Anadilde Eğitim Hakkı


Yeni eğitim-öğretim yılının başlamasıyla anadilde eğitim talepleri yine en çok konuşulan konulardan biridir bu günlerde. Özellikle doğu ve güneydoğuda, birçok kentte protestoların ve yapılan okul boykotların nedeni anadilde eğitim hakkı talebiyle ilgiliydi.

 

Doğal olarak insanoğlu kendi anadilinde eğitim görmek ister. Uzmanların da görüşlerine göre anadilinde eğitim gören çocukların daha çok başarılı olduğu yönündedir. Zaten bu onun en temel insani hakkıdır. Yüce Yaratıcının vermiş olduğu bir haktır. Fakat ülkemizde maalesef bu hak verilmiyor. İki saatlik seçmeli olarak verilen anadil eğitimi ise minnet edilerek bu hakkı talep edenlerin yüzüne vuruluyor.’’ Daha önce bu hak verilmiş miydi, hayır, yine televizyonda yayın hakkı var mıydı, hayır, bakın bugün TRT Şeş’i açtık’’ gibi sözler havada uçuşuyor. Bir halkın hakkı sadece bu kadar mıdır? Veya Yüce Yaratıcı mı Kürtlere bu kadar hak vermiştir? Benim tanıdığım Yüce Yaratıcı, daha yaratırken bütün insanları eşit yaratmıştır ve bütün insanlara her açıdan eşit haklar vermiştir. Benim tanıdığım Yüce Yaratıcının Sevgili Peygamberi fethettiği hiçbir yerin halkının -İslam’a aykırı davranışları dışında- hiçbir şeyine karışmamıştır ve hiçbir şeyini yasaklamamıştır.

 

Deniliyor ki anadil ana sütü gibi helaldir ama anadilde eğitim olmaz. Çelişkili değil midir böyle bir açıklama? Anadilde eğitim isteyenlere de; gitsinler Kuzey Irak’ta eğitim görsünler deniliyor. Almanya’da yaşayan Türkler için anadillerinde eğitim hakkı istediğimizde Alman Devleti gitsinler Türkiye’de öğrensinler deseydi tepkimiz ne olurdu acaba? Bu söz aslında bana bir zamanlar,’’ başını örtmek isteyenler Suudi Arabistan’a ya da İran’a gitsinler’’ sözünü anımsatıyor. Ne dersiniz, benzerlik var mıdır?

 

 Anadilde eğitim için gerekli alt yapının olmadığını ve coğrafyayı, matematiği, kimyayı verebilecek öğretmen var mıdır, diyenler, 1 Kasım 1928’deki harf inkılabını hatırlasınlar. Bir gecede bütün ülke nüfusu cahil kaldı. Yani bir gün önce her şeyi okuyabilen halk bir gün sonra hiçbir şeyi okuyamayacak duruma düştü. Anadilde eğitime karşı çıkanlar bu durum hakkında ne düşünüyorlar acaba? Kaldı ki Kürtler, anadilde eğitim isterken harf inkılabında yapıldığı gibi hemen yarın olsun demiyorlar. Elbette bunun bir alt yapısının hazırlanması, bu alanda eğitim verebilecek elemanın yetişmesi gerekir. Daha doğrusu bu alana atamalar yapılırsa bu işi yapabilecek çok kişi de vardır ama diyelim ki yoksa da, bu elemanlar yetişene kadar belli aşamalar yerine getirilirse inanıyorum ki ülkedeki birçok sorun da hal olmuş olacaktır.

 

Anadilde eğitim ülkeyi böler diyenlere gelince; bir zamanlar yarım saatlik TRT’de Kürtçe yayın yapılması planlanırken de bu yayın ülkeyi böler diyorlardı. Yayın başladı, ülke bölünmedi. Daha sonra TRT Şeş için aynı tepkiyi gösterdiler ama yine ülke bölünmedi. Kürtler, ayrılma gibi bir niyetlerinin olmadığını defalarca söylemelerine rağmen hala birileri bunu gündemde tutuyor. Aslında buradaki amaç Kürtlerin haklı taleplerine gölge düşürmektir. Yazar Ali Bulaç, Kürtler Nereye? Adlı kitabının 141. Sayfasında şunları yazmış:’’ Kazakistan’da 130 civarında ayrı dil konuşuluyor. Kamusal alanlara, mahkemelere, hastanelere, devlet dairelerine hangi dille müracaat ediliyorsa, devlet o dille cevap vermek zorundadır. Hepsinin medyada temsilcileri vardır. Aynı şekilde bu dillerin televizyonlarda kendilerine tahsis edilmiş saatleri vardır. Hepsine okullarda kendi dillerini öğretiyorlar. En son gittiğimizde Güney Kore’den 30 kişilik bir aile vardı. Bunlar Almaata valisine müracaat ettiler. Valilik Cumartesi ve Pazar günleri kendi okullarını onlara tahsis etti ve ‘’ öğretmen bulun size Koreceyi öğretsin, parasını biz ödeyeceğiz’’ dedi.’’ Ben bu bölümü okurken şok olmuştum ve şu soru aklıma gelmişti; Acaba Kazakistan, demokrasi konusunda bizden daha mı ileridedir? Bu ülkenin asli kurucu halkından olan Kürtlere yüzyıldır ilk defa geçen sene anadili için iki saatlik seçmeli ders hakkı verildi. Hem de 25 milyonluk nüfusları olmasına rağmen. Öte yandan adamlar, ülkelerine üstelik dışarıdan ve yeni gelmiş 30 kişilik bir aileye bile kendi dillerini öğretiyorlar. Her alanda ve her dilde hizmet ve eğitim verilmesine rağmen bu ülke bölünmüyor da Türkiye niye bölünsün ki?