Evlilikte Fıtratın Muhafazası


Haftasonu,Mutlu Aile Mutlu Çocuk Eğitim Kültür ve Dayanışma Derneği\'nin Üsküdar Belediyesi katkılarıyla düzenlediği \"Mutlu Evlilik ve Aile Okulu\" seminerlerinden \"Aile eğitim Programları\"nın sonuncusu İbrahim Zeyd Gerçik beyefendi tarafından gerçekleştirildi.Ben de,hâzirûndandım efendim. 


Son seminer konusu mânidardı: Evlilikte iletişim\"! İletişimin kadın ve erkekçesi,evlilikte mutluluk dili üzerine bir sunumdu bu.Çok hoş bir örnekle başladı İbrahim Zeyd Gerçik(2) sunumuna.Bize,hidrojen ve oksijen atomlarından bahsetti.Hani şu \"su\" dediğimiz emsalsiz yaşam kaynağımızın temelin oluşturan atomlardan.Hani şu biri \"doğacaki en yanıcı\",diğeri de \"doğadaki en yakıcı\" atom olan hidrojen ve oksijen atomundan!Garip değil mi...2 Hidrojen ve 1 oksijen atomu kardeş kardeş yan yana gelecekler;yanmayacaklar,patlamayacaklar ve bir de üstüne üstlük suyu oluşturacaklar! Sübhanâllah,der adam!

 

Ama oluyordu işte;birbirinin yapısını kabul ediverince!

 

Nasıl ki doğada hidrojen ve oksijen atomları birbirini tamamlayarak suyu oluşturuyordu,sosyal hayatta da kadın ve erkeğin bir araya gelip birbirini tamamlaması,bütünlemesi için Allahu teâla,evlilik denen eğitim kurumunu yaratmıştı.

 

Oysa birbirinden tamamen farklıydı kadın ve erkek!Bu farklılığın üstesinden,doğalarını değiştirerek değil birbirlerini ,tıpkı hidrojen ve oksijen atomlarının bize verdiği mesajda olduğu gibi,tamamlayarak,farklılıklarını kabul ederek gelmeliydiler.

 

Elbette,bunun için kadının da erkeğin de en az doğadaki atomlar gibi doğasının bozulmamış olması gerektiği bir gerçek.Ne yazık ki,bu ne kadar gerçekse,günümüzde artık erkek ve kadınların fıtratlarındaki bozulma da bir gerçek!\"Ahirzaman!Bunlar normal artık cânım!\",diyerek geçiştiremeyeceğimiz bir sorun bu.Çünkü;

 

İbni Abbas radıyallahu anhümâ\'dan rivayetle:


\"Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, kadınlara benzemeye çalışan erkeklere ve erkeklere benzemeye çalışan kadınlara lânet etti\" denilmektedir.(1)


ve bu hadis-i şerifinin ağırlığı vardır,âhirzamandan muzdarib ,bizlerin üzerinde!

 

O kadar alıştık ki artık kadınların erkekleşmesine,erkeklerin dişileşmesine.Neredeyse böyle olmadığında,şikayetçi olmaya başlayacağız!Zira nicedir,kadınlardan \"erkek gibi\" araba kullanmasını beklerken,erkeklerden de \"kadın gibi\" ev işi yapmasını talep bir toplumuz. 


Ailenin giderek sarsıldığı bir zamanda,kadın ve erkek,hiçbir üstünlük ve eksiklik oluşturmayan fıtri fiziksel ve psikolojik farklılıklarla donatıldılarsa bu farklılıkların hikmetleri üzerinde şimdi tüm toplum olarak oturup ciddi olarak düşünmek zorundayız. 


İster beğenin,ister beğenmeyin,tüm yaratılış özelliklerini alt alta koyduğumuzda kadının Allah\'a kul olmak haricinde sadece anne olmak için yaratıldığını görüyoruz.Bu süreç,henüz kim olacağı ne olacağı dahi belli olmayan küçük bir kız çocuğunun bulûğ çağına girmesiyle başlıyor ve hayat boyu devam ediyor.Erkek ise,tüm bu sistemin,disiplinin devamını,iaşesini,güvenliğini sağlamakla mükellef.Bu kadar basit.Bu kadar net.Zorlama teorilere,projelere gerek yok.Hepsi,bu. 


Bu basitlikten rahatsız mı oldunuz... Bu konu hakkında ne kadar konuşursak konuşalım,aylarca,yıllarca....Varacağımız nokta yukarıdaki cümlelerden daha öteye geçmeyecek,inanın bana,bağrınıza basın bu gerçeği.Bana ne kadar da \"dar görüşlüymüşsün hanım hanıımm!\" demeyin sonra sakın!\"Oku-Çalış-Kocana müdânâ etme\" şeytan üçgeninde yetiştirilmiş ve hep bu ayarda programlanmış biri olarak ben,bunu idrak ettim ve kabullendiysem,siz de edebilirsiniz:)

 

Kadın elbette okuyabilir;okusun!Elbette çalışabilir;çalışsın!Hatta sadece kadın demeyelim erkek,elbette duygusal olsun,hanımına yardım etsin;Allah rızası için yapsın,fena mı... Efendimiz Muhammed sallallahû âleyhi vessellem,biricik kızı Fatıma annemizi,Hz.Ali keremallahû veche efendimizle evlendirirken ne güzel söylemiş,hatırlayalım;


\"Yâ Ali,kızımı sana câriye (köle) veriyorum,unutma ki sen de onun kölesisin!\"


\"Evlilik iki bedende tek ruhtur\" diyerek bu iki kölenin nasıl hayatın ve evliliğin zorlu imtihanlarından âzâd olacağını da izâh etmiş bizlere.


Fıtrat bunu işaret eder,evet.Ama kadını da erkeği de fıtratından uzaklaştıracak,âdeta fıtratıyla,yaratılış özellikleriyle yarıştıracak ifrat boyutunda her amaç ve araç ,mutsuzluktan başka bir şey getirmeyecektir ona. 


Hem sadece bireysel bir mutsuzluk mu...Nesillerin geleceği de bağlıdır buna.

 

Biliyor musunuz,çocuğun beyin sinirleri doğumdan itibaren annesinin yüzüne bakarak oluşur.Her tür iletişimi,duyguyu,sevilip sevilmediğini annesinin yüzünden okur.Kişiliği,neredeyse anne rol modelinin davranışları oluşturur.Baba da elbette bu oluşumun dışında değildir fakat rolü farklıdır;o,sınırları çizendir.Baba tüm bu süreçte,anneyi sevecek ve desteğini öyle verecektir.


Peki,kadınların erkekleştiği ,erkeklerin kadınlaştığı bir toplumda bu nasıl olur?

 

Bunu da İbrahim Zeyd Gerçik\'in verdiği bir örnekle izâh etmeye çalışalım: \"İngiltere\'de ekonomik kriz esnasında,mevcut kanunların kadınlar üzerindeki pozitif ayrımcılığı nedeniyle,kadınları değil de en çok erkekleri işten çıkarma eğilimi olmuş.Ailesi olan erkekler,bu durumda bir de bakıcı parası vermemek için hanımları çalıştığından dolayı evdeki çocuklara bakmaya başlamışlar.


Her şey iyi,güzel...Yalnız,bundan bir kaç sene sonra babaları tarafından büyütülen 3 yaş civarı bu çocukların hiç bir fiziksel ve psikoojik sıkıntı yaşamamalarına rağmen konuşamadıklarını gözlemlemiş psikologlar.Yapılan araştırmalarda şu sonuca varılmış;babalar çocukların her tür ihtiyacını karşılıyorlarmış,evet.Yedirme,giydirme,altını değiştirme vs.Ancak bir kadının bir çocukla konuştuğu kadar konuşmuyorlarmış çocuklarla!\"

 

Kadınlar,yaratılış olarak erkeklerden daha üstün bir dil gelişimiyle doğar.Bu,neden daha çok konuştuğumuzun ve konuşma ihtiyacı duyduğumuzun bir açıklaması olabilir.Öyle yaratılmışız!Neden öyle yaratıldığımız sorusunun cevabı ise,çocuk yetiştirme görevimizde saklıdır. Kadın,bir çocuğa konuşmayı öğretecek kişidir.Bu yüzden \"anadil\" deriz,baba dili değil...


Beşikten mezara kadar önemlidir fıtratın muhafazası meselesi.Beşik ile mezar arasındaki imtihanlarla dolu dar yolda düşmeden,üzülmeden yürüyebilmek için hassasiyetle önemsenmeyi beklemektedir.

 

Allah\'ın selamı,rahmeti,bereketi üzerinize,üzerimize olsun efendim...

____________
(1)Buhârî, Libâs 62. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Libâs 28; Tirmizî, Edeb 24; İbni Mâce, Nikâh 22

(2)İbrahim Zeyd Gerçik beyefendinin \"Mutlu Aile Okulu\" seminer notlarından faydalanılarak hazırlanmıştır.