Bugünü Yıllar Sonra Nasıl Okuyacağız?


Tarih kitapları hatta bizatihi "tarih" nasıl yazılıyor hep merak ederim. Az çok bilgim var ama illaki tarihi yazanlar,tarihçiler,vak'anüvisler,siyasiler,sanatçılar,futbolcular,insanlar... Şimdi,şu anda yaşadıkları ve yazdıkları tarihi,bundan yıllar yıllaaar sonra yazdıkları ilk günkü kelime ve anlamlarla mı okuyacaklar?


Bu,mümkün değil.

 

28 şubat bunun,dumanı üzerinde en bâriz örneği. Yakın tarihimizin en sancılı dönemlerinden birinin ardından yaşanan sıcak hesaplaşmalar,"aslında o gün öyle değil de böyleydi"lerle başlayan itiraflar,günah çıkarmalar,hatta safralarını attıkça iyileşeceğini sanan saftirik gazeteciler,komisyonlarda ağlayan siyasiler... Bir "Ucubeler Sirki",yakın tarihimiz...


Biraz daha geriye gidelim,Merhum Cumhurbaşkanımız (bazıları artık "şehit" diyor!) Turgut Özal'ın vefatı üzerindeki şaibeler...Oysa şeksiz şüphesiz  "emri hak vâki oldu!" demişti çoğumuz,şimdi bakıyoruz ki bu külli irade içinde meğer bir takım karanlık cüz'i iradeler de var imiş.Bir zamanların fötr şapkalı "baba"ları kapalı kapılar ardında meğer neler neler yapmakta imiş.Duyduk duymadık demeyin,Allah hayırlı ömürler versin,hâlen hayatta olan Cumhurbaşkanımızın emri ile Sivas Olayları da yeniden incelenecekmiş!!Sırada zamanında"hükümetin namusu" addedilen gazeteci cinayetleri var!


Galiba Maya'lar haklıydı diyesi geliyor insanın!Bir nevî 21 aralık 2012 gelmeden önce Maya'ları doğrularcasına,tüm şakralarımız açılmış ve memleketçe bir foton kuşağına bodoslama dalmış gibiyiz!!Aman sakın kıyamet kopmasın da tam tepemizde!


"Geçti..Hepsi geçti..." diyor ya şimdi kendi kendine,o günlerin sancısını,kaburga kemiklerine saplı hatırı sayılır bir ekmek bıçağı gibi hissedenler... Ve hâlâ hissetmekte olanlar...Keserin ve sapın döndüğünü ve takdiri ilahinin işlemekten usanmayacağını düşünenler...


Tıka basa doldurulan cezaevlerini de düşünüyor musunuz ara sıra. Adaletin ve kalkınmanın ,ölçüleri,manifestoları yeni baştan yazılıyor mu kafanızda.Yargı-yürütme arası soğuk savaşı yıllar sonra nasıl okuyacağız ...Anadilde savunma,eğitim tartışmaları arasında,kıymetli üniter devletimizde mutlu mesut (!) yaşarken,çiçekli bahçemizin yollarında Hülya Koçyiğit Stayla koşarken,Filistin için üzülürken,ülkenin Güneydoğu'su için de üzülüyor muyuz...Ülkenin Güneydoğu'su mesela aynı tonlardaki "bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm"leri olan ülkenin Kuzeybatısı için de üzülüyor mu...Yoksa herşey bir Mekke müşrikleri tadında,"atalarımızın dini,elimiz mahkum değişemeyiz" kıvamında akıp gidiyor mu...


Gidebilir mi?

Bu,mümkün değil.


Tarih kitaplarını dolduran kelimeler,tarihin hiçbir zamanında,şayet yalancılar tarafından yazılmadıysa,asla yazıldığı ilk günkü gibi okunmaz.Okunmamıştır.Okunmayacaktır da. Ancak bu,Taksim meydanına çizilmiş bir resme kaldırımdan bakmakla,o resme yüksek bir otelin terasından bakmak arasındaki farkla izah edilebilecek bir şey.Yani tarih,bu kadar yakınken,göremeyeceğiniz bir şey.Belki de tek şey.


Ümidim yok değil,yıllar yıllaaar sonra sizin gibi benim gibi birileri çıkacak ve tüm bu yaşadıklarımızı "doğru" okuyacaklar.O güne selam olsun...

 

Zaman geçsin bakalım...


Hepimizin üzerinden geçsin...Beşiklerimiz bizleri sallar,mezartaşlarımız başucumuzda beklerken...


Gökten elmalar düşedursun biteviye...

Biri tarihi yazanların,

biri  "doğru" okuyanların,

biri de viran olası hanelerdeki evlad-ı iyâl derdinin üzerine...


...


Allah'ın selamı,rahmeti,bereketi üzerinize olsun...




Deniz Zehra Saraç 01.12.2012