Mal Gibi Adamlar!


 

    Bu ülkede ve bu şehirde mal gibi adamlar var. Maalesef. Bir bayanın jargonuna yakışmayan bir ifade mal. Ama durumu daha güzel anlatacak bir kelime yok literatürde, argoda. Bu kişilerin en mümeyyiz vasıfları; geceli gündüzlü, iri ufaklı “konuşma”larıdır. Bu zeka güneşleri, bu kültür abideleri sadece konuşurlar. Kalpten değil dilden; vicdandan değil cepten, kasadan, keseden ve dahi lake masadan ve dahi karanlık odalardan konuşurlar. Akıllarınca, ferasetlerince parlak bir detay yakalarlar. Sonra parlak ve özel olduklarını vehmettikleri bu düşünceyi bir ille-i gaye gibi temcid pilavı kıvamında  sunarlar kamuoyuna. Dillerinle pelesenk olan bu “aforizma, yahut saptama, yahut tespitle” kanal kanal, köşe köşe, kürs kürsü dolaşıp kusmaya devam ederler. Kendilerince Amerika’yı keşfetmişlerdir. Bunlar kimlerdir? Bunlar parti genel başkanı olan, tutarsız, çapsız, idealsiz kuklalardır. Bunlar, kirli sakalları, Nişantaşı’nda içtikleri içkileriyle, yanındaki manken bozuntusuyla şekil yapıp, sınıf atladığını zanneden narsist köşe yazarlarıdır. Bunlar, yerel bir sitede, bir TV kanalında kendine yer bulan ve kendini doğrucu davut yahut dede korkut zanneden yerel medya mensubu artığı kişilerdir. Bunlar, hayata dair tüm kredi ve limitlerini bitirip, ele geçirdikleri derneklerle sanat icra ettiğini zannederek, rant devşirmeye çalışan uzatmalı şairlerdir, yazarlardır. Bunların en büyük zevki twiter’da takip sayısını artırıp, herkesi kendinden haberdar etmektir. Çünkü bilirler ki, amiral gemisi gazeteler, ana muhalefet koltukları, TV programları, köşeler gitmeden bu şöhretin dibine vurmak gerekir. Gerçekten hakkını verirler twiter’ın. Mesela berabere kalan takımı galibiyetinden tebrik ederler bunlar, durup dururken Hülya Avşar’a köşelerinden çakarlar, Başbakan’ı sudan sebeplerle eleştirirler, Pensilvanya’ya laf sokarlar, olmadı şehrin en çalışkan bürokratı olan Vali’ye iftira edeler. Bütün bunlar sonunda en çok onların tıklanacağını bilirler. Hakikaten yapılan istatistikler sonucunda halkımızın bu zevatı bolca “tık”ladığı görülmektedir. Muhterem ve muazzez dostlar;  halbuki bu zevat-ı gafilanenin "tövbe heram" söyledikleri sözün ne hakikatle, ne faydayla, ne etle, ne sütle en ufak bir alakası yoktur. Bunlar, etliye sütlüye bir lokantada, bir de çektikleri nutuklarında karışırlar. Çünkü onların çapı budur. Cesaretleri boyları kadardır. Bunlar bazen, ülkedeki her iki kişiden birisinin oyunu almış, siyasi geleceğini tehlikeye atma pahasına kardeşlik sürecini başlatan Başbakan'a,  gecesini gündüzüne katarak koşturan Vali'ye, yaptığı işin hakkını veren sanatçıya çakıp pirim elde etmeye çalışırlar. Onlar kin ve kan kokan adamlardır. Hesaplarını, kitaplarını altüst eden, konforlarını bozan halk çocuklarına tahammülleri yoktur. Çünkü onlar beyaz türktür! Mal gibi olan bu zevat-ı namuhteremin, başkalarıyla uğraşmaktan, özgün projeler üretmeye, bakir fikirler ortaya atmaya ve dahi kendileriyle ilgilenmeye zamanları dahi olmaz. Ama maalaesef bu mallar, kendilerini hep dev aynasında görürler. Geceleri gündüzleri twiter'dır. Nerdeyse tuvalette kâğıdıyla ne yaptığını okurlarıyla paylaşma noktasına gelmişlerdir. Orada bile beğenilmek, takip edilmek, alkışlanmak isterler. Hatta bunu bir gereklilik olarak görürler. Bunlar siyaset kürsüsünde kendilerine danışmanları tarafından sufle edilmiş eski, eksik ve samimi olmayan metinleri okuyup, ertesi gün gaflarını da yeni gaflarla düzeltmeye kalkan çıtası düşük siyasilerdir. Diğer yandan köşesinde iftira atıp, sonra ilgili kişiden randevu almaya çalışan çok yüzlü, çok yönlü gafillerdir. Erkek gibi bağırıp, kancık gibi susan bu mal gibi delikanlılar, maalesef miatlarının dolduğunun farkında değiller. Bunlar her yerdeler. Siyasette. Ticarette. Medyada. Bürokraside. Sanatta....   Oysa aynaya bakmak zamanı şimdi. Üreten insanlara ya katkı yapmalı ya yeni bir şeyler üretmeli, yahut susmalı. Değilse bir porsiyon dut yeyip susmalı.