Baba ve Oğlun Çatışması!


          Her ne kadar bireyin tutum ve davranışları çocukluk yıllarında ailenin içinde temel buluyorsa da, gençlik yılarında, okul eğitimiyle öğrenilen evrensel görüşler ve eğitimli arkadaş çevresinden edinilen değerler, gençlerin tutum ve davranışlarını şekillendirmekte, aileleriyle aralarında görüş farklılıklarını oluşturmaktadır.

       Örneğin hem şehirde yerleşik eğitimsiz ailelerin çocukları hem de kırsaldan gelerek eğitim için yurtlarda kalan ve daha sonraları da yüksek öğrenim için başka kentlere giden gençler, toplumsallaşmalarını aldıkları eğitimden, örnek aldıkları öğretmenlerinden ve eğitimli arkadaşlarından etkilenerek tamamlamaktadırlar.  

       Bu farklılaşma sonucunda gençlerin edindiği yenilikçi evrensel değerlerle, ebeveynlerin sahip olduğu gelenekçi tutucu değerler arasında farklılığa, bezen de görüş çatışmasına dönüşmektedir.

       Gençlerin aileleriyle görüş farklılıkları, sosyal, siyasal, ekonomik hatta dini yorumlamalar da bile kendini göstermektedir.

       Bu görüş çatışmasının şiddeti, gençlerin ve ailelerin görüşlerindeki gelişmişlik düzeyiyle orantılıdır. Aile gelenekçi tutucu, çocuğu yüksek öğrenim almış ve demokratsa görüş çatışmasının şiddeti fazladır. Aile bilinçli ve demokrat, çocuğu da buna paralel olarak toplumsallaşmayı tamamlamışsa, çatışma yok denilecek kadar azdır. Ancak gençlerin, kötü arkadaş grupları içine girerek edindiği madde bağımlılığı, kumar ve hırsızlık gibi kötü alışkanlıklar yönünde olumsuz toplumsallaşmaları durumunda, yine yapıcı ve iyileştirici görev üstlenecek olan ailelerin eğitimi ve bilinçlenme düzeyleri önemlidir.

       Çağdaş toplumlarda olumsuz bir değişme de, gençlerin, ailelerden ayrı ve kopuk yaşama isteği. Geleneksel toplum bireyinin boyun eğme tutumu yerine, çağdaş toplum bireyinin, birey özgürlüğü temelinde baba otoritesini ret ederek, aileden bağımsız ve ayrı yaşamaya yönelimi artmaktadır. Gençlerin, aileleriyle olan bu olumsuz ilişkilerin temelinde, toplumsallaşmayı sağlayan aile, arkadaş grupları, eğitim ve kurumlar kadar önemli bir etken olan dini anlayışta yatar. Dinin iki önemli unsuru: Birincisi Allaha itaat ve ibadet olan şekli yönü, ikincisi Allaha karşı sorumluluk; bireyin kendine, ailesine, topluma ve dolayısıyla tüm insanlığa ve canlılara karşı sorumluluk ve faydalı olma ile bir bütündür anlayışına dayanan ve bunu akılla açıklamaya çalışan felsefi yönü. Eğitimsiz aileler dinin felsefi yönünü yorumlayabilme yetisine ulaşmadıklarından sadece dinin şekli yönünü, eğitimli aileler de dinin felsefi yönünü ya yüzeysel ya da hiç anlatmamaktadırlar. Böylece çağdaş toplumlarda, bireyin toplumsallaşmasında, ailenin, arkadaş gruplarının, kurumların ve eğitimle tamamlanamayan toplumsallaşmanın manevi yönü eksik kalmakta ve aile-birey ilişkilerinde böyle bir olumsuz durum çıkmaktadır.

       Böylelikle çağdaşlaşmış ve çağdaşlaşma yolunda olan toplumlarda, hem değişen manevi değerlerden dolayı gençler ile ebeveynleri arasında hem de eğitim düzeyi ve dünya görüşü farklılığından dolayı yaşlılar ile gençler arasında kuşaklar arası görüş çatışması oluşmaktadır.