Manço,Tatlıses ve Defne Joy\'un Öğrettikleri


Dünyaya döndüm ve dönüşüm muhteşem oldu!


Ben düzenli Tv izleyen biri değilim. Yarım yamalak takib ettiğim en fazla 1 dizi olsun. Buna rağmen iyi bir Tv izleyicisi olmakla övünebilirim;çok seçiciyim. Ama bu seçicilik,adamı pek çok fitneden uzak tutarken,gündemden de soğutuyor. Haberlere,magazin programlarına,hâsılı kelam halkımızın pek meraklı (!) olduğu pek çok gündem maddesine yabancı kalabiliyorsunuz.Mesela, \"geçen sene kim şampiyon olmuş,Kıvanç Tatlıtuğ\'un son filmi ya da sevgilisi kim,hatta Kıvanç Tatlıtuğ kim :) ?? Hakikaten Fatmagül\'ün bir suçu var mıymış\" gibi gündelik hayatın içinde son derece itibar sağlayan ayrıntılara vâkıf olamıyorsunuz! Bu konularla örülü bir çevreniz varsa (şükür,benim yok!) işiniz iş..Siz hiç populer değilsiniz vesselam!


Populer kültürün bir parçası olamadıysanız,ratingi düşük bir nostalji olmanız yakındır.ben de içinde bulunduğum nostalji krallığından(!) süzülüp bir populer dünyaya bakayım dedim işte...Asayiş berkemâl mi diye!


Tüm bu U dönüşüne rağmen fazla izleyemedim,midem,kalbim ve bilumum organlarım müsade etmediler daha fazla izlememe. Çenem bir düştü pir düştü,\"Kanuni\'nin Pargalı diye bir damadı yoktu ki,nasıl dizi film senaryosu yazıyordu bunlar böyle\",!Gözlerim şaşıbeşleşti;\"memlekette çocuk çocuk vardı yuuhhh!o nası\' bi kıyafetti öyle!\".Kalbim de bir ağırlık ve sisli bir karartı arttıkça artarken,beynimde bir soru çalkalanmaktaydı \"siyah opak çorap da ne??\"...


Sonra kanallardan birinde Barış Manço\'yu gördüm. Ölüm yıl dönümüymüş.Bir fena oldum.Hani fena derken,hüzünlü bir fena..Rahmetle anmak istiyorum onu.Sonra neden rahmetle anmak istediğimi de anlatmak istiyorum size...


Kanallarda ilerlerken,Defne Joy\'u gördüm sonra... Geçen yıl imtihanını tamamlayıp aramızdan ayrılan ben yaşlardaki sevimli hanım efendiyi.Vefasızmış,sevenleri..Ölümünün ilk yılında,eşi beyefendi dahil (ki Defne\'nin ölümünden 8 ay sonra başka bir eşi olmuş...) kimseler yokmuş mezarı başında.İçim burkuldu.Bir an bebeği geldi gözümün önüne.Sonra Defne\'nin o neşeli hâli.hayat böyle(miy)di işte...


Zappinge devam ettim ve İbrahim Tatlıses çıktı kanallardan birinde karşıma. Vurulma hadisesinin üstünden,üzerine çöken hüznü saymazsak İbo da toparlamıştı kendini,yine delikanlı gibi duruyordu kameralar karşısında!Oysa o hastane odasında çekilmiş beyaz saçlı fotoğrafıyla herhangi birimizin tonton dedesinden farkı yoktu İmparator\'un. Sanatına hiçbir şey söyleyemem,ancak yaşantısıyla bende çok sempati uyandırmasa da vurulmasından sonra ona olan yakınlığımın arttığını hissediyorum.Garip ama gerçek.İşte o da yaralı bir aslan gibi kalkmıştı ayağa.Allah geri kalan ömrünü hakkında hayırlı kıla...


İkisi aramızdan ayrılmış olsa da Populer kültürün sembolik isimlerinden bu üç isim,birbiriyle ne kadar alakasız duruyor değil mi baktığımızda.Birbirinden çok farklı bu üç ismi kıyaslayacak değilim.Bu adaletsizlik olur.Ancak her biri bir şey anlattıyor bize,yaşadıkları ve yaşayamadıklarıyla.


Manço\'nun gidişinden bunca yıl sonra bile tapzate anılması,yaptıklarının kalıcılığını,bugün bile bıkmadan dinlenebilecek,insanı hem müzikal hem düşünsel anlamda tatmin eden eserler bırakması bir sanatçının nasıl olması gerektiğini öğretiyor popüler kültürün esiri olmuş insanlara. Onun ardından sadece domatesin,biberin ve patlıcanın (ve bunların japoncalarının!) değil,adam olmuş bir çok çocuğun aklında kalmış dünyanın dört bir köşesindeki ilginç yerlerin tadı ve ne zaman Moda\'ya gitsek evine her an misafir olabilirmişiz gibi bize samimi gelmesi kalıyor adamın aklında.Öyle ki Barış Abi\'nin vefat şekli,vefatından sonra yaşanan borç ve miras problemleri dahi etkilemiyor bu hatıraları.Demek ki diyor insan,\"Hakikaten sağlam basıcan bu hayatta\"...Görülüyor ki,sağlam basmış Manço da.


Defne Joy\'un hazin ve âni gidişinin ise insanları sarsmasına rağmen henüz bir sene sonra unutulması insanın kalbini acıtıyor. Oysa neredeyse çocuk yaşında piyasaya atılmış yıllarca emek vermişti o da. Kalıcı bir şeyler yapmaya vakti olmadı belki.Belki fırsatı olmadı. Belki isteği olmadı,bilmiyoruz.Bildiğimiz sadece hayattayken Defne Joy\'un çok sevildiği ve gençler arasında tavrıyla örnek teşkil ettiği.Yine de tüketim toplumunun,Defne ve onun gibileri,kahve öğütür gibi öğüttüğüne şahidiz hepimiz.Yaşantısını tasvip ederim,etmem o ayrı ama,vefat şeklinden dolayı sırf kadın olduğu için kendisinin maruz bırakıldığı toplumsal linçten tiksiniyorum. İşte onun ardından geriye malesef bu tiksinti hissi kalıyor bende... Bu,kötü. Yaptığı bir şeyleri hatırlamak istiyorum... Neşeli tavrından gayrısı yok... Hiç bi\' şey yok...


İbrahim Tatlıses ise çok daha başka. Müthiş bir sanatsal kabiliyet.Öyle ki,neden İbo\'nun bu güne değin dünya çapında değerlendirilmediğini hep düşünmüşümdür.Ona da sorsak belki,özel ve tüzel hayatı arasında sıkışmış bir sanat hayatından memnun değildir. Çünkü sanatının,onun ticari ve özel hayatından daha üstün ve değerli olduğu su götürmez bir gerçek. Onun şarkı söylemeyi ne kadar özleyen tavrını görünce hissediyorum bunları.


Şahıslarından ziyade,rol model olmaları ve yaşantılarıyla belki kendi şahıslarının farkına vardıklarından çok daha fazla şey anlatıyor bu insanlar topluma.


Ben şimdi İbo\'yu izliyorum... Bir milad oldu mu ona ahir ömründe, bu yaşadıkları. Allah kendisine hayırlı uzun ömürler versin ama ,O popüler kültürün neresinde kalacak,yıllar yıllar sonra?Evvelinde mi ,ahirinde mi,arafında mı...


Tükenmeyi mi öğretecek bize,sapasağlam basmayı mı...

http://icimizeyolculuk.blogspot.com/