“Urfa’ da iş varda, işçi yok”


Gap’ın başkenti olarak bilinen şehrimizin yüz ölçümü 18,584 km. Nüfusu 1.000’ leri geçmektedir.

Su, toprak, güneş ve insan kaynaklarına sahip olan bu kent; çok verimli toprağa sahipliğiyle de bilinmektedir.

Bu topraklarda bilinmek üzere pamuk (beyaz altın), Buğday, Arpa, Fıstık, Kimyon, Üzüm, Nar ve bütün seracılık sistemiyle mahsulleri yetiştirilip pazarlamaya sunulabilinir.

 Bunun yanı sıra hayvancılık büyükbaş ve küçükbaş hayvanları da yetiştirilerek, piyasada pazar payı sağlanabilir.

Bütün bunları destekleyecek olan ticaret (alım-satım ),sanayi bir şekilde bu şehrin ekonomisine destek olmuş olmaktadır.

            Buraya kadar olan bu süreç bu şekilde işleniyor. Ama bu şehri ciddi bir şekilde işsizlik baş göstermektedir.

Çiftçi, Esnaf, özel sektörler, kamu Kurul ve kuruluşlar da genelinde dışarıdan profesyonel eleman temin edilmektedir.

 İşverenlere sorduğumda; Bölgemizde yetiştirilmiş işçi bulamamaktan, eğitimli, profesyonel personelin bulunmadığını söylemekteler

Yukarıda da belirlendiği gibi düzeyde personel getirmek zorunda kaldıklarını söylemektedirler.İşçilerin ağır işler de etkili olamadıkların dan  ve maaş,mesai  beğenmediklerin den yakınmaktalar.

            İşçilere sorduğum uda ise; genelinde Urfa’ da iş bulamamaktan yakınıp, düzenli çalışma stratejisine uygun, iş alanı bulamamaktan şikâyet etmektedirler. Maaş tatmini olmadıklarını veya düzenli bir iş bulamamanın sıkıntısını yaşandıklarını (devamlılık)dolayısıyla sürekli iş değiştirmek zorunda kaldıklarını veya işlerinin ağır olduklarından şikâyet etmektedirler.

            Benim bir işveren olarak, işverenlere söylemek istediğim şunlardır; Profesyonel personel ve istediğin tarzda personel görmek istiyorsanız, kendi personelinizi kendiniz yetiştirmeniz gerekir. Personelin eğitiminden tutun sosyal etkinliklerine kadar ilgilenmeniz gerekmektedir. Memleketimizin geçmişinde tam anlamıyla “işçi kavramını” yaşanmadığından dolayı bu bölgede, bu kavramı yaşatmak gelişen bölgemizin ilk süreçte biraz zaman istediğini görmekteyim. Ve aynı zamanda feodal bir sistemin, bölgede hâkimiyet sağlandığını görünüyor.

            Burada söylemek istediğim (maksadım) ağalık sistemiyle yaşamış bir toplumun evlatlarıyız. Ondan dolayı belli bir süreçten sonra” işçi kavramını” bu kente yerleşeceğini görmekteyimdir.

             Benim önceden gelen işçilik sıfatımla da işçi kardeşlerime söylemek istediğim şunlardır;

            Çalıştığınız yerler veya çalışmak istediğiniz yerlerde, kendi kendinizi gerek eğitimde, modernleşmede veya ortamlara ayak uydurmaya çalışın.

            Alt ve üstlerinizi saygıyla karşılayın. Halk diliyle; “bir ekmek parçasının hatırı” için çalıştığınızı düşünerek çalışın ve aynı zaman da deyiminin hayalini kurarak çalışmalısınız ve bunun içinde ne gerekirse onu yapmak zorunda olduğunuzu unutmayınız.

            Bir işyerinde çalışıldığında, o iş yerini kendi işyeriniz olarak kabul etmediğiniz takdirde, başarıyı elde etmeniz mümkün değildir. Aynı zamanda azimli ve kararlı olmamızda gerekiyor.

Azim: Maaşta kanaatkâr olmalıyız. Çünkü kıdemli bir şekilde yükselirsen ilerde konum itibariyle daha iyi bir maaş elde edinilebilinir. Yani çıtanızı ne kadar yükseltirsen o kadar maaş iyileşmeleri olur. Mesai saatleri bazen fedakârlık edildiği zaman işini ne kadar sevdiğini ve sadık olduğunun bir göstergesidir.

Kararlılık: Çalışmak istediğimiz veya çalıştığımız işi benimseyelim. Çünkü bunu da yapmasak kesinlikle başarıyı elde edemeyiz. Çalıştığımız iş yerini ilk önce kendimizin beğenmesi gerekiyor ki başkasına faydanız olsun ve beğendiğiniz zaman bilgi, beceriyi. Tecrübeleri yaşar ve yaşatırsınız.

  Urfa’da ”işveren işçi bulamamak tan, işçi ise iş bulamamakta şikâyetçi” Benim kendi sektörümün için de yaşadığım hadiselerden, tecrübelerime de dayanarak bazı tavsiyelerde bulundum.

Hayırlı çalışmalar