BEN O İL BAŞKANININ...


          Siyasi partiler yasa gereği olarak kurulurken kendi ideolojileri doğrultusunda tüzük hazırlarlar. Kurulan bu partilerin tüzüklerine inanan insanlar gider o partilerin teşkilatlarında görev alır ve iktidar olmak için mücadele ederler, çoğu zamanda hiç tüzüklerine bakmak gereği bile duymadan sadece kurucular kurulundaki isimlere inanarak çalışmaya başlarsınız. İşte tam bu andan sonra işin zor kısmı başlamıştır artık, önce il teşkilatları sonra ilçe teşkilatları sonra mahalle teşkilatları kadın teşkilatları gençlik teşkilatları vs kurulmaya çalışılır, parti çalışmalarının en zor kısmı burasıdır.

             Adama gidersin gel görev al beraber çalışalım, adam sana döner der ki; kusura bakmayın ama şu anda kariyer yapmak üzereyim bu kariyerimi politika ile kirletmek istemiyorum! Allah işinizi gücünüzü rast getirsin! Temennisi ile sizi nazik bir şekilde yolcular. Bir diğeri; kardeş benim işim gücüm var siz siyaset yapın! Biz para kazanalım der ve güler sana. Sen çaresiz boynu bükük teşkilat çalışmalarına devam edersin.
Sonra bir diğerine gidersin oda kamu görevlisidir; aman ha der, kimse seni duymasın! Sicillime işlerler! güle güle der, çaresiz oradan da ayrılırsın. Bir diğeri, bir diğeri ve parti binasına eli boş dönersin. Sen ve teşkilat görevlileri arkadaşların birde partinin çaycısı, en emektar olan odur aslında! Hepimizin kahrını çeker durur, bazense teselli eder seni “bak göreceksin ”der çaycı sana, yarın birazcık umut doğsa buralar böyle boş kalır mı? Ben çay yetiştiremem der. 

        Sonra günün birinde umutlar yeşerir parti hızla iktidara doğru yol alır. Yavaş yavaş partinin içerisi dolup taşmıştır. Artık içeride oturacak yer olmadığından, teşkilat görevlisi arkadaşlar ancak çay ocağında kendisine yer bulabilmektedir. Tamda bu sırada artık pişkinlik başlamıştır! Hiç partiye uğramayan arkadaş “hayırdır ne geziyorsun burada” der! Sen yutkunursun, kızarırsın, şişersin ama ev sahibisin ya, sesini çıkarmazsın. İktidara yürüyen bir partide bunlar normal şeylerdir dersin, duymazlıktan gelirsin. Bir başkası ‘kardeş ben aday adayıyım artık gerekeni yaparsın’ der sana, tam o esnada adamın boğazını sıkmak istersin!

          Geçmişin film şeridi gibi geçer gözlerinin önünden, kimsenin olmadığı dönemlerde ona yaptığın ziyaretleri hatırlarsın. Elinin boş döndüğünü üstelik zati aliden fırça yediğini hatırlarsın!!Kardeş o aralar kariyer peşindeydi!! Bir diğeri arkasından onlarca maraba ile partiyi basmaya gelir!! Pardon partiye çay içmeye gelir. Bütün gözler üstünüzdedir adeta! Sıkılmış yumruklar size göz dağı vermek içindir!Levent kırca için malzeme hazırdır ama, ortada levent kırca yoktur!! 

          Bir diğer zatı alileri başkentten teşrif buyurmuşlardır. Yaptıkları hizmetleri, pardon kariyer günlerini aktarmaktadır.\"Kendim için bir şey istiyorsam namerdim” havasında dır!İşte geldim adayınız olmak için, aday adayı oldum. Ee artık sizlerde ey sevgili hamal kardeşler! Artık gerekenini yaparsınız demektedir. Aslında tam böyle dememektedir ama, bizler teşkilat görevlileri olarak böyle anlamaktayızdır!!
Bir diğeri para kazanmak işini bitirmiştir artık hobi olarak farklı bir şeyler ile meşgul olmak için gelmiştir!!\"Allah var paraya ihtiyacım yok! Bakın altımdaki cip 200bin Euro” bu arada o cipin kaç para olduğunu öğreniyoruz, birde adamın caka satmasını!!benim bu kadar mağazam var şu kadarda fabrika” (arkadaş bizi de işletecek mal gibi görüyor)bu tecrübelerimi halkıma aktarmak için aday adayı oldum’ der. Ve en baştaki koltuklardan birine kurulur. Ayak ayak üstüne atar, elinde tespihi de varsa tespihini salamaya başlar.Sen çaycıya bakarsın çaycı sana, içinden ‘ben sana dememiş miydim’ der sende onun içinde kilerini duymuş gibi kafanı salarsın.

             Esas adamım gelir partiye, evlere şenlik, selam un aleyküm der ve başlar konuşmaya; Ben bu teşkilat için mahalle mahalle köy köy ev ev dolaştım der. (yalaaaaann)Canımı koydum ortaya, az kalsın ölüyordum be! Her kes pür dikkat onun kurgularını dinlemektedir. İşte bugün benim içinde sizin içinde önemli bir gün, benim bu kadar yaptıklarımı görmemezlikten gelemezsiniz, biliyorum sizler vefalı insanlarsınız, duygusal insanlarsınız,(ben duygu salak derim)beni en başa yazın der, sonrada diğerlerini,(adama bak ilk sıradan başkada kabul etmiyor)sözlerini bitirir, gider başköşedeki koltuğa kurulur. Senin gözlerin dolmuştur! Ama çaycı yine sana bakmaktadır, sende ona bakıp he aynen öyle! Dediğin gibi ne yapayım kovayım mı, der gibi bakışırsınız!! 
          Kardeşler size bir hikaye anlatayım mı ;bir gün Müslüman biri ile Hıristiyan biri komşu olmuşlar,derken ramazan ayı gelmiş, Müslüman olan oruç tutmaya başlamış, mevsimlerden yaz ağustos sıcağı asfalta yumurta pişiyor Urfalıca!! Hıristiyan komşu Müslüman komşuya bakıp kardeş allah ne zaman aç , susuz kalın demiş ki!!bence sizin dininiz size zülüm ediyor! Gel bizim dinimize geç, bak ne güzel! Buz gibi ayranı Müslüman ın gözünün içine soka soka bir güzel yudumluyu veriyormuş. Müslüman olan komşu kulak asmadan, o yazın sıcağında orucunu bitirmiş. Derken epey zaman geçmiş, Hıristiyan komşu hastalanmış yataklara düşmüş. Müslüman olan komşu hakkıdır gidip helalleşeyim demiş, komşunun kapısını çalıp içeri girmiş, hasta olan komşusunun yanına varmış, oturmuş yatağının başucuna, komşu demiş; 
           Uzun bir zamandır komşuluk yapıyoruz, iyi günlerimiz oldu, kötü günlerimiz oldu, olabilir ki elde olmadan kalbini kırmış olabilirim, bana hakkını helal et demiş. Adam ben sana hakkımı helal ediyorum ama sana bir şey soracağım;Eğer ben şimdi kelime i şahadet getirip Müslüman olursam, Allah beni cennetine koyar mı ?Kardeş olur mu öyle şey! Ben yazın sıcağında oruç tutarken, sen buz gibi ayrana vuruyordun. Ne demek şimdi bu? Bu ne münasebet! Yastığı adamın kafasının altından çıkarıp adamın ağzına koymuş. Sakın ha!!deyip adam can vermiş!!(Allah son nefese kadar tövbe etmeyi kabul eder) fıkra bu!!dedik ya!!

          Şimdi demek lazım değilmi; Kardeş sen kariyer yaparken, ben bayrak asıp, eşek gibi çalışıyordum! Sen bürokraside sesiz sedasız yükselirken, ben binaya afiş asmak için tırmanıyordum. Sen para kazanmaya çalışıp, mağazalarına bir mağaza daha, fabrikalarına bir fabrika daha katarken. Ben çoluk çocuğumun nafakasını çaycı ile paylaşıyordum! Ve sen ey ağa! Sen marabalarınla çift sürerken! Ben gençlerim ile bacılarım ile kan ter içerisinde kalıp, teşkilat çalışması yapıyordum. Ey insafsız! Ey izansız! Ey utanmazlar! Gidin esas olmak istediğiniz yerde olun! Demek gerekmiyor mu!!?

         Bunu derler mi demezler mi o partilerin başkanlarının bileceği bir husus. Ama kim ki bunu derse ben o il başkanının elini öperim!!!