Barış Yolunda, Köstek Değil, Köprü Sağlansın!



1978
yıllında, Abdullah Öcalan’ın öncülüğünde, Diyarbakır Lice ilçesine bağlı Fis köyünde
yapılan toplantı sonrası, örgüt kurularak adına PKK ismi verilir.

Abdullah Öcalan’ın yanı sıra Kesire Yıldırım, Mehmet Hayri Durmuş, Cemil Bayık, Baki Karer, Duran Kalkan, Ali Haydar Kaytan, Ali Gündüz, Resul Altınok, Sakine Polat,Seyfettin Zuğulu, Suphi Karakuş, Mehmet Şener, Ferzande Tağaç, Mehmet Duran,Karslı Abbas, Antepli Faruk, Şahin Dönmez, Mazlum Doğan ve Hüseyin Tokgüler vardı.

1980’lı yıllarında güvenlik güçleri ile girdiği silahlı çatışma, PKK’nin ilk silahlı eylemi olarak tarihe geçmiştir. Daha öncesinden Abdullah Öcalan, 7 Temmuz 1979’da Suriye’ye geçti. Oradan da Lübnan’a sığınarak
örgütün yönetimini buradan devam etmeye başladı.

Günümüze kadar birçok eylem gerçekleştiren örgüt, her geçen
gün büyüyerek birçok  eylem üstlendi.

PKK’nin kurulma amacı: Kürtlerin bölgede dönemin yöneticileri
tarafindan şiddet, baskı, hak ve hukukları, insan hakları ihlallerine uğraması temelinde kurulduğu açıklanmakta.

Şiddet, baskı, insan hakları gibi ihlallerin sonucunda
kurulan PKK’yi bir nevi devlet eliyle kurulduğu görünmekte.

35 yıldır faaliyet gösteren PKK, hem devlet cephesinde hem de
PKK cephesinde ölümlerin gerçekleşmesi, ülkeye maddi ve manevi zarar vermesine neden oldu.

Rahmetli 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal,sorunu çözüm
noktasında çözmeye çalıştığı ve tam da böyle  bir dönemde vefat etmesi, barışın önüne engel olmuştur.

Halen de rahmetlinin şüpheli ölüm sebebi açıklanamamıştır.

AKP iktidarı,  dönemin İçişleri Bakanı Beşir Atalay tarafından yapılan, 

“Demoktarik Açılım Paketi”

Tam da süreçe bir barış umudu olmuştu ki,kandilden gelen
gerillaları karşılayan halkın ve  bu durumu bazı grupların provokasyona çevirmesi, böyle önemli bir gelişmenin önünü tıkamış oldu.

 Bugünlerde  birtakım gelişmeler ve söylemler oluşmakta.

Bunlardan en önemlisi,Başbakanın açıklaması olmuştur:

”Akan kanın durdululması için,herkes ile görüşülmesi mümkündür!”demesi üzerine bu işin asıl sorumlusu,Abdullah Öcalan ile görüşmelerin yapılması sevindirci olmaktadır.

Başbakan yardımcısı Bülent Arınç’ın, BDP Milletvekili Gülten
Kışanak’ğın yerinde olsaydım, “Ben de dağa çıkardım.” demesi, devletin hatasını kabullenmesi anlamına da gelmektedir.

 Şehit Aileler Derneği (Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Adana Şube), sivil toplum kuruluşları,sanatçılar ve parti temsilcilerinin bu durumu olumlu karşılamaları sevindirici olurken MHP’nin süreci destelememesi, üzücü olmakta.

Köstek değil de köprü oluşturulması durumunda, geçmişten
günümüze iki kardeşi birbirine yıllar boyu düşman edip birbirlerine kırdıran zihniyetlerin artık, akan kanın durdurulması için taşın altına ellerini sokmasalar bile uzak kalmaları, insanlıkları adına hayatları boyunca çok önemli bir duruma şahitlik yapmış olurlar.

2013’ün “Barış yılı” olmasını dileyerek, gelişen dünyaya ayak uydurmamız “Bir elin nesi var iki elin sesi var” diyerek birlik ve beraberliğimizin kurulmasını temeni ederim.

Saygılarımla.