Kelle Koltukta Artık...


 

      Ya Rabb! Sen de görüyorsun, bir hayvanın kafasını keser gibi insanın kafasını kesiyorlar. Üstelik daha çocuk denilecek yaşta. Ve bunu İslam adına yapıyorlar. Keserlerken utanmadan birde Allahu Ekber! Diyerek Senin adını anıyorlar. Çocuğun kafasının nasıl kesildiği, Senin meleklerin kaydetmiştir.

      Ya Rabb! Çocuk, kadın, yaşlı demeden topluca katlediyorlar. Hem de işkence ede, ede. İnsanın yüreği dayanmıyor Ya Rabb! Oysa hepimiz biliyoruz ki; Peygamberin vasıtasıyla bize gönderdiğin kutlu kitabında bunların hiç biri yok. Bu tür eylemlerin hepsini yasaklamışsın. Bu gün İslam adına yaptıklarını iddia ettiklerinin hiç biri İslam’la hiçbir alakası yok. Yüce Peygamber, hiçbir savaşta, hiçbir gazvede hiçbir zaman çocuklara, kadınlara, yaşlılara dokunmamıştır. Dokunulmasını yasaklamıştır. O’na karşı savaşanlara bile, böyle işkenceyi yapmamıştır, yapılmasını da yasaklamıştır. Hatta katılamadığı savaşlara ve gazvelere; komutanlarına özellikle çocuk, kadın ve yaşlılara dokunulmaması hususunda defalarca tembihte bulunmuştur. Zira o diyordu ki ben rahmet, şefkat ve merhamet peygamberiyim. Korkutan değil, müjdeleyenim. ‘’ Öldüreceğiniz kuduz bir köpek dahi olsa, ona işkence etmeyiniz’’ buyurmaktadır o yüce insan.

    Ya Rabb! Senin sevgili peygamberinin sevgili torunu Hüseyin’i Kerbela’da şehid edenler de, İslam adına yaptıklarını söylüyorlardı. Ailesiyle beraber çocuk, kadın demeden herkesi yok ettiler.  Ve diyorlardı ki ‘’ İşte şimdi, Bedir Savaşının intikamını aldık.’’ Daha sonra halkın önünde ve peygamberin minberinde adlarına hutbe okuyorlardı, okutuyorlardı. Peygamberin çok sevdiği torununu ailesiyle beraber katledeceksin, Onu asi ilan edeceksin ve bunu İslam adına yaptığını söyleyeceksin. Bunlarda hiç utanma yok. Tıpkı bu gün bazılarının yaptığı gibi…

       Ya Rabb! Uhud savaşında müslümanlar çok kayıp vermişti. Savaşta Sevgili Peygamberin de yaralanmıştı. Ve intikam almaya yeminli müşrik kadın Hint (Ebu Süfyanın karısı)  Uhud’da şehid düşen Hz. Hamza’nın ciğerlerini çıkarıp çiğniyordu. Ya Rabb! Bu gün Suriye’de de aynısı yapılıyor. Yani tarih tekerrür ediyor. Oysa ölmüş birinin kim olursa olsun, hangi dinden olursa olsun ve hatta zalim birisi bile olsun, cesedi parçalanıp ciğerleri çiğnenmez. Çünkü dinimiz böyle bir şeye izin vermiyor. Kaldı ki zaten insani bir durum da değildir. Ve dinimiz, insanlığa aykırı her türlü davranışı, eylemi yasaklamış ve haram kılmıştır.

      Ya Rabb! Kim olursa olsun ve kime yapılırsa yapılsın, hepsini lanetliyoruz. Çocukları, kadınları, savunmasız insanları bu tür işkencelerle öldürenlerin, hepsini lanetliyoruz. Bu mübarek ayda sünni olsun şii olsun, Müslüman olsun gayr-ı müslim olsun, Kürt olsun Arap olsun intikam duygularıyla böyle yapanların hepsini lanetliyoruz.

    Daha önce terörist Mihraç Ural tarafından Banyas’ta bir katliam yapılmıştı. Şimdi artık o tür katliamlar savunmasız Kürt köylerinde de yapılıyor. Ve artık Suriye’nin her tarafında herkes için, kelle koltukta artık. Zira her an kesilebilir. Üstelik yapanlar, kendini Müslüman olarak görüyorlar. Son günlerde bu tür görüntüler internet sitelerinde ve sosyal medyada oldukça fazla yer almaktadır. Soru şu; ne oldu da birden bire Suriye’nin en sakin bölgesiyken, savaştan kaçanların sığındıkları yer iken, savaşın yönü değişerek savaş Rojava’ya yani Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı bölgeye kaydı? Kürtler ne yapmıştı da kafaları kesiliyor, aile boyu- çocuk, kadın, yaşlı demeden- katlediliyorlar? Hâlbuki Rojava’da ne savaş vardı ne de katliam yapılıyordu. Hiç kimseyle alıp veremedikleri yoktu. Tek suçları yoğun olarak Kürtlerin yaşadığı yerlerde sivil bir yönetim kurmuşlardı. Halk meclislerini oluşturmuşlardı. Üstelik bu sivil oluşumlar içerisinde Türkmenler ve Araplar da vardı. Fakat Esed’in kaybettiği yerleri tekrardan geri almaya başlaması ile moral kaybeden muhalifler ne olduysa Rojava’ya saldırdılar. Oysa daha önce muhaliflerle yapılan bir anlaşma vardı, ama muhalifler anlaşmaya uymadı. Esed’i bırakıp Kürtlere saldırdılar. Kürtler kendilerini savunmaya başlarken ve El-Nusranın bu saldırıları sorgulanırken bu sefer de şöyle bir yalan uydurdular; Kürtler, Esed’le işbirliği yapıyor. Oysa böyle bir durum neden olsun ki ya da olması için bir gerekçe yok ortada. Sırf yaptıkları yanlışa kılıf uydurmaktan başka bir şey değildir uydurdukları yalanlar.

      Nihayetinde Kürtler, Rojava’da kendi yönetimlerini ve Özerk bir Kürt bölgesi oluştururlarsa kime ne zararları olabilir ki…  Yoksa İslam’da veya Kur’an-ı kerim’de, Kürtler özerk bir yönetim oluşturamazlar, devlet kuramazlar diye bir kural veya emir mi vardır? Kürtlere karşı çıkıyorlar, bazı kesimler…

    ‘’ Ey İman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahidlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz, sakın ha sizi adaletsizliğe sevk etmesin. Âdil olun. Bu, Allah’a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.’’ (Kur’an-ı Kerim, Maide Suresi-8. Ayet)

      Ya Rabb! Yukarıda bahsettiğimiz durumların son bulması için bütün yalvarmalarımız sanadır. Müslüman coğrafyasında akan kanın durması için yaptığımız duaları kabul et. Zulmedenlerin kökünü kazıt ve bizi adaletsiz kimselerden eyleme… Tüm halklara karşı ve tüm halkların  hakları için adaletli kimselerden eyle…