Türkiye'de Bir İlk Ve Düşündürdükleri


Türkiye’de Bir İlk Ve Düşündürdükleri

           Türkiye birkaç gündür İstanbul Taksim’deki Gezi Parkından dolayı çalkalanıyor. Hükümetin Taksim’deki Gezi Parkını kaldırıp yerine devasa bir alış-veriş merkezi yapacağı, bunun yanında kütüphane ve müzenin de olabileceğini açıklamasının ardından halk sokaklara döküldü. Yeşilin kaldırılması ve betonlaşmaya gidilmesini engellemek için halk bir anlamda isyan etti. Ağacıma dokunma, betonlaşma istemiyoruz, hükümet istifa gibi sloganlarla Taksim meydanını dolduran binlerce kişi bir haftadan fazladır Gezi Parkında adeta nöbet tutmaktalar.

           Polis ilk iki gün müdahale etmedi dolayısıyla herhangi bir olay da yaşanmadı. Ne zaman ki müdahaleler oldu olaylar da başladı. Polisin halkı dağıtmak için orantısız güç ve biber gazını kullanması, Tomalarla halkın üzerine su sıkması halkı galeyana getirdi. Taksim’de bu sahneleri gören diğer illerdeki vatandaşlar da Taksim’e destek eylemleri yaptı. Bu destek eylemleri dalga dalga yayılarak 50’nin üzerinde ilde her yer Taksim, her yer direniş sloganları atılarak yapıldı ve yürüyüşler düzenlendi. Tabi ki bu 50 ilin çoğunda halka karşı yine biber gazı kullanıldı. Taksim’deki eylemlere birçok sanatçı, yazar ve aydın da destek verdi.

         Hükümetten gelen ilk açıklamalar, halkı daha da galeyana getirdi. Birkaç çapulcu denildi. Sonra da Gezi Parkının tamamen kaldırılmayacağını birkaç ağacın söküleceğini ve yapılacak yeni düzenleme ile daha fazla yeşil alanın olacağını açıklamalarına rağmen, halk inanmadı. Hükümet başta sert çıkışlar yaptıysa da halk, geri adım atmayarak biber gazına rağmen eylemlere devam etti.

       Eylemlerin başlamasıyla beraber yargının yürütmeyi durdurma kararı vermesi ise ayrı bir hezeyandır. Zira 6 aydır yargıya taşınan bu olay, karar için halkın meydanlara dökülmesi gerekiyormuş.

        Gezi Parkı olayında aslında çıkarılacak çok dersler ve bununla beraber sorulması gereken çok soru vardır:

        Türkiye tarihinde ilk defa bir olay karşısında, halk toplumsal bir tepki göstermektedir. Peki, yıllarca varlığı inkar edilen, dili yasaklanan, köyünden zorla çıkarılan, sürgün edilen, faili meçhullere binlerce kurban veren, işkencenin alasını gören Kürt halkının, Gezi Parkındaki birkaç ağaç kadar değeri yok muydu ki halk böylesine toplumsal bir tepki göstermedi?

        Özellikle 28 Şubat süreciyle fişlenen inançlı insanların, camiye gittiği için takip edilenlerin, inancı gereği başını örten ve okullardan atılan genç kızlar ve bununla beraber aslında Müslüman olmak adeta suç! haline geldiği dönemde Müslümanların Gezi Parkındaki ağaçlar kadar değeri yok muydu ki halk böylesine toplumsal bir tepki gösterilmedi?

        Alevi vatandaşlara karşı yapılanlar; Maraş, Çorum ve Sivas Madımak olaylarında öldürülen Alevi yurttaşların Gezi Parkındaki ağaçlar kadar değeri yok muydu ki halk böylesine toplumsal bir tepki göstermedi?

        Roboski’de uçakların bombardımanı sonucu öldürülen 34 Kürt gencinin Gezi Parkındaki ağaçlar kadar değeri yok muydu ki halk böylesine toplumsal bir tepki göstermedi?

          Hatay Reyhanlı’da bombalı eylemde 50’den fazla vatandaşımızı kaybettik. Yanlış politikalara karşı neden böylesine toplumsal bir tepki gösterilmedi?

          Evet, yeşili koruma ve betonlaşmaya karşı çıkmak, çocuklarımıza yeşil bir dünya bırakmak için toplumsal bir tepki göstermek, hep beraber olabilmek çok güzel bir davranıştır. Fakat bu toplumsal tepkileri insanlar ölürken de, cezaevlerinde işkence görürlerken de, hasta halleriyle ceza çekmeye devam ederlerken de ve her türlü hukuksuzluğa karşı göstermek gerekir.