Sesler,Yüzler,Sokaklar*


Bugünlerde fazla ümid vaad etmiyorum kendime bile.Zaten canınız sıkkınsa okumayı şimdi bırakabilirsiniz;sonra,demedi demeyin.

Eh,öyleyse benden günah gitti...

***

Dedim ya,kendime bile baktığımda yarısı boş bir bardak görüyorum.Of ne iltifat ettim şimdi kendime!!Tamam itiraf ediyorum ;boş bir bardak görüyorum!

Sonra pencereden baktığımda ,boş bir bardak...
Tv\'ye baktığımda ,boş bir bardak...
Gözlerimi kapattığımda ,boş...Bomboş...
\"Bazen böyle olur  insan\" mı,dediniz...Olur mu olur!
Sonra,\"Boşluk da ne kadar ağırmış !\" diyorum..Kendi sesim bana çarpıyor..Kendi sesimin yankısında boğulup gidiyorum.Yani,neredeyse...

***

En zoru budur aslında;adamın kendi sesini duyması.Bense tüm seslerimi dehşetli bir uğultuyla birlikte duyuyorum bu aralar!Öyle ki çoğu zaman bir ev kadınının düşünce sistemiyle çalışmamakla suçladığım beynim bile bana durmaksızın,aman aman kirli olmamasına rağmen,\"halıları sil,koltukları sil,duvarları sil\" diye emirler yağdırıyor!Ve bir kaç kare sonra kendimi,koltukla döşeme arasında bir yerlerde elimde pörsümüş bir tahta bezi,deterjan kokusundan baygınlık geçirirken Pozantı\'ya,(Hayrettin Bulan beyefendinin tabiriyle)\"hayatsız kadınlar\"a,sonra kendi tabirimle bir hayatı olduğunu zanneden kadınlara,hatta Müge Anlı\'ya çıkan maktül yakınlarına,gıcık olduğum dizi senaristlerine ve illaki gireceğim YGS sınavının sonucuna falan kederlenirken buluyorum!Sanki o ân,\"sobe!\" diye muzırca kişniyor içimde deli bir at!Kaçamıyorum kendimden.

\"sözleri;taş baskısı bir plakta
yorgun bir ses cızırdar
küflü sayfalarında bir albümün
gülümser o soluk fotoğraflar\"

Şimdi kafatasımın içindeki sevgili temporal bölgemin bana armağanı olan bu kederli albüme baka kalmışken ,içinizde beni suçlayanlar da çıkacaktır.Bohem,melankolik,romantik olmakla..Haklısınız..Boşuna yer işgal ediyorum buralarda bile...Haklısınız!Siz yazsanız kesinlikle bundan daha güzelini yazardınız;eyvallah...Siyasete,aktualiteye,hatta abartıp kültüre sanata falan dadanır haber ajanslarından itinayla süzülen metinleri bir çırpıda okur,son nefesini vermekte olan babanızın son sözlerini işitmek istercesine kulak kabartırdınız bğltenlere.Aferin size...

Tüm bunları yapamıyorum şimdi...Affola.

Çünkü düğümlenmiş gibiyim.İçimde artık Gordiyon düğümü mü desem,bir Davut düğümümü...Artık içimde ne desem sanki dünyanın tüm düğümlerini yutmuşcasına bir arapsaçı!

\"kıvrılırken bir kentin alanına
tutunur geçmiş yıllarına
tutunur anılarına

ince uzun duvarlar!
kaç hayat yaşadınız söyleyin
sesler yüzler sokaklar\"

Çünkü,sesime sağır olmuş kulaklar!Sesim kendi içine kapanan bir kapı olmuş.Çünkü sesim,hiç büyümemiş bir çocuk.Galiba erken ölmüş.Ya da öyle bir şey.Ya da ;

\"yankısı kalmadı seslerin
odalarımızda
sahipleri çoktan öldü fotoğrafların
adımlarımızdan yoruldu yollar
kaç hayat yaşadınız söyleyin
sesler yüzler sokaklar\"

Komik ama neye üzülüyorum biliyor musunuz...Ben patlamış mısır yiyip film izlerken hapishanede tecavüz ediliyordu bir çocuğa.Bugün karnıyarık mı yapsam yoksa karnıbahar mı diye ben herhangi bir gün düşünürken,nemli bi duvarın dibinde kadının biri karnını tutmuş kürtaj için geç olup olmadığını soruyordu kendinden yaşça büyük ablasına.Başka bir gün kahvemi yapmış kitap okumak için elimi raflardan birine uzatmıştım mesela,tam da o anda olanca gücüyle copu indiriyordu bir güvenlik gücü(!),muhtemelen kendisinden epeyce güçsüz ve muhtemelen tek suçu taş atmak olan bir çocuğa.


\"şarkısını yitirmiş sesler
gençliğini yitirmiş yüzler
evlerini yitirmiş sokaklar
kaç hayat yaşayacaklar daha
daha kaç hayat yaşayacaklar
unutulur mu yoksa bir gün
sesler yüzler sokaklar
bunca yaşamışlıktan sonra?\"


Neye üzülüyorum ben aslında biliyor musunuz...kelebekler falan uçuyor ya hani ve aynı anda insanlar,ateşe uçan kelebekler gibi yanıp,yıkılıp,darmadağın düşüveriyorlar ya toprağa,bilmem hangi intihar bombacısının akıllara zarar fedakarlığıyla!Ben aslında,kızımı severken,tam onu kucağımda kırılgan bir güvercin gibi sarmış ve altın sarısı saçlarına faydasız dudaklarımla bir öpücük konduracakken,bir annenin eski kocası tarafından tam da  o anda bıçaklanıvermesine üzülüyorum!Ben aslında dinmez bir migrenle hayat şakaklarımda sızlarken kadınlara çöp kadar kıymet vermedikleri halde, onların arkasına sığınıp siyaset yapan ve onlara kadınlıklarını dahi unutturup bir erkek gibi yaşamaya mahkum etmiş üç-beş tane benden de faydasız erkek güruhunun amacını okuyamamış kadının göz altlarındaki derin çizgilere üzülüyorum!Ben aslında,özrüne bir kabahat daha ekleyerek,karısının gözyaşlarıyla muktedir olmaya çalışan kocaya da çok üzülüyorum!!

\"Ne vakit bu hâle geldi dünya\" sorusunu sormuyorum aslında.Hikaye başından belliydi;

\"Hani Rabbin, meleklere “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım.” demişti.Melekler, “Ya Rabbi sen yeryüzünde kargaşalık çıkaracak, kan dökecek birini mi yaratacaksın?\" denmişti ya.

Ben aslında tüm bunları gördüğüme,duyduğuma,hissettiğime,unutamadığıma,durup durup hatırladığıma üzülüyorum.

Unutmak nimettir bazen ama...

\"hiç unutulmayacaklar
hiç unutulmayacaklar\" diyor \"Sesler,Yüzler,Sokaklar\" şiirinde Murathan Mungan(*).

En çok da bazen,şiir sevdiğime üzülüyorum galiba.