YAZARLAR
Dikkat ! Hırsız var( Bahattin Yavuz )
Neden Yazmayı ister bir yazar?( M.Niyazi Kocadağ )
Anne....( Barış Durak )
Haydi Çocuklar Bara!( Necmettin Sağlam )
HERKES BİZİM AYNAMIZ!( Burçin Alpacar )
Keşke( Nuray Açar )
Hayalperest olmak!( Esra Dağ )
İran ve Hizbullah'a Ne Oluyor?( İbrahim Halil Arslan )
Kimin Umurunda?...( Emine Sivri )
Nasihat( Saadet Ün )
Bir Doğum, Bin Bereket..( Öznur Çolakoğlu )
Kentin Işıkları( Ömer Salih Ünlü )
Demokraside Kadın İzleri( Funda Ateşoğlu )
Diyarbakırda Yaşamak..( Sümeyye Gergerlioğlu )
İmamı kim ağlattı?( Semanur Yaman )
Elvedâ Urfa!( Ahmet Bedir )
Turşu( Elif Baran )
BEN ANNEYİM( Gülistan Özdemir )
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ayşe Reşad
ayseresat@yahoo.com
Askıda N'en Var?
09 Eylül 2008 Saat 03:36

Bu yazıyı taa 2001 yılında yazmışım, şu mübarek vakitler hürmetine birlikte okuyalım istedim yeniden..

Biliyorum çoğunuz belki defalarca rastladınız ve okudunuz "Askıda Kahve" hikayesini..Olsun yine okuyun-okuyalım ;)

Ben de belki en az 10 kez okumuşumdur bu hikayeyi..

Hem de her seferinde beğenerek, düşünerek, muhasebe yaparak okurum..


Her
 okuduğumda önce çook uzaklara – kimbilir bazılarınca en yakınlara- Asr-ı Saadete, sonra Osmanlı'ya; muhteşem ecdadımıza, sonra günümüze ve en son da içime doğru uzanan uzun bir yolculuğa çıkarım kendimce..

“Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir” hadisini hayatına düstur yapan nice Hakk erleri geçer içimden..

Osmanlı'yı kendisi yapan, asırlara mührünü vurdurtan rikkati, inceliği, gönülleri ummanlar kadar geniş aydınlık insanları geçer..

Ve; Sadaka taşlarını hatırlarım..


Hani şehrin muhtelif yerlerine konulan, içi bir el girecek kadar oyuk ve zenginlerin kimse görmeden, sessizce uğrayıp yüreklerince koyduğu paraları, ihtiyacı olanların yine sessizce gelip, ihtiyacı kadarını aldığı;

 

Böylece ne alanın ne de verenin belli olduğu; VERENİN YALNIZ O OLDUĞUNU vurgulayan, kimseyi minnete de gurura da düşürmeyen;

 

Ve böylece toplumda ekonomik bir denge kurulmasını sağlayan SADAKA TAŞLARINI...

Evet “iki kahve! Biri askıda” Ne güzel..

İyi şeyler ne taraftan olursa olsun takdir edilmeli tabii ki..

Ama bizim olan hasletlerimizi unutmamak şartıyla..

Günümüzde yok mu böyleleri peki? Olmaz mı?


Ben çok şahid oldum; Kendine veya evine herhangi birşey alırken ya aynısından ya da biraz değişiğinden ama mutlaka bir muhtaca da alan, yediren, giydiren ve ancak böyle olduğunda mutlu olabilen insanlar...

Evet çok şükür ki varlar..

Amellerin değil ikiye, belki yüzbinlere katlandığı şu mübarek günlerde İsterim ki hepimiz içimize dönelim ve sorgulayalım kendimizi;

 

Askıda nelerimiz var bizim?..


Askıda bir ailenin Ramazan giderleri

Askıda bir tas çorba!..
Askıda bir ayakkabı!..
Askıda bir bayramlık elbise!..
Askıda bir talebenin aylık-yıllık masrafı!
Askıda bir ailenin yakacak giderleri!
.................

.................
.................


Veren sensen, alan bensem; Aslında veren de alan da O dur..

Değil mi ki sen ve herşeyin O’nun, O’ndan..

Ve; Hayy dan gelen Hû ya gider..

Ve; Neticede kazanan sensindir; Verebilmek erdeminden ötürü..

 

Dünyada da ahirette de misliyle sana döner verdiklerin.

 

Artık  televizyonlarda görür oldum "Askıda ekmek" `Askıda gazete" "Askıda dergi" gibi uygulamaları  maşaAllah..

 

Yayılmalı bu tür güzellikler, bunlarla kalmamalı.

 


muhabbetle efendim

 

Ayşe Reşad

 

Askıda Kahve Hikayesini hiç okumayanlar için;

İki kahve, biri askıda

Toplumsal dayanışmanın ne kadar önemli olduğunu anlatan küçücük bir öykü anlatmak istiyoruz sizlere...

Napoli'nin kenar mahallelerinden birinde bir cafe-bardayız. İçeriye giren müşterilerden biri barmene, "duecaffee, uno sospeso" -iki kahve biri askıda- diyerek siparişini verdikten sonra, iki kahve parası ödedi ama bir kahve içip gitti. Bunun üzerine barmen, tezgahın üzerinde asılı duran çiviye küçük bir kağıt astı.

Daha sonra ve ondan sonra gelen pek çok müşteri aynı şekilde sipariş verdiler. Çoğu insan bir kahve içerse, iki, iki kahve içerse üç kahve parası ödeyip çıktı kafeteryadan. Garson da her defasında tezgahın üzerindeki çiviye küçücük bir kağıt daha ekledi.

Bir süre sonra kötü giyimli, yoksul olduğu her halinden belli olan bir adam girdi içeriye, barmene "un caffee sospeso" -askıdan bir kahve- dedi. Barmen, diğer müşterilere gösterdiği nezaketi bu müşteriye de göstererek, dumanı tüten sıcacık bir kahve koydu adamın masasına. Yoksul adam kahvesini içtikten sonra, parasını ödemeden çıkıp gitti. Garson da tezgahın üzerindeki askıya taktığı kağıtlardan birini çıkarıp, çöpe attı.

Toplumsal terbiyeye bundan güzel bir örnek olabilir mi? Yardıma muhtaç olan insanlara, bu yardımı istemelerine gerek kalmadan yardımcı olabilmek ya da yardımın yalnızca yaşamsal ihtiyaçlarla sınırlı olmadığını anlayabilmek ne güzel. Evet kahve bir Napolili için bile yaşamsal bir ihtiyaç olmayabilir ama günlük yaşamda çok önemli bir yer tuttuğuna şüphe yok.

Sıcak bir kahvenin özlemini çeken yoksul insanlara, oturdukları kafeteryada fazladan bir kahve parası ödeyerek ikramda bulunuyor maddi durumu buna imkan verenler.

Kafeteryadaki garsonun, yoksul insanlara ikram edecek bir kahvesi bulunduğunu tezgahın üzerine astığı kağıtlarla anlatması ise bir başka zerafet örneği. Böylece, müşteriler kime yardım ettiklerini bilmeden birilerine destek olmanın keyfini, yardıma ihtiyacı olan kişiler de kimden geldiğini bilmedikleri bir kahveyi yudumlamanın mutluluğunu yaşıyorlar.
Ne güzel!

-Alıntı-

 

 

Bu yazı toplam 3601 defa okundu.
Ayşe Reşad isimli yazarın tüm yazılarını göster
Ali İhsanoğlu
Güzeli Yaymak
Değerli Ayşe hanım,insan hatrını hatırlatan bu yazınız vesilesiyle teşekkür ederim.Yayılması için sıkça anlatılmalı güzellikler.Bir çok kişi okusa da belki bir kişi uygulamaya çalışır güzel olanı.Ama acı soruda sormamız lazım.Bu güzellikleri sayfalarda paylaşan bizlerin evlerinde huzur ortamı nedir?Mesela bugün moral puanınız kaçtır? Gibi sorulara samimi olarak cevap verebilir misiniz?Söylediklerimizle yaptıklarımız benziyorlar mı birbirine?Biz ne yapıyoruz?Hakka mı uyuyoruz,hakikat mı arıyoruz?
---------
Allah razı olsun kardeşim..

Tabii ki uyum içinde olmalı.. Herkes kendi nefsinden sorumlu. Ben elimden-yüreğimden geldiğince yapmadıklarımı söylemiyorum, bunun gayretindeyim kardeşim..Hayra vesile olmak en büyük mutluluk benim için, Rabbim şahidtir.Zaten de şu hayatta başkaca bir emelim yok, O'nun rızası ve olabildiğince O'nun yanında çalışmak..Duamdır daim: Ya Rab şeğğalni andek.Ey Rabbim beni yanında çalıştır. Rabbim göz açıp kapayıncaya kadar bile olsa bizleri nefslerimizin eline bırakmasın amin.

muhabbetle
13 Temmuz 2009 Saat 19:07
YORUM BABA
KAHVE- ZERAFET-GARSON-
bir pet şişe suyu 1 TL’ye maliyeti 50 kuruşu bulan bir Türk kahvesi ise yine 2,5 TL’ye satılıyor, serbest piyasa tabi kimse müdahale etmiyor yada etmek istemiyor. Yazınızdaki kahve, zerafet örneği gösteren garson, yardımlaşma ile ilgili düşüncelerinizi okuyunca bunları bir anlatayım istedim, yani biz daha işin orasında değiliz, garsondan zerafet beklemiyoruz, yeterki garson işini yapsın, kimsenin askıda ikram edeceği bir şeyde istemiyoruz biraz amiyane olacak ama yeterki kazıklanmayalım...
10 Eylül 2008 Saat 11:19
YORUM BABA
ANLATTIKLARINIZLA GERÇEK HAYAT BİRBİRİNDEN ÇOK FARKLI
tabii ki..”bende diyorum ki kötü şeylerde tenkit edilmeli, tenkitten pay çıkartılmıyorsa hatta protesto edilmeli, tıpkı benim kahve içmeye gitmediğim gibi.Askıda kahve misali müesseseler ve müşteriler hoş güzel tabi okuyunca insan kendinden geçiyor, oysa gerçekler hiçte öyle değil, Piyasalar acımasız, hizmet anlayışında çok büyük eksiklikler var Yukarıda bahsettiğim olayın benzerleri, büyük şehirlere gezmeye gelen insanların çoğunun başından geçiyor maalesef. Büyükşehirlerde 25 kuruşa alınan
10 Eylül 2008 Saat 11:08
Tüm Yorumları Göster(8)

Şu An Sitede
2514 Kişi Online

ETKiNLiKLER  + Ekle 
ÜYELİK
Genel İçerikler
Nöbetçi Enzaneler Otobüs ve Uçak Seferleri
DUYURULAR +Ekle
Edessa Mutfak