Bir alışveriş, bir kurşun...


Bombardıman durdu, boykot kampanyalarının sesi kısılmaya başladı.

Dün markete, elinde boykot listesiyle gidenler, bugün alışveriş sepetlerine birer ikişer yerleştirmeye başladılar İsrail’e açık destek veren firmaların ürünlerini.

Mutfak ve banyolarımızdaki kuşatma çemberinin tuğlalarını, raftaki yerlerini unutmaya fırsat kalmadan yeniliyoruz topyekûn. Bahanelerimiz dünden hazır… “Ama” ile başlayan cümlelerin ardı arkası gelmiyor bir türlü.

Ama o marka hepsinden kaliteli…

Ama …’nın yerini tutacak başka ürün yok…

Ama hiç biri onun kadar lezzetli değil…

Ama diğer deterjanlar lekelerde etkisiz…

Ama…

Fakat…

Lakin…

“Ama”lar tamamen haksız değil, herkes gibi ben de canlı şahidiyim bu acı gerçeğin.

Kullanmaya alıştığımız, kalitesini test edip onayladığımız neredeyse her şey, İslami sermayenin olmaması bir yana, bir şekilde Siyonist İsrail’e destek veren şahıslara ait.

Gelirlerinin belli bir bölümünü gizli ya da açıktan, İsrail’e yolluyorlar.

Bir çeşit vergi bilinciyle üstelik.

Amaçları İsrail’in park ve bahçelerinin güzelleşmesi değil elbette, işgali mutlak bir zafere dönüştürme hayaline hizmet ediyorlar herkesin malumu olduğu üzere.

Ve bu yolda atılan bütün adımları destekliyorlar.

Gazze’deki her bebek katliamında biraz da onların parmağı var.

Dolaylı yoldan da senin, benim, hepimizin.

Fosfor bombaları; bizim aldığımız ürünlerin kârlarıyla yakıyor masum bebeklerin incecik tenlerini.

Korkmayın, koklayın…

Denizden, karadan ve havadan yağan bombaların barut kokusu sinmiş alışveriş fişlerimize…

“Bir alışveriş bir fiş” kampanyasını yaşı 25’in üzerindeki herkes hatırlar.

Oysa bugün “Bir alışveriş, bir kurşun” dönemi…

Bu kaçıncı boykot, başlayıp yarım bıraktığımız…

Bu kaçıncı liste, aylarca taşıdıktan sonra buruşturup attığımız…

İşte tam da bu yüzdendir, Filistin’de hiçbir ateşkesin kalıcı olamaması…

Bu yüzdendir Filistinli çocukların gözlerinin her yıl bir başka yakınlarının ölümünü seyre mecbur kalması…

Bu yüzdendir, İsrail’in her seferinde daha da palazlanıp dişlerini Filistin’in kutsal gerdanına bir daha, bir daha saplaması…

Bizim yüzümüzden…

Biz duyarsız Müslümanların, biz duyarsız Hıristiyanların, biz duyarsız Yahudilerin, biz duyarsız insanların yüzünden…

Hiçbir bahane haklı çıkaramaz şimdi bizi.

O fabrikalarda yakınlarımızın çalışıyor olması, o firmaların ülkemizde üretim yapıyor olması, ekonomimize katkıları ya da bir başka bahane…

Bu kez bitmemeli boykotumuz.

Sahte ateşkesler gözümüzü boyamamalı.

Bağını bilmediğimiz üzümü yemek gayrı haram bize.

Önce kadınlar, önce evlere giren ürünler.

Kolay değil biliyorum…

Benim için de hiç kolay değil.

Oğlum, okul gömleğini eskisi kadar beyaz giyemeyecek belki.

Kızımın faaliyet boyaları belki hiç çıkmayacak en sevdiği eteğinden.

Kirlenmenin güzel olduğunu düşünemeyecek belki büyürken bebeğim…

Ama içim rahat olacak…

Çünkü hiç birine, asla, “kardeş kanı” bulaşmayacak…