Bırakın Şımarsınlar...



Hafta sonu öğrenci velilerimize
yönelik hazırlamış olduğum ‘‘Başarı Ailede Başlar’’ konulu seminerde ailenin öğrenci başarısının rolü üzerinde keyifli bir seminer gerçekleştirdik. Seminerde velilerimizi şaşırtan bir  deneyden bahsettim.  Bunu sizinle de paylaşmak istiyorum.

\'Sudaki Mucize\', \'Suyun Bilinmeyen Gücü\', \'Sudaki Gizli Mesajlar\', \'Su Müzik Dinliyor\', \'Aşkın Şekli\' adlı kitapları ve \'Ne Biliyoruz ki?\' isimli
filmle ünü tüm dünyaya yayılan Japon bilim adamı Prof. Dr. Masaru Emoto, içinde 70\'ten fazla kristal resmi bulunan Su Kristalleri adlı kitabında: \"Su cansız bir madde değil; canlı ve duyguları algılayan kristallerden oluşmaktadır. Su çevresinden pozitif ve negatif bilgileri alır ve ona göre tepki verir.\" diyor. Emoto, üç yıl kadar önce mikroskopla yaptığı çalışmalarda, donmuş su kristallerinin dış tesirler karşısında çok değişik şekillerde reaksiyon gösterdiğini keşfetti. Bu araştırmalara göre su kristalleri, dış çevre tesirlerinin yanı sıra, müzik, söz ve kavramlara da tepki veriyor.

Çekilen kristal fotoğraflarında suyun verdiği mesaj çok açık; sevgi ve minnettarlık gibi duygular fıtrat tarafından tasvip görmüştür. Yani sevgi ve minnettarlık, fıtratın özüdür. Su, ne kadar sevgi, duygu ve âhenk dolu söz ve musikî ile karşılaşırsa; altıgen kristal yapısı da o kadar güzel ve düzgün olmaktadır.(*)

 Meselâ çekilen fotografların birinde suyun yanında \"şeytan\" dendiğinde, kristaller kaotik bir biçime girerken, diğerinde de güzel sözlerle dua edildiğinde, suda, berrak ve estetik yapısı ile mükemmel bir altıgen ortaya çıkıyor. Emoto, bu çalışmalarıyla görünmeyen bir ruh âleminin varlığına da işaret ediyor.

Su Kristalleri adlı kitabında suyu çeşitli yönlerden ele alan Prof. Emoto, çalışmalarının ilmî temelini oluştururken, din gerçeğini de göz ardı etmiyor. \"21. yy\'da en önemli olayın ilimle dinin yeniden buluşması olacağını düşünüyorum. Eğer din olmasaydı insan aptallaşacak, modern ilimde hiçbir zaman ortaya çıkmayacaktı.\" diyor.

İnsan vücudunun % 70 ile %90 nın su olduğu düşünülürse kelimelerin, cümlelerin insan üzerindeki etkisi müthişbir düzeyde olur. Her sözünde bir mana, bir mesaj olan atalarımızın‘‘Bir adama kırk gün deli desen deli olur.’’ sözünün hakikati de bunu ispatlamıyor mu ?

Ve biliyoruz ki insanın mayası sevgidir.Düşünelim bir kere sevgi, ilgi, iltifat hangimizin hoşuna gitmez. 

Yeryüzünde en değerli varlıklarımız olan annemiz, babamız, eşimiz, kardeşlerimiz ve çocuklarımızdan esirgemeyelim bu sevgiyi. Kendimize ve onların gıyaplarında onlara da  ve dua edelim. Küçük başarılı işlerine iltifatlanmukabelede bulunalım. Marifetin iltifata tabi olduğunu, iltifatsız marifetin zayi olduğunu da söylememiş mi atalarımız ?

Neden kıskanırız ki bu kadar güzelliği onlara sunmaktan…

Ya da  neden cimrilik gösteririz ki sevgimizi ifade etmekten…

Korkumuz bu sözler karşısında
sevdiklerimizin şımarması ise eğer bırakın bu sevginizle şımarsın…

(*) Araştırmanın videosunu aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz.

http://www.dailymotion.com/video/xmooyo_sozcuklerin-gucu_tech