O Benim Belediye Başkanım!


Biz Türk Milleti olarak acayip bir milletiz. Uzman olmadığımız, hakkında kanaat sahibi olmadığımız nerdeyse hiçbir konu yok. “Ağzı olan konuşuyor!” diye de meşhur bir repliğimiz var! Ağzı olan konuşuyor!

Oysa ağız bazen de susmak içindir, değil mi ama?

Son günlerde nereye gitsem hemen karşıma büyükşehir belediye başkanının kim olacağına dair, üstün sosyolojik, politik, ekonomik, trajik, stratejik, psikolojik, komik, kısacası sonunda ne kadar “ik” varsa o yönlü değerlendirmeler yapılıyor. Ardından da aday adayı lotosu, en sonda da banko aday konuyor ortaya. Gülüyorum ama doğrusunu söylemek gerekirse bu bilmiş edalar, başka alanlara kanalize edilebilirse Urfa’mızın potansiyeline potansiyel katacağını da düşünmeden edemiyorum.

Daha önce sadece İstanbul ve Kocaeli’nde uygulanan Büyükşehir Belediyesi Modeli (BŞBM), diğer büyükşehirlerde ve eklenen yeni büyükşehirlerde de uygulanacak. Uygulamanın ruhu kısaca, şehrin mülki sınırları aynı zamanda belediyenin de sınırlarıdır. Yani büyükşehir belediye başkanı şehrin her karış toprağının belediye başkanıdır.

Konu böyle olunca, Ceylanpınar’dan Halfeti’ye, Siverek’ten Harran’a kadar herkes bu konuyla yakından ilgilenmek zorunda hissediyor kendini. Ve yoğun birikim ve altyapılarıyla hemen konuya bir uzman görüşüyle sarılıp, hayati değerlendirmeler yapıyorlar. Çünkü, ortaya konmayan her görüş vatana ihanettir.

Tabii diğer yandan, Mesele Memleket Millet Meselesi olunca, sırf vatan millet sevdasıyla, Allah rızası için yönetime talip olan kalbur üstü adaylar çıkıyor piyasaya. Hatta bu adayların coşkusuna coşku katmak için aday adayı pazarları, siteler, anket platformları oluşturuluyor.

İki kelimeyi bir araya getirmekten aciz olanlar, halihazırda oturdukları koltukta omurgasızlıktan eriyip sürüngene dönenler, kendilerine telefonla ulaşan her otoriteye “Belki seçim sürecinde lazım olur!” diye el-pençe divan durarak temenna eden, uğursuz yağ küpü bürokratlar, rüyalarında bile kendinden başkasını görmeyen narsist öğretmenler, gelecek sezon için alt yapı oluşturan sahte takunyacılar, VIP salonlarında sık sık boy gösteren saçı, sakalı ve bıyığı boyalı cengaverler, el altından sahte anketörlere rüşvet veren harami medya patronları, cehennem kuyularına dönmüş sıra gecelerinde kirli pazarlıklar yapan sözde kanaat önderleri ve benzeri ve benzeri kişiler Ankara’dan aldıkları ışıkla bu dönem bizi yönetmeye talip oluyorlar. Ah ne büyük şeref. Bu her biri birbirinden kıymetli bu vatan evlatlarına fedakârlıklarından dolayı minnet borçluyuz. Onlara sorsanız derler ki, “Vallahi ben istemiyorum, halk beni istiyor. Ankara’dan sıkıştırıyorlar beni!” derler. Gerçekten göz yaşartıcı bu hasbilik ve diğerkâmlık karşısında duygulanamamak mümkün değil.

Oysa böyle olmamalı.

Adaydan ziyade bir aday profilli oluşturulmalı. Ve büyükşehir belediye başkanı adayımız böyle belirlenmelidir.

Çünkü düğme yanlış iliklenirse, bütün düğmeler yanlış iliklenir. Yani şehri bu önemli dönemde yanlış kurgularsak, artık Şanlıurfa denen bir şehirden bahsetmek mümkün olmaz.

Sevgili okurlarım sizden aşağıdaki yorum bölümüne görmek istediğiniz belediye başkanının profilini yazmanızı rica ediyorum. Bir sonraki yazıda hepimizin eseri olan “O Benim Büyükşehir Belediye Başkanım!” profili yazıp tarihe not düşeceğiz.

Teşekkürler, görüşmek üzere.