Anne baba ve hatalar 1


       

Bu köşemizden ailelerin yaşadıkları sorunları ve bu sorunlara çözüm önerileri içeren mesajlar bulacaksınız. İlk olarak çocuklarımıza nitelikli zaman ayırma konusunu işlemeye çalışacağız.

 Zaman kavramı, herkes için eşit olmasına rağmen büyük şehirlerde yaşayan insanların en büyük sorunlarından birisidir. Herkes zamanın kendisine yetmediğinden şikâyet etmektedir. Aslında herkes için günde 24, haftada 168 saat vardır. Yaratıcı tarafından yeryüzündeki tüm insanlar için eşit bir şekilde verilmesine rağmen zaman bazılarına rahatlıkla yeterken nedense bazılarına hiç yetmez. Dolayısıyla bu ikinci kategorideki kişiler ne kendilerine ne de sevdiklerine zaman ayırabilir.

Bu konuda belki de en fazla ihmal ettiklerimiz çocuklarımızdır.
            Çocukların herkesten çok anne-babaları ile sağlıklı bir ilişki kurmaya ihtiyaçları vardır. Çalışan anne ve babaların küçük çocuklarının zamanları büyük ölçüde yuvada, anne babalarından uzakta geçiyor. Büyük çocuklar zamanının belli bir kısmında okulda, diğer zamanda ise ya evde ya da dışarıda oluyor.

Aile bireylerinin beraber oldukları zaman olan akşam vakti ise tam bir çile olabiliyor.

Çalışan Anne-baba eve geldiğinde gün çoktan bitmiş olsa da çocuk için adeta yeni başlamıştır. Çünkü o, anne-babasının gelişini, akşamın olmasını, onlarla geçireceği zamanı bütün bir gün beklemiştir. Anne işten eve gelince hemen mutfağa girip yemek hazırlama telaşına giriyor. Baba günün yorgunluğunu üzerinden atabilmek için televizyonun karşısına geçip oturuyor.

Gün boyunca eve gidip gün içinde yaşadıklarını ailesine anlatmanın beklentisi içinde olan çocuk annesinin yanına gidip ona bir şeyler anlatmaya yeltenir ama nafile; çünkü yemek bekleyen aile fertlerine yemek hazırlamanın sorumluluğu vardır annenin sırtında. Kendisiyle konuşmayı isteyen çocuğa annesi

-Oğlum görüyorsun ki çok meşgulü, içeri geç, babana anlat, der. Babanın yanına ümitsizce giden çocuk babasının da elinde tv kumandası ile :

-Anlat oğlum seni dinliyorum, demesinin samimiyetsizliğini gözlerinin içine bakmamasından anlayan çocuk bir şey yok baba deyip sessizce odasına çekilir. 
        Elbette yorucu bir günün sonrasında anne-babanın büyük bir enerji ile akşamlarını çocukları ile geçirmeleri, evde onları bekleyen başka sorumlulukların olduğunu da düşünürsek oldukça zordur. Anne babanın hem birbirlerine hem de kendilerine zaman ayırmaya ihtiyaçları varken, tüm zamanlarını doğal olarak yalnız çocukları ile geçirmeleri de beklenemez. Çocukları ile geçirilen zamanın keyifli olduğu kadar verimli olabilmesi için anne babaların da kendilerine ait zamanlarının olması gerekir. Üstelik çocuklarla yoğun bir şekilde baş başa uzun bir süre geçirmek oldukça yorucudur. Zaten anne babanın çocuğu ile geçirdiği zamanda önemli olan bu zamanın \"niceliği\" yani süresi değildir. Önemli olan bu zamanın nasıl geçirildiğidir. Yani ‘duygusal’ olarak çocuğunuzla olabilmenizdir. Çocuğunuzla ilişkinizde duygusal olarak var olabilmeniz için tüm varlığınızla onu dinlemeye, anlamaya çalışmanız gerekir. Anne babalarla yaptığımız görüşmelerde genelde gözlemlediğim en önemli sıkıntı duygusal varlıklarından çok yalnızca fiziksel varlıklarıyla çocuklarına zaman ayırmalarıdır.

Yani gün içinde yaşadığımız sorunlar, olaylar, kişiler bizi sürekli zihnen meşgul ediyorsa biz orada sadece bedenen oluyoruzdur.

Söz gelimi; çocuğumuzla bir oyun oynarken ya da onunla birlikte herhangi bir şey yaparken onu can kulağı ile dinlemeye çalışarak zamanı geçirmeliyiz.
        Çocuğa hem sözlü olarak hem de davranışları ile kendisini ifade edebilmesi için şans vermeniz, çocuğunuzu dinlemeniz, ona ilgi ve sevginizi ten temasını da içerecek şekilde hissettirmeniz önemlidir. Böylece geçirilen zaman anlamlı, nitelikli hale gelir. Ama bir taraftan çok sevdiğiniz bir diziyi takip ederken ya da bir işinizi tamamlamaya çalışırken çocuğunuzla ilişki kurmaya çalıştığınızda bu her iki taraf için de doyumlu olmaz. Zaman içerisinde çocuğunuzun sizden uzaklaştığını, huzursuzlaştığını, hatta giderek hırçınlaştığını gözlemlerseniz hiç şaşırmayın. İlerleyen yıllarda çocuk ailesinde bulamadığı bu sevgi ve ilgiyi farklı yerlerde arama yoluna başvuracaktır. Daha sonra da aileler: ‘Hocam biz nerde hata yaptık’ diye dövünüyorlar.

Siz onları dinlemeniz gereken yerde ve zamanda dinlemezseniz onlar da gelecekte sizi dinlemeyeceklerdir.

Kendisi ile bir süre ‘nitelikli’ zaman geçirilen çocuk, daha sonra kolaylıkla kendisine, onu meşgul edebilecek uğraşlar bulabilir. Böylece çocuğun bağımsız zaman geçirmeyi öğrenmesi için ihtiyacı olan duygusal kapasiteyi de kendisi geliştirmiş olur. Bu tür çocuklar genellikle özgüveni yüksek ve mutlu çocuklardır.

Bir sonraki yazımda ilköğretime giden bir öğrencimle aramda geçen konuşmayla bu konuya devam edeceğim.

Haftaya görüşmek üzere esen kalın..