Hastanın Söyleyemedikleri


            

            Ne zordur birilerine muhtaç olmak, onlara bağımlı yaşamak...

             Bir kaş çatılması, bir dudak büküş, bir yüz yıkış, bir ters bakış, nasıl da tonlarca ağırlığın altında bırakır ruhu...

           Çaresizlik hücrelerine kadar girer,  dermansız bırakır hastayı.

            Hep içe dönük yaşar. Utanır, mahcup olur. Ama isyan etmez.

           Vardır bir sebeb - i hikmeti diye bekler…

           Bir ömür bekleyecektir belki.

           Bilir.

           Ama duruşunu değiştirmez.

           Zordur kahredicidir üzüntü hüzün, damarları kurutucudur.

           Bekler yine de...

           Bekler ki rahmet ne zaman gelir...

           Beni bu insanların insafından ne zaman kurtaracak Yaradan diye bekler.

           Ya şifa gelecektir arkasından ya ölüm...

           Sıcak bir gülümseyişten başka bir şey değildir isteği.

           Ne duygu gülleri açacaktır bir gülümseyişle iç âleminde.

          Kimse bilmez...
          Yapmak istediklerini yapamaz çoğu kez istememek için.
          Zorunlu hallerde ise, söylemeden başlar kalp sızıları.
          Hızlanır atışlar.
          Baş dönmeye başlar.
          İsteme halleridir bunlar.
          Kimse fark etmez...
          Ya reddederse...
          Yapılamayış değil de reddediliş vuracaktır onu bir kez daha tamiri imkânsız sayısız          yerlerinden...
          Ağlamak gelir içinden,  sesi çıkmaz.
          Bıktılar düşüncesi aç bir hayvan gibi iliklerine kadar kemirir onu.
          Duyan olmaz…
          Damarları titrer ellerinin içinde.
          Bilen  olmaz...
          İç çekişleri gizli, hayal kırıkları gizli, gözyaşları...

         Gurur, acizlik, çaresizlik üçgeninde bir çekişme vardır içinde.
         Bir anlayışlı bakış,  milyonlarca güneş değerindedir onun için.
         İçe akar gözyaşları görmez insanlar.
         Kapanmayacak yaralarla doldurmuştur her bir gözeneğini kırıcı söz ve davranışlar. Bilmez insanlar.
         Bir değildir, bin değil. Ne kadar sinir, hücre, kas varsa hepsi ağrır, hepsi acır, hepsi sancır...
         Şimşekler düşer yüreğine. Boranlar, fırtınalar, kasırgalar yaşar duyguları. Dışa vurmaz...
         Yıpranır...
         Hakaretlere ve imalara katlanır sessizce. Eli kolu bağlıdır. Kendi yaşamını kuramaz. Çaresizlik, en kalın zincirlerden daha        bağlayıcı ve acı vericidir. İstenmediğini bilmek, derin ve onmaz bir yaradır ruhunda. Bedensel değil ruhi acılar çökertir onu.           Keskin, vurucu, yıkıcı, yakıcı acılar, kangren olmuştur yüreğinde.
         En zoru, insanlara güvenilemeyeceğini idrâk ettiği boyuttur. Acı yığılır yüreğine. Nefes alamaz duruma gelir...
         Esas sorun onları sevmekten vazgeçememesidir...
         Öyle acı duyar ki, yıkılmaz dediği kalelerin surları bir bir üstüne düşünce. Kalbi durur bir müddet. Atmaz olur.
         Ne bahaneler bulur olumsuzluklara, sevdikleri lehine. Durduramaz yine de asırlık çınarların devrilişine benzeyen yıkımı... Kıyımı...
        Vücudunun değil kalbinin sızısıdır onu yere vuran. Zonklar iç yaraları. Beyni çatlama noktasında durur düşüncelerinin ağırlığından.
      Tonlarca ağırlık oturur yüreğe. Nasıl nefes alınır o iç cehenneminde bilinmez...
       Bir güç vardır ona yardım eden
       Rahmet altındadır her an...
      En küçük bir esintide ferahlar yürekleri. Öylesine açtır ki sevgiye, şefkate, ilgiye...
      Unutur hemen yaşadıklarını, yapılanları...
      İki taraf için de rahmet vardır bu unutuşta.
      Rahatlamıştır hasta...
      Affedilmiştir kusurlu olan...
      Ama, tekrar tekrar aynı yıkımı yaşatır insanlar ona. Hiç bitmeyecek iç yangınlarında geçer ömrü...
      Her iki tarafa da kazanç sağlayacaktır hastalıklar, eğer nefisler aşılabilirse.
      Hasta şikâyet etmediği için.
      Yakınları hastaya baktıkları için, ihtiyaçlarını gördükleri için.
      Allah’ın kullarına rahmet olarak gönderdiği  evliyalarından biri, hasta düşmüştür. Uzun süren hastalık onu zorlamakta, yakınlarına ve talebelerine derin üzüntüler yaşatmaktadır.
     Evliya şikâyetsiz rıza gösterir...
     Talebelerinden biri bir gün dayanamaz.
     Hocam, der. Sizin dualarınız yanınıza gelen her hastaya şifa oldu. Kendiniz için de dua etseniz de bu ıstıraplardan kurtulsanız.
     Evliya  cevap verir:
     -Ey çocuk, ben  Allah’a nasıl  senin gönderdiğini istemiyorum geri al derim...”
      Bir hediyedir hastalıklar, bir nimettir...
      Gelme sebepleri vardır.
      Ve mutlaka hayırlıdır.
      Onları bir bela, bir dert olarak algılamak bilgisizlik sebebiyledir.
      Rahman, hastaları belirli bir müddet için, başkalarına muhtaç ve bağımlı kılmıştır.
      Herkes bilir bunu.
      BİLİNMEYEN, SAĞLIKLI İNSANLARIN, ONLARIN RIZASINA VE DUASINA MUHTAÇ KILINMIŞ OLUŞUDUR...