Kasetli Günler


Herşey o kasetle bitti ya da \'başladı\'...
Haberi okuduğumda inanamadım asparagasında bu kadarı dedim
fakat sürecin devamında açıklamalarda gördüm ki herşey var, bir yalanlama yok,o zaman anladım ki gerçek...

Medyanın yaklaşımı bu konuya biraz farklı oldu geçmiş olaylara göre,
özel hayat denildi,mahrem görüntüler denildi, ki bence de bu tanımların hepsi doğru ve yerindeydi fakat yerinde olmayan bir sürü şey oldu;binlerce insanın oyunu alan,köklü mirası olan bir partinin genel başkanı evli olduğu halde yine evli ve aynı zamanda çalışma arkadaşı olan bir hanımla uzun süredir ilişki yaşıyor.İnsanların başkasının özel hayatıyla ilgili röntgenciliğini,-kendine direkt bir etkisi yoksa-ahkam kesiciliğini doğru bulmak mümkün değil.Bir kere ahkam kesenlerin kendi hayatlarını çok şeffaf bir şekilde yaşaması ve ilerde de yanlış yapmayacağına dair senet imzalaması lazım ki,bir başkasının hayatıyla ilgili rahat rahat assın kessin...
Biz ve yakınlarımız ömrümüz bitene kadar neler yaşayayacağız, ne olacağımız belli değil,bunu unutmamak lazım,zaten bu ilişki konusu da sadece onların eşlerini ve çocuklarını ilgilendirir bize söz düşmez-di.
Ama nasıl ki içki içmek kişinin özel hayatıdır ama bindiğiniz otobüsün şöförü içmişse bu özel hayat falan olamaz artık,ben ülkeyi yönetmeye talibim,ben ülkeyi şekillendirecek makamlara talibim diyen adamların da daha düzgün dürüst adamlar-kadınlar olmasını beklemek hakkımızdır.

Deniz Baykal\'a; -Sen utanma çekenler utansın,Nesrin Baytok\'a;-yazık yara aldı görüntülerden,aman incitmeyelim,moral destek olalım havalarının ayarı kaçtı bence.Görüntülerin çekilmesi kadar malzeme verenler de eleştirilecektir tabi.Clinton bile oval ofis sıkandalından sonra yaşadıklarını hata kabul edip halkından ve eşinden tüm kamuoyu önünde özür diledi.
Skandalı inkar edemeyip bunu ortaya çıkaranları siyasi rakipleri olarak gösterip zarardan kar etmeye çalışma yöntemi ise Deniz Baykala ait.
Sonra birde  bu olaydan sonra şeyh gibi bişey oldu Baykal,biz partinin çoğunu ona muhalefet bilirken, ağlamalar sızlamalar eşliğinde
\'bizi bırakma\' yakarışları, ülkenin çeşitli yerlerinden gelenlerce kapısının önünde \'dön, biz sensiz ne yaparız\' diye açlık grevine başlamalar falan
fazlası ile samimiyetsiz bir okul müsameresi kıvamındaydı..
Bu olanlar sırasında Deniz Baykalın ben gittim,ama tam gitmedim, belkide hiç gitmedim türünden açıklamalarını okuduğumuzu da hatırlayalım.

\'Nitekim biraz zaman, herşeyi eder ayan\'- bu sözü de ben buldum,hem de kendi kafamdan:)

Ve gördük ki;kurultaya bir hafta kala kesinlikle aday olmayacağını açıklayıp lidere sadakatini gösteren Kılıçdaroğlu adaylığını açıkladı.
Baykal hatırlarıldığında ise;- Seneye ben başbakan o cumhurbaşkanı seklinde bir yerleştirme yaptı kendince..
Sonra Deniz Baykalın ardından ayılan bayılan onca delege,milletvekili,Önder SAV başta olmak üzere firesiz Kılıçdaroğlu dedi ve seçildi,ama ne seçilme!
Doğan medyası bir yandan, CHP\'liler biryandan CHP küskünleri bir yandan; saçının telinden, ilkokul karnesinden, adının çağrışımlarından türlü türlü sebeplerden, onun ikinci Kemal olduğuna, büyük kurtacının geldiğine dair alamatleri bir bir sıraladılar..
Kasketi taktı,gravatsız çizgili gömleğiyle sade vatandaşın odak haline getirilmesi üzerine bir nevi show yapıldı,adıda Hindistanlı halk kahramanı Gandi\'den alındı,oldu.
Oldu mu acaba sahiden?Ben ancak tip olarak Gandiyle arasında benzerlik bulabiliyorum başka bir konu yok yani,o gömlekteki çizgilere ise kimse kanmaz,Kılıçdaroğlunun ne gömleği giydiğini zaman gösterecek çünki..

Sonuç olarak; bir kere bu başdöndürücü trafiğe rağmen değişim ümidinin tamamen yokolup gittiğini sandığımız bir partiden böylesi güçlü bir değişim isteği olduğunu görmek güzel bir şey.İkincisi Kılıçdaroğlu söylemlerinde kalıp CHP anlayışınndan ayrılmayacağını hissettirse de,geldiği yer ve kökenleri itibariyle \'öteki\'ne yakın bir adam profili çiziyor,
Kurultaydaki konuşmasında laikliğe vurgu yapmaması çok dikkat çekici,demek ki neymiş CHP kurultay salonu bile  en sonunda işitti ki
bu ülkenin \'laiklik elden gidiyor,rejim tehlikede\'sloganlarından mütevellit bir sanal sorunu yokmuş.


Dilerim ki;Kılıçdaroğlu başarlı olsun, çünki Baykal\'lı muhalefetin işe yaramadığını gören derin güçlerin onu kaset tertibiyle götürdüğüne inanıyorum.Kılıçdaroğlundan baklenen etki yakalanmazsa bu sefer başka çareler düşünürler.Muhalefetin etkili olmasına hepimizin ihtiyacı var,hükümeti eleştirenleri,\'ezelden ebede hükümete muhalif\'lerin kendilerini güvende hissetmeliler,Güçsüz çaresiz hissettiklerinde darbecileri çağırıyor olmalarının altında bu muhalifliğin başarısızlığı yatıyor,düşüncelerin güçlü temsili
yerinde ve haklı bir muhalefet bu ülkede siyasetin kalitesi artırır,terörüde engeller darbeyide karanlık güçlerin tertiplerini de..


Selametle kalın...