Yeni Anayasa


Sivil ve demokratik bir anayasa yapmayı beceremedik. 2011 seçimlerinde bütün partilerin seçim kozu sivil anayasa olmasına rağmen maalesef sözlerini yerine getiremediler. Halkın beklentilerini görmezden geliyorlar. Seçim sürecinde meydanlarda sivil anayasaya taahhütleri halkı çok umutlandırmıştı. Türkiye’nin, değişen ve gelişen günümüz dünyasına uygun modern, insan haklarına daha çok atıfta bulunacak, özgürlükçü, demokratik standartlara uygun ve en önemlisi de artık inkârların ve eşitsizliklerin önüne geçebilecek bir anayasaya ihtiyacı vardır. Bütün beklentiler de zaten bu yöndedir.

 

Seçimlerden sonra meclis bünyesinde kurulan anayasa komisyonuna her parti eşit sayıda üye verdi. Anayasa komisyonu öncelikle halktan, derneklerden, sendikalardan, kurum ve kuruluşlardan anayasa ile ilgili çeşitli görüşler aldı. Dünyada mevcut en çok demokratik olan anayasalar incelendi. Çünkü yeni anayasada herkes kendini bulmalıydı ve işte bu anayasa benim anayasam diyebilmeliydi. Komisyon çalışmalarına başladı. Önceki anayasada değiştirilemez denilen maddeler sonraya bırakıldı. Zaman zaman bazı konularda tıkanıklıklar olmasına rağmen yine de birazcık da olsa mesafe alındı. Fakat vatandaşlık tanımı, değiştirilemez denilen maddeler ve özgürlükler gibi çok önemli sayılan birçok konuda hiç mesafe alınamadı. Sadece bu konular mı? Hayır. Anadilde eğitim ve farklı halkların tanınmasında da anlaşmaya varamadılar. Zira hala komisyondaki üyelerin bazıları herkesi Türk olarak görmekte ve Türkçe dışında başka dilleri kabul etmemektedirler.

 

 12 Eylül anayasasının bir darbe anayasası olduğu ve bunun da artık Türkiye’ye mevcut konjonktürde dar geldiği herkesçe bilinen bir gerçek. Kaldı ki o anayasayı hazırlayanlar bu ülke insanına neler çektirdiler neler? O anayasayı hazırlayanlar zaten vatandaşı düşman gibi görüyorlardı. Ve o anayasa ile yıllarca vatandaşları ırkından, inancından kılık kıyafetinden ve siyasi düşüncesinden dolayı sınıflara ayırdılar ve yok etmeye çalıştılar. Hala o insanların yaptıkları anayasa ile yönetilmemiz ayıbın daniskasıdır. Bu antidemokratik anayasanın yerine daha demokratik bir anayasanın bir an önce yapılması şarttır. Hakikaten inançları, değişik halkları, farklı anadilleri yok sayan, inkâr eden, herkesi tek halk gören, bütün farklı fikirleri ya bölücü ya da irticacı olarak gören kısaca tekçi bir zihniyetle yapılmış bu anayasa artık günümüz Türkiye’sine yakışmamaktadır.

 

Şu anda komisyon çalışmalara devam etmesine rağmen aslında en can alıcı maddelerde mutabakat sağlanmıyor olması hala bu ülkede tekçi zihniyetin devam ettiğinin işaretidir. Özellikle son zamanlarda medyaya yansıyan haberlere göre ilk dört madde, yani değiştirilemez ve değiştirilmesi dahi teklif edilemez maddeler konusunda bazı kesimlerin aynen kalması yönünde diretmesi ve bunlar bizim kırmızı çizgilerimizdir demeleri, üç yıllık çalışma sürecinin heba edilmesi anlamına gelmektedir. Başka bir deyişle eğer bu maddeler aynen kalırsa diğer maddelerdeki değişiklik hiçbir anlam ifade etmeyecektir.

 

Komisyon kurulurken Türkiye toplumunun büyük umutlar bağladığı bu komisyon yeni anayasa beklentilerini bir an önce karşılamalıdır. Yeni anayasada vatandaşlık tanımından tutun bütün inançlara kadar, siyasi düşüncesinden tutun vatandaşın anadilini eğitim dili olarak kullanabilmesi hakkına kadar her konuyu ve herkesi eşit bir biçimde kapsamalıdır. Yani yeni anayasada temel hak ve hürriyetler konusunda herkes kendi farklılığıyla- ırkı, siyasi düşüncesi, inancı, giyim kuşamı- ve kendisi olarak, yani başkası olmak zorunda kalmadan eşit haklara sahip olmalıdır.    

 

Ayrıca değiştirilemez madde olmamalıdır. Haşa Kur’an ayetleri değildir ki değiştirilmesin. Neticede duruma göre maddeler her zaman revize edilebilmelidir. Çünkü dünyada birçok şey değişirken, ülkeler gelişirken anayasanın da o duruma uyarlanması gerekmektedir. Kaldı ki toplumlar da artık eskisi gibi durağan değildir, değişkendir. Sürekli bir hareketlilik içindedir. Dolayısıyla yapılacak yeni anayasa her zaman toplumun isteklerine cevap verebilecek bir kapsamda yapılmalı ve yenilenebilir özellikte olmalıdır.

 

ÖZGÜRLÜKÇÜ, EŞİTLİKÇİ VE DAHA DEMOKRATİK BİR ANAYASA HAZIRLANMASI DİLEĞİYLE…