Gayri memnunu memnun etmek


       Eğer siz daha dereyi görmeden paçaları sıvıyorsanız ya da doğmamış çocuğa don biçiyorsanız, sizde büyük bir önyargıyla beraber iyi niyet de yok demektir.

        Hükümeti savunursunuz savunmazsınız, eleştirisiniz eleştirmezsiniz, seversiniz sevmezsiniz, bunlar tamamıyla kişinin kendi inisiyatifinde olan şeylerdir. İnsan kimi sevip kimi sevmeyeceği konusunda özgürdür. Bu onun iradesine bırakılması gereken bir şey. Fakat hakkı teslim etme konusu, objektiflik, önyargısız olma bunlar apayrı şeyler. Birini sevmeyebilirsiniz ama o birine karşı adaletli olmak zorundasınızdır. Veya şöyle diyelim, meseleyi özelleştirelim, Hükümeti sevmiyor olmanız onun yaptığı iyi şeyleri, iyi gayretleri ya da yapageldiği faydalı icraatları görmemeniz anlamına gelmez. Sürekli karşıt bir dil geliştirerek muhalefet yapmış olmayacağınız gibi bu size olan güven duygusunu da sarsar.

        Hükümet karşıtı söylemlerinizle bir yere gelme umudu taşıyorsanız, bir gün bir yerde illaki bu söylemlerin zararına uğrar, milletin karşısında güveninizi kaybetme gibi bir tehlikeyle de karşı karşıya kalırsınız. Zira ortaya sizin söylemlerinizin tam tersi bir durum da çıkabilir.

           Muhalefet cephesinin yarın açıklanacak olan demokrasi paketi ile ilgili yaptığı fevkalade önyargılı, tamamen tahmine dayalı söylemleri tam da bu duruma uygun bir örnektir.   

         Bir duralım bakalım, daha henüz hiçbir şey bilmiyoruz. Kim bilir belki de beklentilerin çok üzerinde olacak. Yahut da oraya gelmeden önce şunu belirtelim, beklentilerin altında kalsa bile yukarıda bahsettiğim şeylere paralel olarak bu sizin paket açıklanmadan önce yapmış olduğunuz faraza söylemleri yine aklamaz. Çünkü ortada büyük bir zan var ve bu zan beni şöyle bir sonuca götürüyor; bu var olan gayri memnuniyetsizliğin siyasi bölümü, demokrasi paketinden son derece güzel neticeler çıksa bile, yine de memnun olmayacak, bunları kötüymüş gibi göstermenin yollarını arayacak.

       Öyle. Dediğim gibi kullanılan dil, sürdürülen önyargı ve kötü niyetli bakış benim böyle düşünmeme sebep oluyor. Çünkü daha ortada bir şey yokken, onun üzerinde yapılan eleştirileri akılla, izanla ve bilimle açıklayamazsınız. Mantığa zaten taban tabana ters düşer.

        Görüldüğü gibi ben paketten de önce bu kafa yapısındayım. Önce bu derdin hallolması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü paketten ülke ve millet menfaatlerinin geneline yönelik olumlu sonuçlar çıksa bile bu, bu zihniyeti pek ilgilendirmeyecek gibi duruyor. Bu kavgacı siyaset devam edecek ve ağzıyla kuş tutulsa dahi mesela denecek ki; neden ağzınla kuş tutuyorsun, git burnunla tut!            

        Ben bunu anlıyorum.

        Paketten sonra gelseydi bu açıklamalar, başımız gözümüz üzerine der, haklılık payları var mı diye bir incelerdik ama açıklanmayan bir şey üzerinde son derece kavgacı bir üslupla verip veriştirmek hiç kusura bakılmasın adil değil. Üstelik bu fitneye de sebep. Bunun iki kişinin arasını bozmak isteyen birinin, birinin attığı iyi adımlar karşısında ötekine koşup; “sakın inanma, o şöyle, o böyle” diye fitlemesinden hiçbir farkı yok.

       Bu meselenin bir yönü. Diğer yönü açıklanacak olan paketin içinden ne çıkacağından ziyade, bunun demokratik yarınlar için bir kapı aralayıp aralamayacağı konusu. Şunu kimse beklemesin, açıklanacak paketin içinden bir sihirli değnek çıkıp bir anda her şeyi düzeltmeyecek. Fakat süregelen süreç içerinde bir büyük adım daha atılmış olacak. Gerçekçilikten, akılcılıktan, bilimsellikten uzak bazı muhalif söylemlerin aksine ben öyle umut ediyorum ki bu sağlam bir adım da olacak. Çünkü ben bu muhaliflerin aksine böylesi mühim konulara duygusal yaklaşmıyorum ve şımarık bir üslupla mızıkçılık yapılmasını da hoş bulmamak bir yana akılcılıktan, gerçekçilikten ve bilimsellikten uzak buluyorum. Avam siyaseti olarak değerlendiriyorum. Zira bu kısacık süre içerisinde ancak bu kadar ilerleyebilirdi memnun olunmayan durumlara dair gelişmeler ve ancak bu kadar yol alınabilirdi. Eğri oturup doğru konuşmak gerekirse ve dahi hakkı teslim etmek, bu en sağlıklı değerlendirme olur.

        Şunu kabul edelim, Hükümet gayri memnunu memnun etmek için çabalıyor. Sivil anayasa, Gezi’de yaşananları doğru değerlendirememek vs. gibi bazı konularda yalpalıyor fakat ortada bir çaba olduğu da muhakkak.

        Bardağın boş kısmından ziyade dolu olan kısımlarını görüp, buna göre hareket etmek bu anlamda her açıdan faydalı. Çünkü siyasi çekişmeler bir yana gelecek hepimizi ilgilendiriyor ve kısır, kof, bilimsel ve akılcılıktan uzak çekişmelere kurban edilmeyecek kadar mühim.

       Hal böyle olunca paketin açıklanmasıyla birlikte bu muhalif söylemlerin had safhaya ulaşmasına değil, eksiklerin beyan edilip, somut çözümlerle giderilmesi için sunulacak akılcı ve milli menfaatlere uygun önerilere ihtiyacımız var.

        Umarız bundan sonrası için böyle olur. Bekleyip, görelim.