Alparslan Türkeş mi?


“Dehşete düşüren liste” başlığındaki haberi okuduğumda, listedeki Turgut Özal ismine de, Muhsin Yazıcıoğlu ismine de şaşırmadım. Eşref Bitlis, Necip Hablemitoğlu, Uğur Mumcu isimlerine de…

      Hani “milletin vicdanı” diye bir tabir vardır. Millet olarak sezinleriz aslında ne olduğunu ve hükmü orada verip, koyarız bir köşeye de yine de elimizden bir şey gelmez. Aşılmaz duvarlar, geçilmez engeller vardır önümüzde. Bu yüzden sadece bekleriz. Hani şöyle babayiğitler çıksa da bizim vicdanımızda hükmü verilenlerin üzerine gitse, adalet yerini bulsa.

       Baktık olmuyor, “milletin sağduyusu”nu devreye sokarız. Ve sessizce veririz tepkimizi, verilmesi gereken yerde. Amiyane bir tabirle, “yemiyoruz artık” deriz mesela ve seçimse seçim, referandumsa refarandum; verilmesi gereken cevabı veririz.

       Çünkü biz, ekonomi, kalkınma, sosyal ve kamusal iyileştirmelerden de ziyade vicdanımızı tırmalayan şeyleri daha çok önemseriz. Gözlemleriz, ölçeriz, biçeriz ve sonunda vicdanımıza en uygun olan kararda –çoğunlukla- adım atarız.

       Bu sebeple, değil kişi başına düşen milli gelirdeki artışlar, ağzıyla kuş tutup bize ikram edecek olsalar, önce adalet deriz. İçimize sinmez yanlış üzerine temellenmiş gelecek, boğazımızdan geçmez o kuşların eti.

      Demek ki ilk beklentimiz –aslında- bu yöndedir. Bunu bizi yöneten iktidarların anlamasını sabırla bekleriz. Adalet ve güven. Önce bunlar “tesis” edilmeli deriz, bu anlamda ışıltılı törenlerde kesilen kurdeleleri pek fazla önemsemeyiz.

       “Dehşete düşüren liste” başlığındaki haberde yer alan bilgiler, vicdanları rahatlatmaktan öte daha da tırmalayacak cinsten. Merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun vicdanları lime lime etmesi gereken sır dolu ölüm şekli bir yana, Hrant Dink’in yırtık ayakkabılarıyla yüzükoyun uzanışı hâlâ gitmedi gözlerimizin önünden. Bunu yapanları tek kelimeyle özetlemişti milletin vicdanı: Vicdansızlar!

      Meğer o vicdansızlar, hiç tahmin etmeyeceğimiz isimler üzerinde de denemişler, vicdana ters suikastlarını.  Alparslan Türkeş ismi bunlardan biri.

      Benim en çok şaşırdığım isim yani.

      Haber şöyle; “28 Şubat post modern darbesiyle ilgili haklarında eski TCK. 147. Maddesi uyarınca “Hükümeti düşürmek” suçlamasıyla dava açılan sanıkların gözaltına alındıkları tarihte evlerinde yapılan aramalarda elde edilen belge ve dokümanların incelenmesi bitti. Yapılan incelemelerde 28 Şubat döneminde Genelkurmay Psikolojik Harekat Dairesi Başkanı olarak görev yapan Oğuz Kalelioğlu’nun evinde “sayın komutanım” diye başlayan ve “arz ederim” diye biten iki sayfalık el yazılı metinde sarsıcı bilgiler yer aldı. Taraf'ta yer alan habere göre suikasta kurban gidenlerin isim listelerinin yer aldığı belgede isimler “askerler” ve “siviller” olarak sıralandı. Sivillere ait listenin başında, 8.Cumhurbaşkanı Turgut Özal bulunuyor. Özal’dan sonra suikastla öldürüldüğü belirtilen diğer isimler ise şöyle sıralanıyor: MHP eski Genel Başkanı Alparslan Türkeş, Muhsin Yazıcıoğlu , Ahmet Taner Kışlalı, Necip Hablemitoğlu, Uğur Mumcu , Abdi İpekçi , Hrant Dink. Askerler listesinde de Bahtiyar Aydın, Eşref Bitlis gibi isimler var.”

        Demek ki milletin vicdanına yeni bir isim daha takılacak bundan böyle. Sağduyusuyla yargılamak üzere.

        Eğer hâl böyle ise, hemen her partiyi çok yakından ilgilendiren bu isimlerin sır dolu ölümleriyle ilgili olarak eski defterler yeniden açılmalı. Mesela başta MHP ve CHP bu işe canla başla bir el atmalı, kapanan dosyalar yeniden açılmalı. Milletin gönlünü fethetmek gibi bir gaye varsa, bu gaye böyle samimi adımlarla temellenmeli.

        “Ekmek ve şarap dağıtırız, unuturlar” diyen Neron’un danışmanları gibi kişiler derhal yakınlardan uzaklaştırılmalı, şarap dolu sorunsal gündemlerle değil vicdanı hedef alan gündemlerle somut çözümler üzerinde durulmalı.

       Milletin vicdanı yani, bu kadar küçümsenmemeli, dalga konusu yapılmamalı. Zira bu kadar önemli hadiselerin yanında içkiyi ve kayıkçı dövüşlerini tartışıyor olmamız utanç verici! Hem de bu millete yönelik bir aşağılama söz konusu. Neron’un çözümünden pek bir fark yok, biraz düşününce.

       Öyleyse, onurla başlayalım işe. İnsan onurunu değerlendirelim en geniş perspektifte. Mesela diyelim ki, hiç kimse geçmişinde ne yapmış olursa olsun alçak bir suikasta kurban gitmemeli. Faili meçhul ne demek? Kalmamalı artık böylesi bir sır bu devirde.

      Sondan başlayarak gidilebilir bu anlamda da. Önce Uludere, sonra Reyhanlı… Sonra sırasıyla az önce bahsi geçen isimler.

        Önce milletin vicdanı aydınlansın. Ekmek ve şarap sonraki mesele…