : 5466889696
      ORUÇ TAZİYE EVİ
    • » SAMİYE ÇETİN
      Tel : 5448419024
      UBEYDULLAH TAZİYE EVİ
    • » BESİRE KAYA
      Tel : 5426137393
      SANCAKTAR TAZİYE EVİ
    • » MEHMET KIRKDAĞ
      Tel : 5412604627
      MİSKİNLER CAMİİ TAZİYE EVİ
    • » KEMAL BALCI
      Tel : 5444343708
      ERSEVEN GERGER TAZİYE EVİ
    • » AYŞE DELLALBAŞI
      Tel : 5069177141
      GERGER TAZİYE EVİ
    • » EMİNE SEMEH
      Tel : 5422007114
      HARRANKAPI TAZİYE EVİ
    • » MEHMET V EVLİYA OĞLU
      Tel : 5435795939
      RAMAZAN BAŞAK TAZİYE EVİ
    • » AYNUR KÜÇÜK
      Tel : 5428176117
      YENİ İHLASİYE TAZİYE EVİ
    • » İBRAHİM HALİL DOĞRU
      Tel : 5066051715
      AHMET ERSEVEN TAZİYE EVİ
    • » ŞEYHMÜSLÜM DAĞ
      Tel : 5324171820
      ÖZLEK TAZİYE EVİ
    • » M. Vedat Evliyaoğlu
      Tel : 542
      Şanlıurfa Belediyesi personeli Musa Demirkol’un Kayın Pederi M. Vedat Evliyaoğlu Hakkın rahmetine kavuşmuştur. Taziyesi Ramazan Başak Taziye Evinde Telefon: 0542 516 25 88

    Nöbetçi Ezaneler

    2014-11-26
    • »
      Tel :

    Seferler

    Sefer Ekle
    • » EXPRES ISTANBUL
      EXPRES ISTANBUL
       ASTOR
      Başlangıç Tarihi : 05 Agustos 2013 Saat : 22:00
      Bitiş Tarihi : 05 Şubat 2013 Saat : 22:00
    • » ŞANLIURFA G.ANTEP-OSMANIYE-ADANA-
      ŞANLIURFA G.ANTEP-OSMANIYE-ADANA- MERSIN
       ASTOR
      Başlangıç Tarihi : 05 Agustos 2013 Saat : 07:00
      Bitiş Tarihi : 10 Agustos 2013 Saat : 07:00

    Etkinlikler

    Etkinlik Ekle
    • » CEHENNEM MELEKLERİ 3
      CEHENNEM MELEKLERİ 3
       EMEK URFACITY seansler 2D 13:00 15:30 18:45 21:15
      Başlangıç Tarihi : 09 Eylül 2014 Saat : 06:00
      Bitiş Tarihi : 20 Eylül 2014 Saat : 06:00
    • » EJDERHANI NASIL EĞİTİRSİN 2
      EJDERHANI NASIL EĞİTİRSİN 2
       EMEK URFACITY seanslar 12:15 14:15 16:15 18:15 20:15
      Başlangıç Tarihi : 09 Eylül 2014 Saat : 06:00
      Bitiş Tarihi : 20 Eylül 2014 Saat : 06:00
    • » NİNJA KAPLUMBAĞALAR
      NİNJA KAPLUMBAĞALAR
       EMEK URFACITY Seanslar 3D 12:30 14:40 16:50 19:00 21:10
      Başlangıç Tarihi : 09 Eylül 2014 Saat : 06:00
      Bitiş Tarihi : 20 Eylül 2014 Saat : 06:00
    • » DABBE 5:ZEHR-İ CİN
      DABBE 5:ZEHR-İ CİN
       EMEK URFACITY : 0 414 316 12 03. seansler 13:20 16:00 18:40 21:20
      Başlangıç Tarihi : 09 Eylül 2014 Saat : 06:00
      Bitiş Tarihi : 20 Eylül 2014 Saat : 06:00
    • » DABBE 5:ZEHR-İ CİN
      DABBE 5:ZEHR-İ CİN
       EMEK URFACITY 12:00 14:40 17:20 20:00
      Başlangıç Tarihi : 09 Eylül 2014 Saat : 06:00
      Bitiş Tarihi : 20 Eylül 2014 Saat : 06:00