Nasıl Eşit Olsunlar Ki


‘’Türkler bu ülkenin yegâne efendisi, yegâne sahibidir. Saf Türk soyundan olmayanların bu memlekette tek hakları vardır; hizmetçi olma hakkı, köle olma hakkı. Dost ve düşman, hatta dağlar, taşlar bu hakikati böyle bilsinler.’’ ( Türkiye Cumhuriyeti Devleti ilk Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt)

1960 darbesinin ilk Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel gittiği Diyarbakır’da şu cümleleri sarf eder;’’ Bu memlekette Kürt yoktur, Kürdüm diyenin yüzüne tükürürüm.’’

Yıl 2013. Yer TBMM. Bir milletvekili;’’ Bana Türk ulusuyla, Kürt milliyetini eşit, eşdeğerde gördüremezsiniz.’’ diyor.

Nasıl eşit olsunlar ki? Mümkün değil. Biri bu ülkenin sahibi, efendisi; diğeri hizmetçi, köle!

Nasıl eşit olsunlar ki? Mümkün değil. Birinin her şeyi serbest, diğerinin ise daha birkaç sene öncesine kadar varlığı kabul edilmeyen, hatta adını anmak bile yasak olan ve buna bağlı olarak dili, müziği, sanatı, şiiri de yasaklıydı.

Nasıl eşit olsunlar ki? Mümkün değil. Biri dağlı, diğeri şehirli; kullandıkları oy bile eşit olmamalı, şehirlinin kullandığı oy, dağlının kullandığı oyun iki katı sayılmalıdır!

Nasıl eşit olsunlar ki? Mümkün değil. Birinin dili medeniyet dili, diğerinin ki medeniyet dili olamaz! Hatta bırakın medeniyet dili olmasını anlaşılamayan bir dil olarak kayıtlara geçiyor.

Nasıl eşit olsunlar ki? Mümkün değil. Biri kendi kimliğiyle doğuştan tüm haklara sahip, diğeri doğuştan hiçbir hakka sahip değil ancak bu haklar birileri tarafından verilmelidir!

Aristo mantığında da bu vardı. Zira bazı insanlar bazılarına hizmet etmek için yaratılmışlardır. Efendiler ve köleler vardı. Efendi her zaman efendi kalıyor, köle de her zaman köle olarak kalıyor. Sınıf değiştirmek yok. Galiba bizim ülkemizde de bazıları bu mantığı seviyor

Bazen insan kendini gülmekten alamıyor. Kendini aydın görüp bu düşüncelere sahip olanlara ancak gülünür. Bir taraftan demokrasiden, insan haklarından, eşitlikten ve özgürlüklerden bahsederler ama insanları eşit görmezler. Hem ırkçılığa karşı olduklarını söylerler hem de ırkçılık yaparlar. Hem bin yıllık kardeşlikten söz ederler hem de öteki kardeşin kendileriyle eşit olmadığını söylerler. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu…  

Aslında Türkiye kamuoyu bu tür söylem ve düşüncelere yabancı değildir. Yıllardır aynı zihniyet var ve bu zihniyet yıllarca bu ülkeyi yönetti. Zaten bu zihniyetten dolayı Kürt Sorunu çıkmıştır. Kendi varlığından başka hiç kimsenin varlığını kabul etmeyen, başkalarını hizmetçi gören bir zihniyet bu ülkeye ne kazandırabilir ki?

Kendi ulusunu üstün görmek, başka ulusları alçak görmektir. Oysa insanları, kavimleri, dilleri,   kısacası her şeyi yaratan Yüce Yaratıcı tam tersini söylüyor. Üstünlüğün soydan gelmediğini ve bize Resulü vasıtasıyla gönderdiği mesajında şöyle buyuruyor: ’’Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kavimlere ayırdık. Allah katında en değeli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanızdır (takvalı olanınızdır). Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır.’’(Hucurat Suresi 13). Buna benzer başka ayetler de var. Bizi yaratan, bizim bir erkek ve dişiden olduğunu söylüyorsa; bizler nasıl oluyor da kendimizi başkalarından üstün görüyoruz. Yani aynı babadan aynı anneden geliyoruz.

Yaşadığımız şu çağda artık böyle bir zihniyet iflas etmiştir. Bütün dünya ırkçılıktan çok çekti. Afrika’dan tutun Amerika’ya kadar yıllarca ırkçılıktan dolayı birçok insan, ikinci sınıf vatandaş muamelesi gördü ve zulüm, işkence, haksız uygulamalarla karşı karşıya kaldı. Hatta sırf siyah ırktan oldukları için katledildiler.  Kürtler de maalesef bu konuda çok çekti. Artık bu zihniyetten kurtulmak gerekir. Kimsenin kimseye üstünlüğü yoktur. Kaldı ki böyle bir zihniyet artık demode olmuştur.

Son yıllarda ülkemizde görülen bazı güzel gelişmeleri ırkçılık zihniyetine kurban etmemek gerekir. Birbirimizi farklılıklarımızla kabul etmek ve bu farklılıkları zenginlik olarak kabul eden bir zihniyete sahip olmalıyız.

Ülkede yaşanan son barış sürecine böyle açıklamalar zarar verir. Geldiğimiz noktadan bir daha geri dönüş olursa bu ülke kaybeder. Hepimiz kaybederiz. Yeter artık; bu ülke kaybetmesin.

BIJÎ WEKHEVÎ YA GEL AN…

BIJÎ BIRATÎ YA GEL AN…