Güvercinlerden Nefret Etmemin Sebebi


Unutmak istiyor insan bazen herşeyi...Olmuyor. Kelimelere sığmayan şeyler var. Hepsini atsam,sersem önünüze muhtemelen yüzünüzde bir tebessüm bırakmayacak şeyler...Ama anlatacağım...

Günlerdir bir çocuğun -adını bile bilmediğim bir çocuğun!- gözlerini unutmaya çalışıyorum. Ürkek bakışlarını.Suskunluğunu...Mavi önlüğünü...Önlüğünün kopmuş yaka düğmesini...Kaykılmış ve düzeltilmeye muhtaç,beyaz yakasını..Esmer ve çizilmiş alnına düşen terli saçlarını. Çocuğun ,ürkek adımlarını unutmaya çalışıyorum. Omuzlarından askıları iki yanına düşen işportadan alınma sırt çantasını.

Şimdi 6 sene sonra bu çocuğu hatırlamamın bir sebebi var.Hatta iki...Birincisi,ilk bölümünün çok değil,sadece sonlarını izleme bahtsızlığına kendimi düçâr ettiğim \"Suskunlar\" adlı dizi...İkincisi,Adana -Pozantı.

Ama önce bu çocuğu neden unutmak istediğimi anlatmalıyım.

***

Aslında bir çocuk yoktu,\"çocuklar\" vardı; üç kişiydiler. Üç küçük çocuk. Sonra diğerleri...Biraz daha büyük olanlar..Çok değil sadece \"biraz\" büyük. Bir de sayılarının kaç tane olduğunu bilmediğim güvercinler...Şimdi güvercinler de nereden çıktı,demeyin.Onlarsız bu hikaye,hiç.

***
Aslında gizlilik kararı vardı duruşmada;ağır ceza duruşma salonundaki 3 stajyer avukatı saymazsak.Mahkeme Reisi ,iyi niyetli,babacan;bir şeyler öğrenelim,bizzat olayların içinde olalım istiyor.Bizi kürsünün hemen önüne dizmiş,inci gibi...Bizi otopsiye sokmaya çalışan Cumhuriyet savcısını saymazsak,elbette hoşnut olacağımız bir şey.Önümüzden envai çeşit dolandırıcılar,kaçakçılar,katiller geçiyor;enteresan şekilde memnunuz!Film izler gibi izliyoruz,hem galiba sanıklara da eğlence oluyor saftirik bakışlarımız;onlar da enteresan şekilde memnun!O güne kadar...

Bir çocuk giriyor salona.demin yukarıda eşgalini verdiğim...Mavi önlüğüyle ,yeni tâdil edilmiş boya kokan duruşma salonuyla,hani derler ya resmen kontras halinde!Sonra iki tane küçücük çocuk daha giriyor içeri...Önlerine bakıyorlar.Bazen arkalarına.Kimsecikler yok arkalarında.Kaçamak bakışlarla süzüyorlar bizi.Biz de birbirimize bakıyoruz,bu bebelerin burada işi ne diye.Hatta gülümsüyoruz çocuklara,olanca sevimliliğimizle!Çocuklarda tık yok.

Reis bey ve Savcı bir şeyler konuşuyorlar aralarında.Fısıltılar.Gizliliği duyunca,\"çıksak mı\" diyorum hakimlerden birine.Eliyle oturun diyor.Biliyorum,çıksaydım o gün duruşmadan,şimdi nefret etmezdim böyle güvercinlerden.

\"Anaları babaları nerede\"  diye soruyor Mübâşir\'e Reis bey. Nafile.Gelmemişler!Çocuklardan birinin 65 yaşlarındaki iki büklüm dedesi,okuldan aldığı gibi yaka paça yetiştirmiş çocukları duruşmaya.Ve muhtemelen utanmış,anaları babaları gelmeye mahkeme salonlarına!Çocuklar,yalnız.Çok,yalnız.

Kıpırtılı ve meraklı bekleyişimizi ve içimizden durmaksızın ,çoğalan bir sesle sorduğumuz \"n\'olmuş ki bunlara\" sorusunu saymazsak,biz de sessiziz. Bu sessizliği bozsa bozsa salona paldır küldür dalan iki jandarma bozardı ya,işte aynen öyle oluyor. İki jandarmanın iri kolları arasında neredeyse havaya kalkmış,ayakları yeri sürüye sürüye bir çocuk daha geliyor.Bu biraz daha büyük,ama 18 yaşın altında.

\"Bu muydu \"diyor Reis Bey.

Sessizlik.

\"Bu\"ya bakıyorum..\"Bu\",incecik ,sapsararı,yok kirli sarı bir oğlan çocuğu...16 yaşında olabilir...Daha küçük de olabilir.Üzerinde neredeyse lime lime olmuş el örgüsü bir kazak.Saçları kirli,çok kirli.Görenlerin gayriihtiyari yüzünü buruşturacakları kadar uzun süre yıkanmamış olmalı.Bize bakıyor dik dik;bakışlarımızı kaçırıyoruz.Fevrî.Orada olmamızdan hiç memnun değil.Salondaki tek bayan biziz.

Mavi önlüklü çocuk,susuyor. Uzadıkça uzuyor sessizlik.İnsanı yaşlandıran birşeyler var havada. Anlamlandıramıyorsunuz ama hissediyorsunuz iliklerinize dek...En sonunda babacan Ağır Ceza Reisimiz ,el koyuyor duruma. \"Gel yavrum bakiym buraya \"diyor en şefkatli sesiyle. Mavi önlüklü çocuk,çok korkuyor ama geliyor da. \"Söyle bana\" diyor Reis bey, \"Kimse duymayacak ,aramızda kalacak\". Birşeyler söylüyor çocuk.Duyamıyoruz.

Konuşamıyor çocuklar.Ne mağdurlar...Ne sanıklar...Dut yemiş bülbüller festivaline düşmüşcesine şen ve şakrakken salon,bürokratik işlemlerden sonra topyekûn salondan çıkarılıyor çocuklar.Savcı birşeyler okuyor sonra..Hakim birşeyler yazdırıyor katib\'e...Dönüyor başım...Dönüyor dünya...Bir sürü güvercin görüyorum minik beyaz avuçlarda...Güvercinler ateşten kanatlarla üzerime üzerime uçuyor...

\"Pantalonunu indirirsen sana güvercin vereceğim\" diyor bir çocuk,diğer bir çocuğa...Öteki,izbe bir inşaat boşluğunda betondan yere ve göğe bakıp \"peki\" diyor. Uçuyor güvercinler....Saçma sapan ve trilyonlarca kanat sesi kulaklarımda!!!

Yerin,dibine girmek ve orada kalmak istiyorum.

***

Unutmak istiyorum yani güvercinleri.Yazsam unutur muyum sahi...
Yazsam,o çocukların gözlerini unutur muyum?
Ben yazsam,o ana babaların neden utandığını ve neden o gün çocuklarıyla birlikte olmadıklarını anlayabilir miyim bir an olsun...
Şimdi yazsam,tam şimdi ;unutur muyum cidden çocuğunu yıkarken poposundaki kızarıklığı,görünce onu döven anneyi...Ağlayan o çocuğu...Lanet olası güvercinleri...O yeni ergen/çocuk deliliğini...Sahi unutur muyum...

***

Unutamazsın diyor,işte sana bir gün tv de izlediğin bi\' kaç kare..
Unutamazsın diyor,Adana -Pozantı Çocuk Cezaevi. Üstelik,o gün sanık olan çocukların bir çocuk cezaevinde bile değil,yetişkin koğuşunda kaldığını da beynine vura vura hatırlatırcasına! U-NU-TA- MAZ-SIN İŞTE!

Belki de unutmamalısın.

 

http://icimizeyolculuk.blogspot.com