YAZARLAR
Dikkat ! Hırsız var( Bahattin Yavuz )
Neden Yazmayı ister bir yazar?( M.Niyazi Kocadağ )
Anne....( Barış Durak )
Haydi Çocuklar Bara!( Necmettin Sağlam )
HERKES BİZİM AYNAMIZ!( Burçin Alpacar )
Keşke( Nuray Açar )
Hayalperest olmak!( Esra Dağ )
İran ve Hizbullah'a Ne Oluyor?( İbrahim Halil Arslan )
Kimin Umurunda?...( Emine Sivri )
Nasihat( Saadet Ün )
Bir Doğum, Bin Bereket..( Öznur Çolakoğlu )
Kentin Işıkları( Ömer Salih Ünlü )
Demokraside Kadın İzleri( Funda Ateşoğlu )
Diyarbakırda Yaşamak..( Sümeyye Gergerlioğlu )
İmamı kim ağlattı?( Semanur Yaman )
Elvedâ Urfa!( Ahmet Bedir )
Turşu( Elif Baran )
BEN ANNEYİM( Gülistan Özdemir )
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ayşe Reşad
ayseresat@yahoo.com
Sevgili'nin İzinde -3-
08 Ağustos 2008 Saat 03:38

Anne-Babalarının İman mevzuu

Bu da kitapta çok güzel izah edilmiş, her yönden

Burada bir zaman Suriyeli bir bayan konuşmasında "müşriklerdi" demişti!! Hemen itiraz etmiştim ben de..Ama fayda etmedi:( Benim de çok ağırıma gitmişti, ondan sonra ne dediyse içime sinmedi, bir daha da gitmedim dinlemeye;) Allah ıslah etsin.

Okurken Dede AbdulMuttalib'i yeniden sevdim adeta.. Bazı konuları yüzeysel biliyormuşum meğer Vefatında içim sızladı 14 asır sonra..Sanki kendi Dedem vefat etmişti, beni bırakıp gidiyordu:( Öyle bir muhabbet hissettim O'na karşı..

Dedesinin minderine sadece O otururdu

Bu da çok önemli..Dedesi kavminin lideriydi, karar makamındaydı. Sürekli toplantılara katılıyordu. Bunlar devletler arası ilişkilerin de görüşüldüğü ciddi toplantılardı..

İşte Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem de, dedesiyle burda oturur, onları dinler ve ilerisi için kendisine yol gösterecek stratejiler depolayarak, devlet erkanı konumunda hazırlardı kafasını ve yüreğini..Bir nev'i staj gibi..

Demek ki "Çocuktur anlamaz" deyu çocuklarımıza seviyesiz davranmak, onların yarınlarına darbe vurmaktır!

Çocuklarımızı arada, bu tip toplantılara, ders-sohbet vb götürerek, bilgi-tecrübe sahibi olmalarını sağlamalıyız;) Aile meclislerinde onlara söz vermeli, fikirlerini sormalı, onore etmeliyiz..

Yemen Hükümdarı Seyf b. Zi Yezen ile olan muhavere de çok enteresan ve sırlı.. Uzun yazmayacağım bu konuda, isteyen-merak eden arama motorlarına yazdırıp okusun;) ya da kitaptan..

Ebu Talib'in emaneti teslim alışı;

Bu da muhakkak ki örnektir günümüz ailelerine..

Bazen böyle durumlar oluyor, ama kişiler öz kardeşlerinin çocuklarını sahiplenmeyi reddediyorlar:( Ve bunlar da müslümanlar!!

Bakınız İslam öncesi yaşanan örneğe..

Biz siyeri gözümüzle okuyoruz galiba..

Ya da ayetleri, hadisleri..

Uygulamadıktan sonra öğrendiklerimizin ne hükmü var?

Fatıma binti Esed Ebu Talib'in Eşi..

Efendimiz aleyhisselam'ın "Annem" dediği Yengesi..

O en Sevgili'nin, kendi elbisesini kefen yaparak, kabirde ünsiyet için bir miktar yanına uzanarak VEFASINI ispat etmesi, gözleri yaşartıyor Ya Habibi ya Resulallah


Koyun Gütmesi-Çobanlık

"Hiçbir peygamber yoktur ki koyun gütmemiş olsun" Buyurmuşlar..

Demek ki bu, şimdilerde küçümsenen vazife, önemli aslında peygamberlik mesleği.. Bir nev'i liderlik, kollayıp-gözetme, strateji belirleme..Aynı zamanda Rabbe yaklaştıran yalnızlık..Dolu dolu kainatı tefekkür etme..

Yine burada bir vefa örneği görüyoruz; Efendimiz aleyhisselam o zaman 10 yaşında daha.. 10 yaşında bir çocuğun, "kaldığım eve yük olmayayım" diyerek, vazifeye ısrarla talip olması..Sorumluluk duygusu..

Masum-zararsız dahi olsa, Rabbi tarafından eğlenceden men edilmesi..

Göze- gönle bir şey girmemesi, şuur altına depo edilmesinin önlenmesi..

Demek ki ebeveynler çok dikkatli olmalılar bu hususta, eğer çocuklarının geleğin inşasında vazife almasını istiyorlarsa..

Gerek ev içinde ve gerekse dışarıda dikkat edilmeli, konuşmalar, aile içi münasebetler, giyim-kuşam vb.vb

Büyük liderleri, yarına yön verecek kafa ve yürekleri yetiştirmede Rabbani ölçü..

Ve okumaların sonu;

Efendimiz aleyhisselam'ın, Zeyd bin Harise'nin O'nu tercih etmesi üzerine şuradaki sözü çok duygulandırdı beni;

http://www.sorularlaislamiyet.com/su...ticle&aid=5460

Şu sözü: Bunun üzerine Resûl-i Kibriyâ Efendimiz: "Eğer sizi tercih ederse, fidye-i necât almaksızın o sizindir, alın götürün. Yok, eğer beni tercih ederse, vallahi, ben, beni tercih edene, kimseyi tercih etmem."diye konuştu. Salih Suruç'un kitabı yoksa sizlerde, burada bölümler var, takip edebilirsiniz:

http://www.sorularlaislamiyet.com/su...ticle&aid=5460

Bir de şu mes'eleyi ben bilmiyordum, bu okumalar sebebiyle yeni öğrendim;

Mekke`ye ilk defa put getirmenin de bir hikayesi var:

"
Amr bin Luhay şehire ilk defa putu getirip, halkı putlara tapmaya teşvik eden adamdır.

Amr, Şam`a gittiği bir sırada, Maab denilen yere de uğrar ve burada Hz. Nuh`un sülalesinden bir kabilenin putlara taptığını görür. Bunların ne işe yaradığını, niçin kendilerine taptıklarını sorunca da:

"Bunlardan yardım isteriz, yardım ediliriz, yağmur isteriz, yağmura kavuşuruz" cevabını alır.

Bunun üzerine Amr, Mekke`ye götürmek için bir put ister.
İsteğini kabul ederler ve kendisine Hubel adını taşıyan putu verirler.

Amr, Hubel`i Mekke`ye getirir ve diker. Halkı bu puta tapmaya teşvik eder.

Cahil halk bu teşvike kapılarak Hubel`e tapmaa başlar.

İşte Mekke`ye ilk defa put getirme ve burada puta tapma hikayesi böylece başlamış oldu."

muhabbetle efendim..

  Ayşe Reşad

Bu yazı toplam 1755 defa okundu.
Ayşe Reşad isimli yazarın tüm yazılarını göster
YORUM BABA
BİR TUTAM BEREKET DE EBU TALİP'İN YOKSUL EVİNE GİRDİ.
renklendi Eve neşe geldi..Yukarıdaki hikaye 365 Günde Sevgili Peygamberim adlı kitaptan alınmıştır.Kitabın başında şöyle der Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir, bende buna istinaden alıntılar yapıp gönderiyorum, umarım okuyanlar faydalanırlar.....
09 Ağustos 2008 Saat 18:48
YORUM BABA
MUHAMMED (SAV) O EVDE ÇOK RAHAT ETTİ.
başlardı.Yemeğe üflemez, sabırla soğumasını beklerdi.Yemeğini ufak lokmalar halinde , kendi önünden yerdi.Büyükler başlamadan yemeğe başlamazdı.Yengesiyle amcası, onun iyi beslenmesini , rahat etmesini istiyorlardı.Bunun için ellerinden gelen her şeyi yaptılar Muhammed (sav) , o evde çok rahat etti.Amcasını, yengesini, kuzenlerini kendi ailesi gibi sevdi.Gökten sevgiler yağdı.Dünyaya bereket indi.Bir tutam bereket de Ebu Talip’in , yoksul evine girdi.Hepsinin karnı doydu.Çocukların yüzü
09 Ağustos 2008 Saat 18:44
YORUM BABA
MUHAMMED (SAV) SOFRAYA OTURUNCA HERKES DOYARAK KALKARDI
kıskanmadılar.Çünkü Muhammed’i (sav) onlarda çok seviyorlardı.Muhammed (sav) o evde mutluydu.Allah ona baba gibi bir amca , anne gibi bir yenge vermişti.Amcası gittiği her yere onu da götürüyordu.Ondan ayrı duramıyordu. Muhammed (sav) olmadan sofraya oturmuyordu.Yemek yiyeceği zaman “Muhammed’im nerede? Çağırın gelsin .” diyordu.O sofraya oturunca herkes doyarak kalkardı. O olmayınca kimsenin karnı doymazdı.Muhammed (sav) , ellerini yıkamadan asla sofraya oturmazdı.”Bismillah der, yemeğe öyle
09 Ağustos 2008 Saat 18:42
Tüm Yorumları Göster(15)

Şu An Sitede
2522 Kişi Online

ETKiNLiKLER  + Ekle 
ÜYELİK
Genel İçerikler
Nöbetçi Enzaneler Otobüs ve Uçak Seferleri
DUYURULAR +Ekle
Edessa Mutfak