Söz vermek borçlanmaktır
-Müslüman mısın?
-
Bu nasıl soru abi ya, tabii ki! Niye sordun ne oldu ki?
-.........
-Şüphen mi var yoksa?
-Ama, "Bugün 4 te buluşalım" dedin..O kadar bekledim gelmedin, telefon bile etmedin..
-Uff abi ya, bu muydu yani! Ne alakası var?
-Müslüman "teslim olmuş" demek değil mi?
-
- Allah'a, emirlerine, Kur'an'a, Resulüne..
-Ne alakası var abi, insanlık hali, unuttuk işte! Teslimiz evvelallah!
-Sözle mi?
- 
-Uğruna ölürüm dediğin, gözyaşlarıyla salavat getirdiğin Resul’un böyle yapmıyordu ama..
-......
-Kur'an'da böyle demiyor mu; "Söz verdiğinizde tutun, söz vermek insanı mes'ul duruma düşürür"
-Haklısın, bizde hep böyle abi:(( Elin gavuru sözünde durur, biz hep sallarız, Allah bizi ıslah etsin.

Ateşe Koşan Pervaneler
Az önce mutfağa gittim;
Tezgah üzerinde küçük bir bal kutusu-hani şu otobüslerde vs. kahvaltılık olarak verilenlerden- nasılsa unutmuşum..
Ağzı yarı açık..
Etrafına karıncalar üşüşmüş..
İçine baktım;
Balın içinde ölü 1-2 karınca
Dışardakiler ise, içeri girmeye can atıyorlar!
Bir nefes arası;
Karıncalar; insanlar..Ama nefsine mağlup olan insanlar..
Bal kutusu; içi zehir, dışı tatlı, nefse hitabeden her zevk alış..
Nefse mağlub olan, aslında vicdan ve fıtrat yoluyla biliyor ki, o zevkleri tadan ölüyor..
Yine de hırsla bal kutusuna koşuyor;
Tıpkı ateşe koşan pervaneler misali..
Bal tatlı..Anlık zevkler tatlı..
Ceza uzak, şimdilik belki..
Anlık zevk cezbediyor, iştahla koşuyor..
Ölenleri gördüğü halde, bile bile..
Her kişi kendi noktasından açılım yapabilir inşaAllah;)

4 Ayaklı Ördekler
Nasreddin Hoca’nin hoş bir fıkrası var, belki bilirsiniz;
Bir gün camiide vaaz verirken, bakar ki cemaattan bir kısmı
durmadan esniyor, bir kısmı da resmen uyukluyor!
Der ki;
“Bir sabah Akşehir’den dışarı çıkmıştım.. Çayın kenarında 4
ayaklı ördekler su içiyorlardı!..“ :D
“4 Ayaklı ördek“ sözünü duyan cemaat gözlerini açarak Hoca’yı
dikkatle dinlemeye başlarlar..
Bunun üzerine Hoca;
“Yahu siz nasıl insanlarsınız! Bir saattir vaaz ediyorum
Uyukluyorsunuz da, kuyruklu bir yalan uydurunca hepinizin
gözleri dört açıldı!“
Günümüz manzarasıyla nasıl da örtüşüyor ve ne kadar hazin değil
mi?
Sürekli, büyük bir iştahla “4 ayaklı ördekler“ pazarlayan
medya..
Ve onları 4 göz 4 kulakla hatta 4 gönülle dinleyen sözüm ona ayık(!) insanlar..
Doğru haber, gerçekler, hakikatler artık prim yapmıyor!
Varsa yoksa ekranlardaki şişirme magazin programları, cılkı çıkmış, insan onurunu ayaklar altına alan yarışmalar, paparaziler, asparagaslar vs. vs.
Allah rahmet etsin Hocam, sen belki o sözünle cemaatını hizaya getirmişsindir, ya bizim halimiz ne olacak?

Yaşanmış bir olay bu anlatacağım;
Adamın birisinin oğlu hastalanır, tahliller vs yapılır ve teşhis konur; Kanser!
Adam perişan olur, can tanesi elinden uçup gidecek..
Dindar bir adamdır da..
Duaya sarılır; O Kudrete sığınır..
Bir cuma günü, hani hadis var ya, "cuma günü duaların kesin kabul edildiği bir vakit var" diye..Mescide gider ve cuma çıkana dek, akşam ezanına kadar sürekli dua eder gözyaşlarıyla..
"Allahım oğluma şifa ver! Can tanemi bana bağışla"
Aynı zamanda tüm tanıdıklarından da dua ister..
Mescitten çıkınca bir de bakar ki orada bir kadın çöpleri karıştırmakta, bir şeyler alıp torbasına koymaktadır..
Yaklaşır ve ne yaptığını sorar, kadın;
"Evde 3 yetim bakıyorum, çok fakiriz..Onları doyurmak için.." der..
Adam, "hayır" der, "bırak onları gel benimle.."
Bir kasaba götürür önce ve der ki;
"Her ay bu kadın sana gelecek, aylık et ihtiyacını göreceksin benim hesabıma" Sonra manav, bakkal, giyim eşyası vs. hep aynı diyaloglar tekrarlanır..
Sonra o kadını izzetle evine uğurlar adam..
Bir hafta sonra çocuğunu alır, götürür rutin muayenesine..
Doktorlar hayret ve dehşettedirler!
Çocuk tertemizdir! hastalıktan eser kalmadığı tahlillerde görülür..
Olay aynen Mısır'da yaşanmıştır, yakın zamanda..
SubhanAllah..
İki hadis tecelli ediyor burda;
"Cumadaki icabet vakti"
ve
"Hastalarınızı sadaka ile tedavi ediniz"
Sadaqa ya Resulallah!
muhabbetle efendim iyi tatiller ola..
Ayşe Reşad
Bu yazı toplam 1718 defa okundu.