Yaşlılık Saçına Düşen Aklarmıdır, Yoksa...


 

Yaşlılık yüzüne düşen çizgiler midir, yoksa yüreğindeki sessizlik mi?

Saçlarına düşen aklar mıdır, yoksa planlarına düşen uyuşukluk mu? 

Hareketlilik midir, yoksa hareketsizlik mi?

Hayat dolu olmak ve hayatı doya doya yaşamak mıdır yoksa hayattan umudunu kesmek mi?

Biz yaşlılığı yaşımıza, saçlarımıza düşün ak’a göre değerlendiriyoruz.

Hakikaten yaşlılık nedir?

Hayatın sonu mu yoksa başlangıcı mı?

Çoğu zaman kimliğimde yazan doğum tarihim beni umutsuzluğa terk etse de ben yaşamdan çok büyük zevk alıyorum.

Çevrenize bir bakın isterseniz, genç görünümlü insanlar mı çok daha hayat dolu yoksa zamansız çizgileri kabul ederek hayata sımsıkı sarılan nine ve dedelerimiz mi?

Plansız yaşayan gençler mi, yoksa hala daha ‘yapacak çok işim var’ diyen yaşlılarımız mı?

Farkındayım bugün çok fazla soru soruyorum yazılarımda ama pişman değilim.

Çünkü sanırım gerçeklerle yüzleşme vakti geldi de geçiyor bile…

Yaşlılar haftası dolayısı ile bu düşüncelerimi kaleme almak istedim.

Ve uzun zamandır kendi kendimi sorguladığım sorularıma cevap aradım.

Zaman zaman hepimizin içini bir karamsarlık kaplar ve hayatın anlamsız olduğunu düşünürüz.

Bize haksızlık yapıldığını, bunu hak etmediğimizi dolayısı ile yaşamanın bir anlamı olmadığını hisseder

Tüm planlarımızı geleceğimizi bir kalemde silmeye yelteniriz.

Oysa tüm olumsuzluklara rağmen hayata sıkı sıkı sarılmayı denemek sanırım çok daha iyi bir seçim.

Evet, saçlarımıza aklar düşmesini, vücudumuzun kıvır kıvır çizgileri taşımasını hiç birimiz istemeyiz.

Ancak istemeliyiz…

Bizlerde yaşlanmalıyız.

Çünkü hayatın bu çok özel dönemini hak ediyoruz.

Yaşlılık demek, hayattan kopmak anlamına gelmemeli

Bu kimseyi korkutmamalı.

Veya yaşlı insanlarımızın çok daha pasif olacağını da düşünmemeliyiz.

Hatta dün ve bugün arasında köprü kuran, kültürümüze ve değerlerimizi yarınlara taşımamızı sağlayan yaşlılarımızdan olabildiğince faydalanmalı, onlara saygıda kusur etmemeli

Özellikle de tarihin tanıklığını yapmış ve bugün hala daha hayatta olan büyüklerimizi can kulağı ile dinlemeli gerekirse dersler çıkarabilmeyi başarabilmeliyiz

Bakıma muhtaç, çoğumuza göre son baharında olan yaşlılarımızı insan onuruna yakışır bir şekilde hak ettikleri değeri vererek mutlu etmenin yollarını aramalı ve sonunda bulabilmeliyiz…

Onları terk edilmişlikten kurtarmalı, kimsesizlik duygusunu yaşatmamayı hedeflemeliyiz.

Unutmayın bir gün hepimiz yaşlanacağız

Çünkü zaman kimseye acımıyor ve kimseyi affetmiyor.

 

Günün Sözü: “Bir milletin yaşlı vatandaşlarına ve emeklilerine karşı tutumu; o milletin yaşama kudretinin en önemli kıstasıdır. Geçmişte çok güçlüyken, tüm gücüyle çalışmış olanlara karşı minnet hissi duymayan bir milletin, geleceğe güvenle bakmağa hakkı yoktur.\" ATATÜRK