Türk Sorunu Mu


      Türkiye, Kürt Sorununu barışçıl yöntemlerle çözmek için başlattığı Barış Sürecinin ilk günlerini yani Apo ile görüşmelerin yapıldığının kamuoyuna açıklandığı ilk günleri hatırlayalım. Bu görüşmeler bazı kesimlerin hoşuna gitmemişti. Hükümetin başlatmış olduğu çözüm sürecine karşı zehir zemberek açıklamalar yaparak karşı olduklarını açıkça belli ediyorlardı. Yok, efendim neymiş, güya iktidar ülkeyi bölüyormuş, terör örgütüyle pazarlık yapıyormuş. Ardından şu açıklamalar da yapıldı; iktidar Kürt Sorununu çözmeye çalışırken bundan böyle de Türk Sorununu ortaya çıkarmıştır. Kürt Sorununun çözümü konusunda anlamsız suçlamalarla iktidar suçlanıyordu.

      Bugün şöyle bir baktığımda Taksim Gezi Parkı olaylarının bu hale gelmesi o gün Türk sorunundan bahsedenlerin sebep olduğunu düşünüyorum. Yani en sonunda Türk sorunu veya Batı Anadolu sorununu çıkarmayı başardılar.

     Çok masumane bir şekilde başlayan ve başta gerçekten ağaçları korumak ve betonlaşmaya karşı çıkmak için yapılan eylemler gittikçe başka bir hal almaya başladı. Amaç değişti, katılımcılar değişti. Sosyal medya üzerinden birçok kesim örgütlenerek özellikle mesai saatlerinden sonra Taksim’e yürüdüler. Ayrıca bazı kişi veya kişilerin sosyal medyada attıkları mesajlarda örneğin bu eylemler sadece ağaçlar için değil demeleri olayın başka bir yöne kanalize edildiği ve başka bir amaca dönüştüğü de belli oldu. Ve Taksim Gezi Parkı, adeta birikmiş bir öfkenin patlama meydanına dönüştü. Hatta sözüm ona kendini sanatçı olarak gören bazıları katıldıkları televizyon programlarında Başbakanı, Adnan Menderes’e benzeterek onun sonunun da öyle olacağını söylüyorlar. Yani askeri darbe çığırtkanlığı yapıyorlar ve darbelere duydukları özlemi dile getiriyorlar. Üstelik sosyal demokrat olarak geçiniyorlar. Bu hükümetten kurtuluşu da 2. Kurtuluş savaşına benzetiyorlar. 

       Tabi ki olayların bu hale gelmesinde yapılan bazı yanlışlıklar da oldu. Oradakilere çapulcu denilmesi ve polisin birkaç kez biber gazlı müdahalesi, orantısız güç kullanması hataydı. Şüphesiz böyle müdahale kabul edilecek bir müdahale şekli değildir. Ve sanki bu durum birilerinin ekmeğine de yağ sürmüş oldu. Bir diğer hata, eylemlerin amacından sapması ve bu duruma kadar getirilmesi ne kadar yanlış ise bunlara karşı mitingler düzenlenerek adeta meydana başka meydanlardan cevap vermek de o kadar yanlıştır. Tıpkı en başta onlar kaç kişi toplarsa biz on katını toplarız yanlışı gibi…

      Fakat daha sonra mesajın alındığının söylenmesi ve başbakanın eylemci grupların temsilcileriyle ve sanatçılarla görüşmeler yapması yine de çözüm olmadı. Hatta karşılıklı zıt açıklamalar iyice ortamı gerginleştirdi.

        Dikkatinizi başka bir konuya daha çekmek isterim. Şu anda oradaki eylemciler veya onların temsilcileri konumundaki insanlar, bu eylemlere Kürtler niye destek vermiyor siteminde bulunuyorlar. Türkiye’deki bütün grupların ve halkların bu eyleme destek vermeleri ve hepsinin dayanışma içinde olması gerektiğini söylüyorlar. Peki, soruyorum, şimdiye kadar Kürtler inkâr edilirken, biber gazına maruz kalırken niye Kürtlerle dayanışma halinde olmadınız?