Sonuca Razı Olmak


 

                         Yaklaşık bir yıldır yurt dışına gitmek için birkaç arkadaşımla birlikte program yapıyordum. Önce Çin’e gidecektik son an da vazgeçtim, Avrupa’ya program yaptık olmadı, en son ırak’a gidecektim özel işlerimden ötürü gidemedim, velhasıl son anlarda bir mazeret çıkıyordu ve vazgeçmek zorunda kalıyordum. Pasaportum hazırdı hatta en son gideceğim ülke için vize işlemlerini yapmak üzere göndermiştim. Bir gün Ankara’dan bir abim aradı, selamlaştık hal hatır sorduktan sonra ‘pasaportun var mı?’ Dedi. Evet, hazır hatta vize için gönderdim dedim. ‘İyi Bütün programlarını iptal et, bana pasaportunu gönder dedi’ bende hiç itiraz etmeden gittim pasaportumu alıp ona gönderdim.


                       Aradan biraz zaman geçti, Ankara’daki abim tekrar beni aradı ‘Hayırlı olsun, umre vizemiz çıktı gidiyoruz dedi.’ Gün geldi valizlerimizi hazırladık, yola koyulduk. Programımız karayolu ile Adana’ya oradan da havayolu ile Cidde’ye idi. Dört kişiydik.  Ankara’dan arayan abimiz Ahmet KAYTAN sevgili Hüseyin ÖNCEL ve de kahrımızı çekmek üzere bizlerle beraber olan Müslüm KORKMAZ’dı. Kahrımızı diyorum çünkü bütün yolculuk boyunca hesabı kitabı pazarlığı ona bırakmıştık. İmam ve rehberimiz Hüseyin ÖNCEL, Ben ve Ahmet KAYTAN’da sadece grubu tamamlıyorduk. Güzel bir yolculuk oldu. Rabbim gidemeyenlere kısmet, gidenlere de tekrarını nasip etsin.(amin) Her anı unutulmayacak anılarla dolu olan umre yolculuğumuzun üzerimizde bıraktığı etkilerin kolay kolay silinemeyeceği kanısındayım.

                        Özelikle bir anımız var ki ben asla unutamayacağım. Bir gün Mescidi Haram’da öğle namazını kılmış, Osmanlı revaklarının hemen arkasındaki serin kısma doğru çekilmiştik. Kendi aramızda sohbet ederken hemen karşımızda oturan yaşlı uzun sakallı biri, eline üç tane zemzem bardağı alarak bize doğru geldi. Zemzemi ikram etikten sonra müsaade isteyerek ‘Yanınıza oturabilirmiyim?’ diye sordu. Bizde memnuniyetle kabul ettik. Adam usulca yanımıza oturarak Ayet ve bazı hadisler okumaya başladı. Çoğu İslam kardeşliği ve İslam’ı yaşamakla ilgiliydi. Sohbet esnasında nereli olduğunu sorduk, Yemenli olduğunu ve bizimle tanışmak için yanımıza geldiğini söyledi. Biz Yemen’deki siyasi olayları sorunca ‘Neler oluyor bize anlatır mısınız?’ Şeklinde ki sorumuza gülerek şu cevabı verdi. ‘Bizler İslam’ı yaşamadığımız müddetçe, siz bu problemlerin biteceğini mi zannediyorsunuz? hayır! Asla! Gittikçe artacak emin olun dedi.’ Ne zaman bitecek, bilmek istiyor musunuz? ‘Sizler sabah namazını ailenizle birlikte kalkıp kılmaya başladığınızda, evinizden göğe doğru bir nurun yükseldiğini hissedeceksiniz. Yani önce anlattığınız bildiğiniz İslam’ı evinizde hakim kılacaksınız, ondan sonra Allah kardeşlerin arasına merhamet koyarak her şeyi düzeltecek. Vazgeçin Yemen’den, siz evinizdeki problemi önce bir çözün!’ dedikten sonra müsaade istedi ve kalkıp yanımızdan uzaklaştı. Donduk kaldık, birbirimizin yüzüne baktık. Kimdi bu adam?

 

‘Allah, O’nu bize ders vermesi için göndermişti.’

 

                          Bir diğer anımız ise Cidde’den Mekke’ye doğru yol alırken, yoldaki büyük bir tabelanın üzerine yazılı olan uyarıydı. ‘Dikkat! Bundan sonrasına gayri Müslimler geçemez.’ Kâbe’nin etrafında otururken, yüksek binalara gözüm takılmıştı, Dışında Safa, Zemzem, Tower yazılı bu binaların esas içerdeki levhalarında Movenpick, Ramada, Hilton gibi markaların isimleri yazıyordu. Kralın sarayı dahi bunların gölgesi altında kalmış durumda. Umre ile ilgili bir diğer hatıra ise Mekke’de yaptığımız Hacamat idi. Son derece hijyenik bir ortamda teknolojik aletlerle yapılan hacamat çok önemseniyor. Kadın, erkek demeden herkesin sağlık için yaptırdığı hacamatın ülkemizde neden klinik ortamlarda yapılmadığını anlamış değilim. Oysaki hacamatın vücut sağlığına iyi geldiği peygamber efendimizin birçok hadisinde yer almaktadır. Eğer doktor olsaydım kesinlikle bu konuda gerekli eğitimi alıp, modern bir hacamat kliniği açardım. Her bir hacamata 30 riyal alıyorlar. Ben 2 tane ensemde 7 tanede sırtımda olmak üzere 9 tane yaptırdım, yaklaşık 270 riyal ödedim. Türk lirası ile 135 TL yapıyor. Toplam süre yarım saat, iyi bir yatırım.

 

                       Son olarak Umre’ye gitmeden önce bir yazı yazmıştım, kardeşlik hususunda. Şunun iyice bilinmesi lazımdır ki Necmeddin SAĞLAM bu güne kadar gerek MGV’de gerek Refah partisinde, Fazilet partisinde ve saadet partisinde asla kimseye taviz vermedi, kimseye de ihanet etmedi. İhanet ettiğim kimse varsa lütfen yazsın ve ben de yayınlayayım. Bu güne kadar olan mücadelemiz hep davamıza katkı sağlamak yönünde oldu. Hiç bir para babası ile ya da feodal ile işbirliğine girmedim. Benim feodallere ihtiyacım olsaydı eğer, içinde olduğum aşiretin onlarca feodali vardı, yeterdi bana. Ama ben kardeşlerimi dava arkadaşlarımı onlardan da kendi öz kardeşlerimden de yakın tuttum bugüne kadar ve bundan sonrada böyle devam edecek. Neyse yapılan yorumlarda herkes kendi ahlaki yapısına göre bir çerçeve çizmiş, ben hepsine hakkımı helal ediyorum. Rabbim hepimizi ıslah etsin. Siz ne hesap yaparsanız yapın Allah’ın hesabı hepsinin üstündedir. Önemli olan sonuca razı olup olmayacağınızdır.