Büyük Hamle: Şah ve Sultan


Bugünün anahtarı tarihte saklıdır.

Bugünün sırlarını geçmişin derinliklerinde bulmak mümkündür. Tarihi bilirsek, içinde bulunduğumuz zamanın neden ve niçinlerini daha iyi kavrarız.

Dilerseniz, küçük bir bakış açısı değişikliğiyle “Gezi Olayları”na tarihsel perspektiften bakalım.

Gezi olaylarından hemen önce Hükümetin, 3. İstanbul Köprüsüne "YAVUZ SULTAN SELİM KÖPRÜSÜ" adını verdiğini bir yerlere not edelim. Biliyorsunuz bir Başbakan her konuda bilgi sahibi olamayacağı için, konularla ilgili danışmanlar vasıtasıyla kendisine bir takım öneriler arz edilir, bilgiler verilir. O da bunlar içerisinden kendinde uygun olanı seçer, karara bağlar ve uygular. Fakat Başbakan kendisine içteki İran sempatizanları tarafından arz edilen bu Osmanlı Dehasının bir takım kitleler üzerinde(ALEVİLER) tepki doğuracağını öngöremeden iyi niyetle bunu kamuoyuyla paylaştı. Ve böylelikle oynanan oyunun bir sahnesi daha içteki hainler tarafından sahnelenmiş oluyordu. Şimdi bu bilgiyi hatırda tutarak konuya girelim.

“Gezi Parkı” eylemleriyle başlayan, TAKSİM olaylarıyla devam eden, oradan birçok ile sıçrayan olaylarda vefat eden üç gencin ALEVİ olduğunu biliyor muydunuz?

Reyhanlı’ya yapılan saldırının ana ekseni, çoğunluğu Sünni Arap olan bu ilçede,  bir ALEVİ DÜŞMANlığı körüklemekti.  

Patlamadan hemen sonra atılan bazı manşetler aynı koronun solo versiyonlarıydı.

“Eserinizle övünün”,  “AKP’nin eseri”, “Tayyip kamplarının bedeli” “ÖSO’nu da al git”. Bu manşetler, kurgunun parçasıydı ve Sünni kesimden Suriye ve Hatay Alevilerine tepki verilmesi hedefleniyordu. Buradan da ulusal ölçekte bir Alevi-Sünni çatışması devşirilmeye çalışılıyordu.

Hatta bu kozmik oyun için, uluslararası medya kuruluşları canlı yayın araçları kiralamış, en parlak savaş muhabirlerini ülkeye göndermiş, iç savaş görüntülerini dünyaya servis etmek için pusuda bekliyorlardı.

Fakat devletin ve halkın sağduyulu çağrı ve davranışları sonucu bu bozguncular avuçlarına yaladılar.

Sonra beklenmedik bir şey oldu.

Bazı provokatörlerin ve iş bilmez devlet görevlilerinin yanlış müdahaleleri sonucu malum Gezi Olayları cereyan etti.

Saatlerce süren canlı yayınlar yapıldı, ülkenin Mayıs Performansını gölgede bırakacak “Cilalı İmaj Bozma Çalışması” yapıldı.

Sonrasında artan şiddet olayları,halkın nefretini çekti ve RTE bunu müthiş bir taktikle siyasi bir başarıya dönüştürdü.

 

***

 

Şimdi gelelim bu olayın tarihteki yerine.

Bu bölgenin en eski iki milleti Türkler ve İranlılardır.

Dolayısıyla bu iki karizmatik toplumun liderleri arasında da hep bir güç ve iktidar mücadelesi olagelmiş.

Dilerseniz bunu Şah İsmail ve Yavuz Sultan Selim’den alalım.

ŞAH İSMAİL ve YAVUZ SULTAN SELİM.

Şah ve Sultan.

İki büyük devlet adamı.

Dünyayı iki komutana dar gören iki yayılmacı siyasi deha.

Ve yüzyıllar sonra aynı coğrafyada atalarına benzeyen iki lider.

AHMEDİ NEJAT ve RECEP TAYYİP ERDOĞAN.

Tarih tekerrür ediyor…

Neredeyse atasıyla aynı özelliklere sahip iki siyasi deha.

Modern zamanların iki yayılmacı, cihan hâkimiyeti ülküsüne sahip iki lideri.

RTE “Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat” ilkesi gereği açık ve yalın, Ahmedi Nejat takiyye geleneğinden geldiği için iki yüzlü ve sinsi.

Ahmedi Nejat, kronik Türk düşmanlığını göz önünde bulundurarak Cumhurbaşkanı olduğu günden beri dünyanın birçok yerinde saman altından su götürüp, küresel ölçekte bir Şiileştirme faaliyeti sürdürerek yayılmacı politikalarını uygulamaya çalıştı. Birçok Bektaşi tekkesi Şiileştirildi. Devletin içindeki bazı unsurlarının katkılarıyla TC ile anlaşmalar yaparak ajanlar, öğrenciler, hatta bir ara hemşireler göndermek suretiyle kaleyi içten fethetmeye çalıştı. Suriye’ye sahip çıkışı, Irak’ın başında Maliki’nin olması, Hizbullah’la, Rusya ve Çin’le ilişkisi hep bu bölgede güçlü bir “SÜNNİ TÜRKİYE” görmek istememesi düşüncesi nedeniyleydi.

 

*****

Oynanan son tiyatronun iki türlü sonucu vardı. Bunlardan biri ekonomik, diğeri siyasi rant.

Oyunun ekonomik rantıyla ABD, AB gibi ülkeler, siyasi rantıyla da İRAN ilgileniyordu. İsrail ise, intikam almanın hazzını yaşıyordu. Ne de olsa intikam soğuk yenen bir yemekti.

Fakat her geçen gün suların çekilmesiyle görüldü ki, kazanan yine Tayyip Erdoğan ve Türkiye oluyor.

Çünkü kötü niyet ve takiyye, kısa sürede kazanmış gibi gözükür ama uzun vadede asla!