Buyrun cenaze namazına!


“Taş taş değil bağrındır taş senin

  Nereni nasıl yaksın söyle bu ateş senin” ¹

 

 Haberleri korkarak izler olduk..

 

“Ah şimdi yine bir fidanın göçtüğünü duyacağım, acımazsızca katledilmiş masum yavruları göreceğim, yine kanayacak yaralarım” diye hep ürpererek..

 

Yine bağrı yanık anaların, yavrularını kem gözlerden bile sakınan o şefkatli yüreklerin, “Vatan sağolsun” derken ki sessiz çığlıklarını duyacağım” diye, hep hüzünle..

 

Birlikte hıçkıracak, ama hiç bir şey yapamadan, öylece kalacağım diye, suçluluk duygusuyla hep buruk..

 

*

Yüreklerimiz sürekli top atışında, savruluyoruz..

 

Dünyanın her yerinde müslüman kardeşlerimize yapılan zulümlerle,

Sistemli olarak, ülke ülke dolaşan ve insan biçen zalimlerin görüntüleriyle,

Bombardımana tutuluyor can evlerimiz tek tek..

Sürekli kanıyor yaralarımız, hiç iyileşmiyor, sürekli kan kaybediyoruz, sürekli..

 

*

Nerdesin ey merhamet?.

 

*

Belki de Kabil, kardeşini öldürmek için elini kaldırdığı tam o anda, başladı her şey!

 

Bir anne, yeni doğmuş çocuğunu cami avlusuna bırakırken,

Bir eş, eşini sokak ortasında bıçaklarken,

Bir adam, annesini tekmelerken,

Bir kadın, ak sakallı babasını huzur evine hapsederken,

Bir zengin, çok darda olan arkadaşı borç isteyince “yok” derken,

Kardeş kardeşe, dünya malı için diş bilerken,

 

Amansızca vuruşurken nefsler!..

....

....

 

Hani O minik yavrunun, Almina’nın cenazesinde imamın, “çocuk niyetine” demesi, yumruk gibi inerken göğsümüze, yutkunup da nefes alamazken, bir kez daha öldü insanlık!

 

Öldü merhamet!

Sonra taşlaştı kalpler.

 

*

Habil; “Hayır!” dedi \"Eğer sen, beni öldürmek için elini kaldırsan bile, ben seni öldürmek için elimi kaldıracak değilim.. Çünkü ben Rabbu\'l-Âlemîn olan Allah\'tan korkarım.\" ²

 

*

Biz unuttuk seni ya Rab, bak savruluyoruz!

Öteledik seni, “hiç”ledik kendimizi, o yüzden bak tek tek vuruluyoruz!.

 

Bir zalim okul çocuklarına uyuşturucu pazarlarken,

Bir kedi, kış ortasında acı miyavlamalarıyla sokakta titrerken,

Bir erkek, hanımına, ailesine gitmesini yasaklarken,

Bir aile, komşusu açken, tıka basa doyunup zevk ederken,

Bir çocuk, köpekleri tekmelerken,

Küçücük bir kız zorla evlendirilirken,

Birileri köşeyi dönmek için, haramı helal diye sunarken..

Ölecek hasta, sedyeyle hastahane hastahane gezerken,

 

Din adına, mezheb adına kardeş kardeşi katlederken,

 

Ve birileri, kardeşleri kan ağlarken, elem dahi duymadan keyfederken,

....

....

 

Öldü merhamet!

 

Sonra taşlaştı kalpler.

 

*

Biz senden ayrı düştük Ya Rab!

 

Seni verdik “Dünya”yı aldık da, öylece kalakaldık.

 

Kalplerimiz yine katılaştı, taş kesildi, hatta taştan da beter oldu.

 

Çünkü taşlardan öylesi vardır, bağrından ırmaklar çağlar.

Öylesi vardır, yarılır da arasından su çıkar.

Öylesi vardır, Allah korkusundan aşağılara yuvarlanır. ³

 

*

Nerdesin ey merhamet?.

 

*

Hayretten donakalıyoruz;

 

Daha dünkü çocukların, döve döve annelerini öldürdüğünü duyunca!

Ya da elinde silah, hiçten sebeplerle keyfine, ortalığı kan gölüne çevirenleri..

Ya da 3 kuruş için, hem de mubarek bayramda, çocuklara işkence edenleri..

Ya da arabaların arkasına bağlayıp da, masum hayvanları sürükleyenleri..

 

Ya da..

Ya da..

Ah!..

 

Donakalıyoruz öylece..Hiç bir şey yapamadan sessizce tükeniyoruz!

 

*

Ya da; “Aa bu da olur mu?” “ Bu ne böyle?!” lerle alışıyoruz belki..

Şok etkisi geçince, nefslerimizin keyfindeyiz çünkü!..

 

*

Tüketiliyoruz durmadan!

 

Medya sanki psikopat yetiştirmek için gayrette!

 

Özellikle kötüleri biriktirip, acılı soslarla sunuyorlar izleyiciye..

 

Merhametsizliğe alışıyor yürekler, böylece irkilmez oluyor en acı sahnelerde dahi..

 

Tüketiliyoruz sinsice! Güle oynaya..

 

*

Ya Rahim!.. Meded!

Ya Rahim, ne olur birazcık merhamet!

 

Kalplerimize Rahmet Peygamberi’nin ve ashabının rikkatini ver ne olur..

 

Ya Rabbi, diri diri kızını gömerken kılı kıpırdamayan, ama iman ettikten sonra adalet-şefkat abidesi olan Cennet Eri Ömer’i koy tek tek yüreklerimize, dirilt bizi, uyandır, ne olur!

 

Göç edemeyen göçmen kuşlar için, yırtıcı hayvanlar karda-kışta aç kalmasın diye dahi vakıf kuran, canından önce tüm yaradılmışları düşünen ve hatta cansız eşyaya dahi hürmet eden güzîde insanların şefkatini ver bize, Ya Rahim..

 

Akla bizi çok kirlendik!

Topla bizi, çok dağıldık n’olur!

 

Ya Rahim!..Ya Erhamerrahimin! Ya Vedûd!

 

Ey merhametlilerin en merhametlisi!

Biz kendimize zulmettik ne olur bağışla bizi..

 

Ya Rab! “Bilirim pâdişâh-ı bî niyâzsın..Sana yalvaranı mahrum komazsın” *

 

Meded!

 

Ayşe Reşad

 

----------------

 

,¹ Osman Sarı

² Maide 47

³ Bakara 74

*Eşrefoğlu Rûmî