Hayalperest olmak!


Karşı koyamadığımız dindiremediğimiz tek duygumuz. Anlayamadığımız bizi bir şeylere, birine, birilerine bağlayan duygunun adı sevgi. Bizi kimsenin ve hiçbir şeyin dindiremediği acılara sürükleyen duygunun adı sevgi. bir dünyanın en mutlusu eden ve yine bir anda dünyanın en mutsuzu eden duygunun adı sevgi.

Sevgi bizi anlayamadığımız karmaşıklara sürükler, uyutmaz tüm hayatımızın yönünü değiştirir. Sevgiyi bulmuşsanız artık her şey elinizin altında gibidir zaten öyle hissedersiniz sizden mutlusu yoktur. Dünya sadece sizin etrafınızda dönüyordur, güneş sizin için doğuyordur, tüm güzellikler sizin içindir hatta öyle sarhoş ederki sevgi şarabı dünyadaki her türlü olumsuzluğu her türlü kötülüğü çözebileceğinizi sanırsınız.

Birçoğumuzun çok sevdiği şeyler vardır. Kimimiz kitap okumayı, kimimiz top oynamayı kimimiz gezmeyi, kimimiz elmayı, kimimiz portakalı çok severiz. Herkes bu saydıklarımdan mutlaka bir şeyi sever ya da bunların dışında bir şeyleri sever. Ama kimse elma olmadığı için acı çekmez, kimse kitap okuyamadığı için acı çekmez, kimse gezemediği için acı çekmez.

Sevdiğiniz zaman umudunuz artar. Karşı taraftan yeşil ışık yoksa bile hep bir umut vardır içinizde ya olursa diye. Sevmek en büyük sarhoşluk aslında sarhoşken ne yaptığını bilmez doğruyu yanlışı ayıramaz ve sonunda sadece kendine zarar vermiş olur. Çünkü ayıldığı zaman her şey geçmiştir artık geriye kalan umutların tükendiği ve hayal kırıklığı… En kötüsü de işte bu hayal kırıklığı insanın yaşadığı ve mutlaka yaşayacağı bir duygu… Sevginin bitmediği ama umudun yitirildiği artık duyguların değil de sevgiden sevginin sarhoşluğunun sonunda başlayan duygunun adıdır hayal kırıklığı…

Benim anlayamadığım o kadar çok şeyleri severken ve çevremizde sevebileceğimiz o kadar çok şeyler varken neden insana karşı duyduğumuz sevgi canımızı acıtır. Biz o sevgiyle o aşkla iyi olurken neden ortaya hayal kırıklığı duygusu çıkar. Bu durumda aklıma gelen tek düşünce sevginin sarhoşluğunun bizi ne kadar hayatın akışına iyi ve saf baktırdığı hayal kırıklığı acısının da bizi dünyanın ve hayatın gerçeği karşısında bir o kadar dirilmesidir.

Severken hayalperest oluruz hepimiz tüm olumsuzlukların, tüm imkânsızlıkların sadece bizim hayalperestçiliğimizle, umudumuzla son bulacağını sanırız. Neden mi dedim ya severken dünya bizim etrafımızda dönüyor, güneş bizim için doğuyor. Severken gerçeği görmez oluyor gözlerimiz, duymaz oluyor kulaklarımız tek gerçek olanı göremiyoruz. Bunu hepimiz yaşıyoruz yaşamayanlar da mutlaka yaşayacaktır. En kötüsü de ne biliyor musunuz? bi bu hayal kırıklığını, kimi zaman geceler boyunca ağlatanlara karşı pasif kalışımız kızsak da,kırılsak da,nefret edemeyişimiz aradan yıllar geçse de her şeyi o sevgi sarhoşluğu şeklinde hatırlamamız ve bunun sonunda yüreğimizde fırtınaların kopması hayatın akışına uymaya çalışırken kendi içimizde sesiz çığlıklara boğuluşumuz …

Hayat aslında çok karmaşık ne doğru ne yanlış bazen çözemiyorum ben çözmeye çalışırken de bardağın dibine batıyorum zaten yeryüzündeki her şey biz insanlar için sevmek, sevilmek, mutluluk, mutsuzluk, güzellik, çirkinlik, yemek, içmek, acı çekmek bunların hepsini hepimiz hayatımızın bir döneminde mutlaka yaşıyoruz. Peki, şimdi sevginin sarhoşluğunda dünyadaki her şeye umutla bakarken yaşamak mı dersiniz yoksa dünyanın asıl gerçeklerini çözmüşken hayalperestçilikten uzak bir yaşamı mı tercih edersiniz?

Ben dünyayı içindeki her şeyle doğrusuyla, yanlışıyla yaşamak istiyorum. Hayalperestçileri hayatın içinde tutan yine hayal kırıklarından sonra kendi içlerinde kurduğu ve bir gün gerçekleşmese bile gözlerini kapattıklarında kavuştukları mutluluktur aslında.Vazgeçmeyin hayal etmekten ,zaten biz insanlar umutla yaşarız …