Makyaj ve sakal bıyık sorunları...


Makyaj sorunu:
Siz makyajlılar; kadının basitleşip, bir meta haline getirmekten yanasınız
ve makyaj yaparak bir siyasi düşüncenin propagandasını yapıyorsunuz.

- Yoo,makyaj yaparak ben kendimi böyle bakımlı ve iyi hissediyorum,siyasetle ne ilgisi var mı diyorsunuz,
hayır efendim beni ikna edemezsiniz..Tabi tabi yüzünüze ne sürmeniz gerektiğiyle ilgili ikna etmeniz gereken,
bunun için izin almanız gereken merciler var bu ülkede,siz anarşistlik yapmadan, sorun çıkarmadan efendi efendi sadece kurallara uyun!
Okumak istiyorsanız,çalışmak istiyorsanız sileceksiniz yüzünüzde ne  varsa..
Okula girişte  size kabin yaptırdık,diğer öğrencilerden cüzzamlı gibi ayrılıp oraya girip sileceksiniz o makyajı!
Silerken kendinizi nasıl hissettiğiniz umrumuzda değil.Göz göre göre devleti bölüyorsunuz..
-Nasıl ya! Ben bu dudak parlatıcısıyla mı bölüyorum bu devleti deyipte saf numarası yapmayın,biz sizi biliriz..

Etrafınıza bakınacaksınız bu saçmalık benden başka kimseyi ilgilendirmiyor mu diye,büyük büyük adamlar, memurlar, hocalarınız en kötüsüde\' kurallar yıkılmak için vardır cümlesini sıraya kazıyan,aileye,okul kurallarına
 her daim isyan eden \'daha da özgür olmak isteyen\' okul arkadaşlarınızın;
 - Her yerin bi kuralı var sonuçta  ve okumak isteyen bu kurallara uyması lazım.... dediklerini göreceksiniz..
 
Asırlardır kadınların yaptığı gibi gözünüze çektiğiniz bir kalemle  ve içinizdeki renklerden birazını da yüzünüze sürerek siyasi simge kullanmak ve başka bir sürü suçlamanın odağı haline gelebileceksiniz....
Siz;\'böyle saçma yasak mı olur\' dediğinizde ise yüce gönüllü ve özgürlükçü bir edayla ekleyecekler;
 -Ama dudaklarınızı ısırıp yanaklarınıza vurup çocukken bizim kızkardeşlerimizn yaptığı bir tür makyaja
karşı değiliz diyecekler,minnet ve alkış bekleyecekler dahası...





Sakal bıyık sorunu:Bıyık,sakal siyasi bir semboldür ve ayrıca geri kalmışlığı, mağara adamlığını simgeler.Ben tembellikten kesmiyorum,
ben böyle daha yakışıklı oluyorum,benim cildimde batık oluyor,
ben peygamber bırakmış diye bırakıyorum,ben Karl Max bırakmış diye bırakıyorum,ben babama benzemek için bırakıyorum
diyebilirsiniz ama beni ikna edemezsiniz,ya tabi, yüzünüzdeki tüylerle ilgili ne yapacağınızla ilgili de birilerini ikna etmek zorundasınız,
bilmiyormusunuz,öğrenin o zaman burası disiplinli bir ülke,kıllara geçit yok.



Okul kapısında yüzünüzdeki tüylerin cetvelle ölçüm sırasından  çıkıp, kendinizi bu  kabustan kurtarmak için yol arıyor,
-Bu saçma yasak kalkmalı !dediğinizde; -Ülkede herkesin karnı tok sıra senin sakalına geldi değil mi,millet açlıktan ağaç kemiriyor senin gibiler
hep bu sunı gündemlerle bizi meşgul ediyorsunuz,Allah aşkına memleketin tek meselesi sakalmı ya...diyecekler
-\'Yahu alın şu suni gündem bahanemizi elimizden o zaman,eğer gerçekten derdiniz ülkenin saçma tartışmalarla  yolunun tıkanması ise \'diyeceksiniz ama bu da çare olmayacak...



Yıllar önce ünlü YÖK başkanı İhsan Doğramacı;- Şu şapka gibi bağlanan bir şey var, ne kadar medeni ve şık,araştırdık türban deniyormuş,
işte örtünmek isteyen ancak onunla onunla girebilir üniversiteye demişti..Bahsettiği ve eliyle tarif ettiği şey
 Emine Bederden de hatırlayacağınız, Fransızcada sarık manasına gelen \'türban\'dır.



Yıllar geçti,en sonunda başörtüsüyle ilgili yasak çözülecek galiba umudu veren Kılıçdar oğlu;
Bizim başörtüsüyle problemimiz yok türbanla var.Saçınız biraz gözükürse olur amma gözükmezse olmaz dedi.
Saçınız görünmezse işte o zaman biz koskoca adamlar birleştik size karşı mücadeyi sürdüreceğiz,kanunları kafamıza göre yorumlayıp sizi cüzzamlı gibi ayıracak,fişleyecek size hayatı zindan edeceğiz,
ha iğne takarsanız da gene küllahları değişiriz,biz katologtan seçtik Benazir Butto gibi olacak örtünüz ,şimdilik aklıma gelenler bunlar aklıma yeni saçmalıklar gelince size bidiriceğim olmalıydı bu cümlenin devamı...Gerçi bu sözlere bile \'Türbana taviz suçlamasıyla\'parti içinden sert muhalefet geldi kendisine o da ayrı...



Yukaradaki makyaj ve sakal bıyık sorunları başlıklı yazıda hakim güçlerin ve kurumların, insanların en temel düşünce ve kılık kıyafet özgürlüklerini kısıtlarken ne denli acımasız ve haksız olabildiklerini anlatmak için yazılmıştır..Yıldıray Oğur Taraf\'taki yazısında \'bikini sorunu\' nu etraflıca ele almış,okumanızı tavsiye ederim, bende yukardaki sorunlarımızı yazayım dedim,ve kısa bir hikaye var aşağıda...
Bu hikaye \'bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyen düşünce yapısına\' sesleniyor;



Biri Ermeni, biri Kürt, diğeri Türk üç arkadaş yolda giderken susamış;
o sırada gözlerine bir bağ ilişmiş. Salkım salkım üzümler...
\"Girelim bahçeye, sahibi varsa parasını verir afiyetle yeriz.
Yoksa, bir iki salkım üzümden ne çıkar\" diye düşünmüşler.
 Üzümleri tam yemeğe başlamışlar ki, bağın sahibi gelmiş.
Ermeni\'nin üzerinde papaz kıyafeti varmış. Onun, farklı bir dinden olduğu anlamışbağ sahibi; diğer ikisine sormuş: \"Siz kimsiniz, nesiniz?\" Biri Kürt, diğeri Türk olduğunu söyleyince, üçüyle bir arada başa çıkamayacağı için, basmış papaza dayağı.\"Bunlar benim din kardeşim. Ya sana ne oluyor?\" Papaz, \"Parasını ödeyecektim\" dese de, bağcının sopası sırtına inip duruyormuş. Kürt ve Türk, tepki vermeden bu dayağı seyretmiş.
 Papaz yere yıkılınca, bağcı bu defa Kürt adama dönmüş: \"Sen benim
din kardeşimsin ama, gene de kuyumuzu kazarsın. Arkadaşınla aynı ırktanız. Benim kanımdandır.
Yesin malımı, helâli hoş olsun.\" Bu defa Kürt\'ü dövmeye başlamış, Türk\'ün sesi çıkmamış.
Onu da hakladıktan sonra, bağcı, Türk\'e yönelmiş: \"Tamam anladık, Türksün, aynı kandanız,
aynı dindeniz fakat, sahibi olmadan başkasının bağına girilir mi?\" diye sormuş; bu defa ona vurmaya başlamış. Türk, bir yumrukla yere yuvarlanınca Kürt\'e dönmüş ve
 \"Biz\" demiş \"İlk başta, papazı dövdürmeyecektik.\"