YAZARLAR
Dikkat ! Hırsız var( Bahattin Yavuz )
Neden Yazmayı ister bir yazar?( M.Niyazi Kocadağ )
Anne....( Barış Durak )
Haydi Çocuklar Bara!( Necmettin Sağlam )
HERKES BİZİM AYNAMIZ!( Burçin Alpacar )
Keşke( Nuray Açar )
Hayalperest olmak!( Esra Dağ )
İran ve Hizbullah'a Ne Oluyor?( İbrahim Halil Arslan )
Kimin Umurunda?...( Emine Sivri )
Nasihat( Saadet Ün )
Bir Doğum, Bin Bereket..( Öznur Çolakoğlu )
Kentin Işıkları( Ömer Salih Ünlü )
Demokraside Kadın İzleri( Funda Ateşoğlu )
Diyarbakırda Yaşamak..( Sümeyye Gergerlioğlu )
İmamı kim ağlattı?( Semanur Yaman )
Elvedâ Urfa!( Ahmet Bedir )
Turşu( Elif Baran )
BEN ANNEYİM( Gülistan Özdemir )
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ayşe Reşad
ayseresat@yahoo.com
Perde Arkası
16 Temmuz 2008 Saat 03:37

Kehf Suresini  hepimiz biliriz.. Okunması çok faziletli olan bu Surenin bir bölümünde; Musa aleyhisselam ile salih bir kulun (belki de Hızır) kıssası anlatılır.

 

Zikredilen üç olay vardır:

 

Geminin yakılması, çocuğun öldürülmesi, yıkık duvarın tamiri.. (Geniş tafsilât için Türkçe meâle bakınız.) Musa  aleyhisselam , Allah’ın Peygamberi, zikredilen salih kul ise, Allah’ın kendisine ilm-u ledün sırlarını açtığı bir zattır.

 

Yaşanan her üç olayda da Hz. Musa O Zâta, hiç karışmayacağına dair söz verdiği halde itiraz eder. Çünkü her insan gibi O da, perde önünü görmektedir sadece… Diğeriyse, Allah’ın bildirmesiyle perde arkasına vâkıftır. Sonunda O salih zat, olayların iç yüzünü yâni perde arkasını açıklar ve ayrılırlar.

 

Kıssada görürüz ki; Bize yanlış-kötü gibi gelen o olaylar, sadece perde önündekilerdir ve gerçekten kısa görüş ve şimdiki zaman mantığıyla bakılırsa hepsi de yanlıştır. Fakat açıklamalarıyla O zat, Allah’ın hikmet eliyle perdeyi kaldırdığında şaşırıyor; “Evet, demek ki böyleymiş..” “Iyi ki de böyleymiş..” diyoruz.

 

Kehf Suresindeki bu kıssadan alacağımız çok hikmetler, çok dersler var…

 

Olaylar karşısında ne kadar acı, sarsıcı olursa olsun dengeyi kaybetmemek…

 

Gözleri –gönlü de- uzunca bir bakışla ileriye yöneltip; “…Neylerse güzel eyler” teslimiyetiyle perdeyi aralamak…Yapamıyorsa da sabırla beklemek..

 

Hakîm olan Rabbim abes iş yapmaz.. Her işi hikmet iledir. Bizim iç gözlerimiz köreldiğinden, mes’eleleri hep şimdiki zaman mantığıyla değerlendirip, gelecek zamanları zulmette bırakıyoruz.

 

Oysa ;

 

Şimdiki zaman+ PERDE= Gelecek zamanlar  

 

Formulünün sırrına erenler, “Deme niçin bu böyle// Yerindedir o öyle” teslimiyetiyle perdeleri aralamaya, perde önündekilerin aldatıcılığına kanmadan, geleceğin uzun solukları gerçeğine erenlerdir.

 

Rabbim kalbimizi Hikmetiyle doldursun ki hiç  mahzun olmayalım…

 

Pek çoğumuz da ilk bakışta bize ters gelen, bütün hesaplarımızı alt-üst eden, “Ah! Keşke bunları hiç yaşamasaydım veya şu şöyle değilde, böyle olsaydı” dediğimiz bir sürü olay yaşamış, belki de kahrolmuşuzdur.

 

Fakat hayırlı sonucunu görünce “İyi ki de böyle olmuş” dediğimiz kaç zaman, perde arkasına, O Hakîm’e bakışlarımızı çevirdik acaba??

 

O buyuruyor, "Olur ki,hoşlanmadığınız bir şey, sizin için hayırlıdır. Bir şeyi de sevdiğiniz halde o hakkınızda şer olur. Allah bilir, siz bilmezsiniz. Bakara 216"

 

Konuyla birebir örtüştüğünden yaşanmış ilginç bir olayı anlatacağım size;

 

Bir genç trafik kazası geçirir. Tam arkasından araba çarpar. Hemen baygın genci hastahaneye kaldırırlar. Ortalık feryat-figan. Durum oldukça kötüdür. Belkide sakat kalacak, hiç yürüyemeyecektir.

 

Doğrusu istikbâle koşan o genç için çok fena bir durum değil mi ?

 

Oysa bu yalnızca perde önü.. Şimdi perde arkasına geçelim:

 

Gencin vücudu çok sıkı bir taramadan geçirilir. Tahliller yapılır, röntgenler çekilir… Bu arada müthiş bir gerçek ortaya çıkar…Genç böbrek kanseridir ve hastalığının daha ilk devresidir.

 

Böbrek kanseri çok sinsi bir hastalık olduğundan ilk zamanlarda hiç belirti vermezmiş ancak son dönemde anlaşılır, iş işten geçtiği için de %100 ölümle sonuçlanırmış..

 

Şimdi ne oldu?.. Eğer o nefret edilen kaza olmasaydı, o hastalık tesbit edilemiyecek ve o genç hayatının baharında “son” diyecekti.

             

Kehf suresini ve o kıssayı bu gözlerle bir daha okuyalım ne dersiniz?

 

Okuyalım fakat papağan gibi değil, perdeleri aralamaya çalışarak, anlamaya, hissetmeye çalışarak…

 

Rabbimizin hikmeti; Sürekli bizleri imtihan ediyor; Sabır ve şükürle..

 

Musîbetler veriyor ki sabredip yücelelim ve temizlenelim dünya kazuratından..O’na tam kul olalım..

 

Bakalım şükredecek miyiz diye de ihsan ettikçe ediyor..

 

Şükredenlere arttırıyor, nankörlük edenlerin elinden alıyor ni’metlerini…

 

SIR: O’na tam kul olmakta..İçimiz ve dışımızla O’na yönelmekte…

 

Allah’a dayanan hiç darda kalmıyor..

 

Belkide en iyi kulluk karnesi bu, farkında olmadığımız…

 

Gerçek sevenlerine iki dünyayı da cennet edeceğini vaadediyor Rabbim…

 

Dünya dolusu seslerle haykırmanın tam vaktidir:

 

Daha ne istiyoruz ha?.. Daha ne bekliyoruuz??..

 

Muhabbetle  efendim..

 

Ayşe Reşad

Bu yazı toplam 2989 defa okundu.
Ayşe Reşad isimli yazarın tüm yazılarını göster
Ayşe Reşad
Benden sitem yok sanevi, merhaba :)
ÖLemediğimizden OLamıyoruz işte, oyalanıyoruz perde önünde.. Rabbim tutsun yüreklerimizi.. Muhabbetle ablam, dünya küçük evet;)
17 Temmuz 2008 Saat 02:33
Ayşe Reşad
YORUM BABA'ya: Teşekkür ederim..
Noksanlık bizdedir efendim.
Yine anlamasanız da, bunun gayreti içinde olmanız, araştırma yapmanız takdire şayan..
muhabbetle
17 Temmuz 2008 Saat 02:23
sanevi
bu da bir tevafuk
Sokrates, Felsefenin "bilgelik" dediği hikmet'e varabilmek için ömrünü harcadı. Lakin sormadan edemeyeceğim, Biz Müslümanların bunun için harcayacağı özel bir zaman dilimi var mı,oldu mu ? NOT: Burada olduğunuzu bilmiyordum. Google emmi suçlu)) İstesem de vefasız olamıyorum,kusura bakmayın.Saygılar.
17 Temmuz 2008 Saat 00:27
Tüm Yorumları Göster(7)

Şu An Sitede
2540 Kişi Online

ETKiNLiKLER  + Ekle 
ÜYELİK
Genel İçerikler
Nöbetçi Enzaneler Otobüs ve Uçak Seferleri
DUYURULAR +Ekle
Edessa Mutfak