Bira Festivali


Üç gündür ekranda aynı görüntüler.

Almanya’nın meşhur Oktoberfest’inin Antalya ayağı…

Oktoberfest, bir festival. Ekim Festivali anlamına geliyor. Eylül ayının sonunda başlıyor ve yaklaşık iki hafta sürüyor. Münih’teki bira üreticileri için çok önemli bir festival. Çünkü Oktoberfest’te, sadece onların özel mayaladıkları biralar tüketiliyor, bir litrelik bardaklarda… Tarihi bir festival ve Almanların kültürlerinde önemli bir yere sahip.

Ne gariptir ki, bu festival bizim ülkemizde de kutlanmaya başlandı. Yer, Antalya…

Bu yıl ikincisi kutlandı üstelik. Festivali, Büyükşehir Belediyesi ile bir bira firması ortaklaşa düzenledi. Festivalin açılışını da, Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın, dev bira fıçısının tıpasını kırarak yaptı.

Eğlence ve bira tüketimi gecenin ilerleyen saatlerine kadar devam etti.

Festivalde aşırı alkol alan bir genç, 27 yaşındaki Anıl Durmaz, gece aniden yaşamını yitirdi. Otopsi raporu henüz çıkmadı ancak gencin alkol komasına girdiği sanılıyor.

Peki bu nasıl oluyor? Ölüm değil merak ettiğim, bira festivali…

Sigaranın yasak olduğu ülkemizde, alkol reklamları neden yasak değil?

Neden gazetelerde sayfa sayfa rakı reklamları yayınlanıyor?

İçki sigaradan daha mı az zararlıdır?

Devlet Demiryollarına ait trenlerin yemekli vagonlarında neden içki servisi yapılıyor? Binlerce insanın aynı anda yolculuk yaptığı bir toplu taşım aracında alkollü içki içilmesinin mantığını anlayan var mı?

ABD’nin birçok eyaletinde alkol tüketim yaşı 21 iken, Türkiye’de 18 yaşı yeterli sayan zihniyetin sahibi kimdir?

Televizyonlar her gece alkollü sürücü dehşeti haberleri yaparken, alkol tüketimini teşvik etmenin anlamı nedir?

Belediye Başkanı Mustafa Akaydın, hayatını kaybeden genç için “içmesini bilmiyorsa sorumluluk onun” dedi. “Bir sürücü hız limitini aşarsa sorumluluk sürücünün mü, otomobil üreticisinin mi” diye devam etti. Bu sözler üzerine bir dizi soru belirdi aklımda…

Otomobillerin hız limitleri her yerde yazıyor, alkolün limiti nedir?

O genç, kendi alkol limitini nasıl anlayacaktı?

İçmeyi bilmek nasıl bir şeydir?

İçmeyi öğreten bir kurum ya da kuruluş var mıdır?

Ahkâm kesmiyorum, gerçekten merak ediyorum bunu.

Alkollü içeceklerin değil tadını, kokusunu bile bilmeyen biri olarak samimiyetle soruyorum:

İlaçlardaki gibi kilo başına alınabilecek oranı filan var mıdır bu meretin?

Ne kadarı öldürür? Ne kadarı sarhoş eder?

Her gece hem kendilerini, hem masum vatandaşları öldüren alkollü sürücülere karşı nasıl önlem alınabilir?

Yasaklar bir işe yaramıyor, çünkü sarhoş olacak kadar alkol alan birinin “ben alkollüyüm, birilerine zarar verebilirim” diye düşünmesi, “evime arabayla değil taksiyle gideyim” demesi imkânsız zaten.

Alkolün reklamlarla teşvik edildiği, alkollü içkilerin fuarlar dışında dağıtımı ve tattırılması yasak olmasına rağmen festivalde su gibi tüketildiği, içki tüketmenin “uygar insan göstergesi” sayıldığı, sarhoşluğun, mahkemelerinde hafifletici sebep sayıldığı bir ülkede daha çok Anıl’lar ölür… Alkollü sürücü kurbanı olan bebekleri ve masum insanları toprağa vermeye de devam ederiz en uygar halimizle…

Olan Anıl’ın annesine oldu. Gencecik oğlunu, doyamadan kaybetti. Şimdi “gitti güzel oğlum” diye ağlıyor…

Peki bunun hesabını kim soracak?

Mustafa Akaydın, “ben kimseyi içmeye teşvik etmedim” diyor. Bira fıçısının tıpasını balyozla kırmak, elinde bira bardaklarıyla dans etmek teşvik değil midir bir kent yöneticisi için?

Birileri acil önlem almalı.

Sorumluluğu tek bir gencin üzerine yıkmak işin kolay yanı. Zor olan ise sorumluluğu paylaşmak.

Sigara dumanından kurtulmaya çalışırken, gençlerimizi alkol bataklığında ölüme terk etmeyelim. Yarın herkes için çok geç olabilir…