Sahipsiz okulun kapalı camisi!


Bazı şeyler vardır ki insanın gözü önündedir ama görmezsiniz. Hatta sana doğru avazı çıkıncaya kadar bağırır, sen duymazsın onu. Her gün önünden geçersin, dönüp bakmazsın bile. Ama nasıl olur da bu kadar duyarsız olabiliyoruz? Size ‘’Şanlıurfa’nın en kıymetli, en merkezi yeri neresidir?’’ diye bir soru sorsam ya da size ilimizin trafiğinin en yoğun olduğu bölgeyi sorsam şüphesiz cevapların hepsi ‘’abide kavşağı’’ olur. Ama aynı soruyu şöyle değiştirip sorsam eminim ki çoğumuz doğru cevabı vermeyeceğiz.’’ Abide kavşağında ibadete kapalı bir camiinin olduğunu biliyor musunuz? ‘’. Dönüp ‘’Olur mu öyle şey!’’ diye tepki gösterirsiniz bana.



Her sabah önünden geçiyorum ey camii! Öğrencilik yıllarımda içinde namaz kıldığım bahçesinde oturduğum etrafında oynadığım camii! Şimdi sahipsizsin! Şimdi yetimsin! Şimdi revaçta değilsin! Şimdi olsan da olur, olmazsan da olur makamındasın! Hâlbuki o gün senin bahçende oturanlar bu gün mecliste oturuyorlar. O gün senin seccadelerinde namaz kılanlar bu gün belki de alnı secde görmüyordur. Ya da o gün senin bitişiğindeki okulda okuyanlar, artık ilgilenmiyordur öyle şeylerle. Her şey değişti devir değişti insanlarda değişti ey camii!



O gün oğullarını kızlarını sana gönderenler, bu gün artık yüzüne bakmayı bırak başka yol bulsalar önünden geçmeyecekler. O gün ben imam hatipliyim diyenler, bu gün senin ismini anmaktan imtina ediyorlar. Evet, doğrudur bu gün senin mezunlarının iktidarda olduğu gündür. Ama sadece o kadar. Başka bir şey sorma bana ey camii! Gerisini ben söylemek istemiyorum, dilim varmıyor. Sana nasıl derim milli eğitim müdürünün olaya kayıtsız kaldığını belediye başkanının seni önemsemediğini sayın valimizin senden habersiz olduğunu sayın müftümüzün de cumalarda protokol için cemaate yer açmak ile uğraştığını. Ya da sana nasıl derim turistler gelsin oyun havaları ile çalıp oynasın diye restore edilmemiş ne harabe kaldı ne de tarihi bir ev. Bir tek sen kaldın işte!



Şimdi buradan sayın Valime, Belediye başkanıma, Milli eğitim müdürüne ve Müftümüze seslenmek istiyorum: ‘’Bu imam hatip lisesinin bahçesinde yer alan camiimizi niye ibadete açmıyorsunuz?’’



‘’Sayın valim, bu cami abide ve çevresinde ikamet edenlerle birlikte, dışarıdan gelen misafirlerimizin uğrak yeri ve etrafında geçici olarak beklemek ya da kalmak zorunda olanlar için hem dinlenmek hem de ibadet etmek için zorunlu bir yer değil mi?’’



Sayın belediye başkanım, imam hatip lisesinin bahçesindeki duvarları kaldırıp güzel bir peyzaj ile şekillendirseniz içine de birkaç güzel bank koysanız hem camii ortaya çıkar hem de orasının çehresi değişir. Orada namaz kılıp size de dua etseler iyi olmaz mı? Camiinin etrafını kapatan duvar ilimizin merkezinde nahoş bir görüntü, imaj açısından da problemli bir durum değil mi?



Sayın milli eğitim müdürüm siz imam hatip liselerini niye önemsemiyorsunuz? O okul bu ilin temel taşlarını oluşturan en güçlü yapıların başında geliyor. Eğer bu yapı yıkılırsa en başta sen altında kalırsın sakın unutma.



Sayın müftüm, siz eğer protokolden daha çok kadrosuz camilerin meselesine eğilmiş olsaydınız o camii yılardır kapalı durmazdı.



Son olarak cenabı hakkın şu kelamını okuyucularıma aktarmak istiyorum.
Allah’ın mescidlerinde O’nun adının anılmasına engel olan ve onların harap olmasına çalışandan daha zalim kim vardır?(BAKARA 114)
Selam ve dua ile.