Keşke


KEŞKE, bu sözcüğü duyup, geçmişe ani bir düşsel dönüş yapan, dalmayan yoktur, ister yakın bir tarih ister uzak bir zaman dilimi olsun… Buruk bir tadı kalmıştır, yutkunamadığınız lokmalar gibi içimizi dağlayan…
KEŞKE yaşanılan olaylarda sonuçlara başka bir alternatif sunulma fikridir. Bu elbette ki farazi bir bakış. Gerçekse, ortaya çıkmış bir durum ve ortalık yerde duran aynen beyan sonuçlarıdır. Yorum yapmaya da gerek yoktur. Nettir. Bu kadar sert bir tutum içinde hiçbir dudağa kEŞKE ilişmez, ilişemez. Akli baliğ olan zaten aldığı kararı uygulamış ve sonuçlarını da somut bir şekilde görmüştür.
Şehir hayatı konfor demektir, kırsalda bulamadığımızı bize sunan ve bunun yaşamımızdaki rahatlığını hissettiren mekânların adresidir. Salt kendimizi ve kendi beklentilerimizin sıralamasını düşündüğümüzde önümüze kentin içinde her işleyişin bir kurallar zinciri içinde yer aldığını görürüz. İhlalleri durumunda ise başımıza gelecekler önceden bellidir ve yaptırımları da öyle.
Şimdi bunun neresinde KEŞKE var diyorsunuz, duyuyor gibiyim. Sabır efendim, şöyle ki PARA, evet şu bizi derecelendiren soğuk nesne..
İşte o ve onun şımarıklığı bizi bu çizgiden çok çabuk çıkarabilir ve bir anda ne olduğunu hissettirmeden kendimizi KEŞKE’ler yumağının içinde bulabiliriz…
İlki yaptığımız bir yanlıştan ötür, birilerinin, kendimizin belki de yakınlarımızın canının yandığına tanık olmak.
KEŞKE orda olmasaydım,
KEŞKE o sözü söylediğinde sabır çekseydim, ortamı terk etseydim, üzerimde keşke yaralayacak can yakacak bir şey olmasaydı…..
Uzayan listeye gerek yok şimdi sizin hafızalarınız biliyorum ki benden daha hızlı bunu saymaya başlamıştır bile…
Doğru değil miyim?
Evet dediğinizi duyar gibiyim..
Ne yapmalı peki, şu KEŞKE belasını bertaraf etmek için?
Kanımca yaşamı ve her alanını paylaşmak zorunda olduğumuz gerçeğini bilmeli,
Paylaştığımız alanların kurallar zinciri içindeki yazılı metinlerini dikkate almayı,
Öfkenin ve KEŞKE’lerin 27 nisan 1981 yılında vefat eden müzisyen Münir Nurettin SELÇUK’un “Ah, dönülmez akşamın ufkundayız, vakit çok geç” şarkısındaki gibi geç bir zamana kalmadan daha başlamadan hataların önüne geçmemiz gerektiği fikrini ikna edici boyutta tutmayı bilmeyi,
KEŞKE’nin pişmanlık dolu aldatmacasına kapılmadan İYİ Kİ demeyi bilmeyi,
Paylaşmak çoğalmaktır aslında, bilene, bu felsefe ile gereksiz ayrıntılardan kurtulmayı,
Bunları ne kadar uzatsam ana temayı anlatamamışsam boşuna bir hevese kapılmış olurum ki bu da beni ve sizi gereksiz bir muhabbette tutar, buna da üzülürüm şahsen..
Neyse, babaların otoriter tavrı gibi şöyle de bir diyalog geliştirip, “KEŞKE gidecek bu evden, lamı cimi yok! hanım” diyen bir bey gibi kararlı,
Mutlu bir çift gibi yüreklerine ve dudaklarına doladıkları sözcük olan İYİ Kİ, misali peşinden giden yığınların sürükleyecek kadar dolu bir şeyler yazmış olmayı diliyorum.


Yaptığımız işlerin sonucunu düşündüğümüzde ne kadarının olumlu sonuç verdiğini, belki birçoğunda da olumsuzluk yaşandığını anımsadığımız kabildir. Ancak, sorguladığımız bu olmamalı. Yaptığımız işlerde, başlangıç yaratabilme ayrıcalığı yakalamış olmamız önemli.
İlklerden olmak ayrıcalıktır. O zaman KEŞKE sizin dudaklarınızda asla yer almayacaktır.
Gün öyle bir sürat ile geçip gider ki, sizin ve sizden çaldığı zamanın hesabını soramazsınız bile.. Peki ne yapmalı..KEŞKE ilişmesin diye cümlelerimizin başına.. Yukarıda yazmaya başladım ve defalarca kez büyük puntolar ile kullandım ise KEŞKE’yi siz bile bu hususta
- etkili değilsin söylemek istediğin ne ise dile doladın, diyebilirsiniz.
Ki lütfen söyleyin! KEŞKE, uzayan yollara dönmesin
Tamam, keselim bunu, ağzımızı çocuk oyunlarındaki gibi TIP diyerek sessizliğe gark edelim. Oldu mu? Hayır, değişen, değişime uğrayan hiçbir şey olmadı.
Anlaşıldı, sitemden arınmalı yeni okumayı sökenler gibi düşünceyi içimizden heceleyelim. Bundan nasıl kurtuluruz, yani hayıflanmadan, geçmişteki tercih yollarından diğerini seçme üzerine geliştirilen farazi düşüncelerden…
Nasıl oldu kafanız biliyorum şimdi, allak bullak. Belki de üzerinden tır geçmiş gibi dümdüz… Hani çizgi filmlerde olur ya, araba üzerinden seni ütülemiş gibi geçer, pıt, birden içine hava pompalanmış balon gibi canlanıverirsin
Şaka bir yana, ciddi bir konu bu, gün içinde hangi iş kolunda olursa olsun, tüzelde, özelde, hatta evin her ferdinde başarısızlık halinde ilk dudağa dolanan kelimenin sancı nöbetlerine tanık olabilirsiniz.
Ya teselli edeceksiniz hiçbir anlamı olmayan veyahut denedin olmadı ya da denemeseydin düşünceleri yankı bulacak içsel sesinde.
O zaman keşke yapsaydım, başlasaydım, gitseydim gibi geçmiş zamanı ifade eden haller ile yükleme takılacaktın..
Kısa ve öz, yaptım oldu, denedim oldu, ancak istediğim sonuç bu değildi, sadece bir dahaki sefere diyeceksin… O kadar…
Bu umut dolu sözcük KEŞKE’nin etkisiz eleman gibi üzerindeki olumsuzluğu çekip alır, tüy gibi hafif ve yeni yapılacakların iştahlısı olursun bir çırpıda.
KEŞKE diyorum, dokunabilsem mesafe sorun olmadan ve henüz yaşarken tüm sevdiklerime… Düş bu diyorsunuz olmazı dileme!
Ben de birçoğunuz gibi sevdiklerimiz yanı başımızda iken, İYİ Ki yaşanılan güzel, huzurlu ve sağlıklı zamanların sahibi olmuşuz…