BİR ÂKİL ADAM, ŞEYH FETHULLAH...


 


Türkiye akil adamlar listesine kilitlendi.

63 kişilik barış ordusu, Türkiye’nin 7 bölgesine dağılacak.

Bilgilerini, birikimlerini, tecrübelerini ortaya koyarak çözüm sürecine katkıda bulunmaya çalışacaklar.

Ama birliktelik kapısını açacak kilidin anahtarı tek başına ne bilgi, ne tecrübe…

Yüreklerini ortaya koymaları gerekecek; hatta canlarını, candan çok sevdiklerini…

Bir zamanlar tek başına mutlak bir sulha aracılık eden Şeyh Fethullah gibi…

Yıl 1915…

Birinci dünya savaşı yılları…

Tehcir Kanunu tebligatı Mardin’e de ulaşır…

Yetkililer bölgedeki Süryanileri, savaşta hükümetin yanında yer almalarına rağmen, Hıristiyan oldukları için tehcir etmeyi düşünür.

Sonunda Ortodoks Süryanilerin bölgede kalmasına, Protestan olanlarınsa sürgün edilmesine karar verilir.

Protestan Süryaniler, daha yolun başındayken çetelerin saldırısına uğrar. Büyük bölümü katledilir, bir bölümü tutuklanır.

Bu durum; Müslüman köylülerin desteğine rağmen, Ortodoks Süryanileri de tedirgin eder.

Tam da bu tedirginlik döneminde karmaşa ortamından faydalanan bazı aşiretler, Süryani köylerini basmaya, mallarını gasp etmeye başlar.

Süryani bir grubun tutuklu dindaşlarını kurtarmak için hükümet binasına saldırmasıyla olaylar büyür, asker devreye girer.

Silahlanan Süryaniler, Aynvert Köyü’nde tam 3 ay kuşatma altında kalır. Açlıktan ölümler başladığında bölgenin ileri gelenlerinden Mahmud Azizke devreye girer, ikisi kadın 4 Süryani’ye yiyecek almak için alışveriş izni verilir. Alışverişten dönen Süryanilerden biri dönüş yolunda vurulur, geri kalanlar bir mağaraya sığınır.

Artık kördüğüm haline gelen düşmanlığı, bölgenin önemli din âlimlerinden Şeyh Fethullah Hamidi çözer.

Mağaradakilerle görüşmeye gelen Şeyh Fethullah, sadece bu mahallî sorunu değil, Süryanilerle askerler arasındaki savaşı da bitirmeye niyetlidir. İki tarafla barış görüşmeleri yapar; silah bıraktıkları takdirde öldürülmekten endişe eden Süryanileri, “sahip olduğu tek oğlunu ve yeğenini onlara rehin bırakarak” barışa ikna eder.

Süryanilere, bir saldırı halinde oğlu Siraceddin ile yeğeni Sıddık'ı öldürebileceklerini söyler.

İki tarafın birbirine karşı silah kuşandığı bir ortamda…

Atılacak her kurşunun, patlamaya hazır bir cephaneliğin tam ortasına düşeceğini bile bile…

Toplumsal barışın, can paresinin canından daha kıymetli olduğunun bilinciyle…

Bu samimi arabuluculuk karşısında Süryaniler silahlarını teslim eder, askerler de kuşatmayı kaldırır.

O gün Şeyh Fethullah’a, bir babaya öz evladını rehin bıraktıran güç, barışa olan inancıydı…

Şeyh Fethullah, sadece bilgisi ve tecrübesini değil, yüreğini koydu ortaya…

Temelini yüreğiyle attığı barış, aradan geçen yaklaşık 100 yıla rağmen sarsılmadı.

Bölgedeki Süryaniler onu hâlâ hayır dualarla yâd ediyor…

Uzun yıllar, Deyrüzzaferan manastırında, patriklerin fotoğraflarının arasında onun resmi de yer aldı.

Aynvert kuşatmasına şahit olanların torunları, evlerinin başköşesine bu Müslüman âlimin resimlerini asıyor hâlâ…

...

Bir akil adam tek başına barışı tesis edebiliyorsa, 63 akil insan bugün çok daha fazlasını yapabilir.

Formül belli…

Yürekleri ortaya koymak…