En mühim karar


Hava malum kurşun gibi. Yo, öyle aşırı sıcaklardan, insana pek de bir şey yapmaya fırsat vermeyen ve adeta elini kolunu bağlayan sıcaktan mütevellit bunalımdan değil. Yaşadığımız şu son derece yaralayıcı, ruhumuzu sıkan ölümlerden, kandan, gözyaşından…

       Mısır’dan gelen haberler bizi perişan etmişken, Suriye’de yaşanan son insanlık dramı psikolojimizi iyice bitirdi. Manevi anlamda etkilenmemek mümkün değildi zira iddia edilen korkunç bir gerçek vardı. Esed rejimi kadın çocuk demeden yüzlerce insanı kimyasal silahlarla öldürmüştü.

        Nasıl Mısır’da babasının Esma’ya yazdığı mektup, yüreklerimizi dağlayıp bizi gözyaşlarına boğmuşsa, Suriyeli babanın ölen yüzlerce çocuk arasından iki kızını aradığı ve ararken sarfettiği o acı dolu cümleler içimizi burktu.

      Mısır belki bize uzak fakat Suriye’yle ilgili bir gerçek daha vardı ki, o da bizi hayli ürküttü.

        Son zamanlarda haberini sıkça yaptığımız “Suriye’den seken kurşunlar” ana cümlesiyle bu durumdan bir hayli nasibini alan Şanlıurfa ve dolayısıyla Ceylanpınar’ın bu kimyasal silahların havaya yaydığı zehirden yahut da Türkiye’ye geçiş yapan Suriyeliler vasıtasıyla durumdan etkilenmeyeceği belirsizdi.

       Ve dahi bu maddi gerçeğin yanısıra Ceylanpınar’ın ve topyekün Şanlıurfa’nın bu süregiden mezalimden manevi anlamda nasıl etkilendiği önemli bir mevzuydu.

        Öyle ya! Bizler yüzlerce kilometre öteden okuduğumuz haberlerle, izlediğimiz görüntülerle ruhi çalkantılar içine giriyorken, bu ilimizde ve ilçemizde yaşayan insanlarımız kim bilir ne durumdaydı?

        Zira onlar haberi okumuyor ya da izlemiyor yaşıyorlardı. Seken kurşunlar, kimyasal silahlarla ilk elden muhatap olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunmak ciddi psikolojik rahatsızlıklara yol açabilirdi.

        Muhtemelen bunlara sebep oluyordu da bu durum.

       Bu sebepleri ve sonuçları es geçmeyen hükümet, durumun vahametine binaen bir karar almış. Ki bana göre alınması gereken en çağdaş, en yerinde, en mühim karardır. Çünkü can güvenliğinin yanında ruh güvenliği de çok elzem bir konudur ve sağlıklı bireylerin komple bir sağlığı yakalaması için temel bir etkendir.

        Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, Şanlıurfa'nın Ceylanpınar ilçesinde yaşayanların sınırın hemen öte yanındaki çatışmalardan olumsuz etkilendiğini belirtmiş. Şahin, bölge halkına yönelik psiko-sosyal destek içeren bir çalışmanın planlandığını söyleyerek şunları ifade etmiş:

        “Bireysel olarak o ailelerle alakalı il müdürlüğümüzle ve valiliğimizle beraber hem onlarla ilgili yapılacak yasal olarak hukuki düzenlemelerde yapılması gerekenlerin talimatını verdik ve takibini verdik. Hem de bu sizin vermiş olduğunuz bu genel toplumsal duyarlılığı ve hassasiyeti yönetmemiz gerekiyor. Ve psiko-sosyal desteğin çok daha güçlü şekilde verilmesi gerekiyor. Çocuklarımız okul dönemine gireceği için veliler ve çocuklar üzerinde çok daha güçlü bir sosyal destek psiko-sosyal destek gerekiyor. Biz bunun şu an Ankara'da planlamasını yaptık. Bireysel olarak yaptığımız bu çalışmayı güçlendirerek toplumsal bir çalışmaya da dönüştüreceğiz. Ailelerle de ben zaten bire bir görüşüyorum."

        Sosyalliğinden de evvel durumun psikolojik kısmı ifade ettiğim üzere çok mühim. Öyle vahim tablolar yaşanıyor ki bizlerin bile bu desteğe ihtiyacı doğuyor ve hatta. Kaldı ki tüm bu dramı gerek duyarak, gerek bizzat şahit olarak ve gerekse bize de yansır mı diye korku ve endişe içinde yaşamak var.

       Ceylanpınar’ın ve dolayısıyla Şanlıurfa’nın yaşadığı budur. Ve muhakkak bu karar bireyler üzerinde ivedilikle uygulanmalıdır.