Katliamlarla Amaçlanan Nedir?


 

Yeni firavun yine sahnede…

 

Bu kez biraz daha da firavunlaşarak…

 

Yeni firavun Sisi, galiba atasının gördüğü rüyanın, aynısını görmektedir. Yani Musa’nın doğacağı ve iktidarını darmadağın edeceği rüyasını… Bundan dolayı da katliamlar yaparak tahtını sallayacak Musalara engel olmaya çalışmaktadır. Ama yanıldığının farkında değil. Zira o Musa büyüyecektir. Ve Sisi, akıttığı kanda mutlaka ordusuyla beraber boğulacaktır.

 

Tarih 14 Ağustos 2013. Yer Mısır. En demokratik, en barışçıl ve en haklı bir taleple yaklaşık 40-50 gündür meydanlarda olan halk, hakkını almak için binlerce kurban verdi, binlercesi de yaralı.

 

Daha Mısır’daki askeri darbeye darbe bile demeyen Amerika ve Avrupalı bazı devletler artık kına yakabilirler. Binlerce insanın ölümünü acaba nasıl izlediler doğrusu merak ediyorum. Belki de şampanya patlatarak kutlama bile yapmışlardır. Ya da keyif sigarası tüttürmüşlerdir. Mursi’ye karşı meydanlarda yapılan gösterilere, demokratik haklarını kullanıyorlar diyenler,  Mursi, cuntacılar tarafından devrildikten sonraki darbe karşıtı ve barışçıl gösteriler için ise evlerine gitmelerini, meydanları boşaltmalarını söylüyorlar. Yani demokratik haklarını kullanıyorlar diyemiyorlar.

 

Zalim Arap diktatörler ise, bu akan oluk oluk kan üzerinde artık ebru sanatını uygulayabilir ve tablo haline getirerek birbirlerine hediye edebilirler. Yeni firavuna gönderdikleri paralar ve verdikleri destekle kan nehirlerini oluşturdular. Kana kana içsinler artık, bu kan içici diktatörler. Ne de olsa onlara göre ölenler, teröristtir! Cunta yönetimi kendini savunuyormuş!

 

Mısır, Arap coğrafyasında çok önemli bir ülkedir. Bu ülkedeki İhvan hareketi ise Müslüman dünyası için önemli ve model bir harekettir. Şimdiye kadar silaha bulaşmamış ve kendi içinde bulaşanlarla yollarını daima ayırmıştır. Hiçbir zaman şiddet yanlısı bir hareket olmamıştır. Arap baharında aslında en büyük devrimi de onlar yapmıştı. Zira Ortadoğu coğrafyasında en önemli ülkede -ki yıllarca demir yumruklarla yönetilmişti- böyle bir devrim yapmak, gerçekten çok önemliydi. Ve bir damla kan bile dökmeden yapmışlardı bu devrimi…

 

İktidara gelmeleri özellikle İsrail için iyi olmamıştı. Çünkü Ortadoğu coğrafyasında İsrail’i ilk tanıyan devlet de Mısır’dı. Ayrıca İsrail dost ve müttefik bir iktidarı kaybetmiş ve daha da önemlisi artık Filistin’deki zulmüne dur diyebilecek bir iktidar vardı. Yani İsrail sıkışmıştı. Amerika ve Arap diktatörler de sıkışmıştı. Ne yapıp edip bunları iktidardan uzaklaştırmak gerekiyordu. Nihayetinde yeni bir firavun buldular, genelkurmay başkanı Sisi. Zaten öteden beri Mısır ordusunun Amerika ile ilişkileri de herkesçe biliniyordu. Alttan altta da halkı kışkırtarak sokaklara çıkardılar. Askeri darbeyi yaptırıp kenara çekildiler. Uygulamaya koydukları senaryoyu izlemeye başladılar. Müslüman kardeşlerin barışçıl ve demokratik gösterilerinin gün geçtikçe güç kazanarak devam etmesi üzerine ise katliam yapma aklını Sisi’ye verdiler. Tabi ki Sisi de hemen emri yerine getirdi.

 

Aslında yapılan bu katliamlarla üç şey amaçlanmıştır. Bunlardan birincisi, İhvan hareketini silahlı bir mücadeleye zorlayarak örgüt haline getirmek ve onun yeraltına inmesini sağlamaktır. Ardından bütün devletlerce kabul edilen terör örgütleri listesine almaktır. Dolayısıyla darbeci yönetimi meşrulaştırarak teröre karşı mücadele ettiklerini söylemektir. İkincisi, eğer İhvan, silaha sarılmazsa bu tür katliamlarla gözünü korkutarak meydanlardan çekilmesini sağlamak, Cezayir örneğinde olduğu gibi. Harekete darbe indirerek güç kaybetmesini ve bir daha toparlanmasını engellemektir. Üçüncüsü ise, İsrail ve yandaşları olan Arap diktatörlerini rahatlatmaktır. Fakat İhvanın, bütün bu beklentileri boşa çıkaracağını düşünüyorum. Yani ne silaha sarılacaktır, ne de korkudan dolayı meydanlardan çekilecektir. Aksine direniş ruhunu daha üst seviyeye çıkararak, alanlarda olacaktır. Çünkü ülkede bir aylık olağanüstü hal ve sokağa çıkma yasağı ilan edilmesine rağmen milyonlar yine sokağa dökülerek gösterilere devam etmiştir.

 

Bu katliamlarda Türkiye’nin tavrını da takdir etmek gerekir. Bütün dünya sessiz dururken Türkiye, açık bir şekilde ve yüksek bir sesle hem daha önce darbeye karşı tavır almış hem de bu katliamlara en sert tepkiyi göstermiştir. Bu zulme karşı sessiz kalmamıştır.   

  

 ZULME KARŞI SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR…